Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1047 E. 2026/2015 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1047
Karar No
2026/2015
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/8 E., 2023/62 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ... ve arkadaşları vekili ile davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ........ ili ........ ilçesi ........ köyü çalışma alanında bulunan 1 26... parsel sayılı 1.399,09 m² yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, hibe ve pay devirleri nedeniyle, paylı olarak kadastro komisyon kararına istinaden ..................ve ... adlarına; aynı ada 5 parsel sayılı 5.649,32 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ..., irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle kendi adına tespit edilen 1 26... parsel sayılı taşınmaza dahil olması gereken taşınmaz bölümlerinin 1 26... ve 5 parseller içerisinde davalılar adına tespit edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ve tapu kaydına da dayanarak dava açmıştır. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediğini, davacı ile akrabalığı bulunduğunu ve rızai taksim yapıldığını ve buna göre taşınmazın kullanıldığını, 1991 yılında davacının müdahalesinin men'i için kaymakamlığa müracaat ettiğini ve men kararı aldığını ileri sürmüş; davalılar vekili Avukat .............. ile Avukat ... dosyaya yazılı olarak sundukları beyanlarda ve aşamalardaki beyanlarında davaları kabul etmediklerini ileri sürmüşlerdir. Davalı ..., davayı kabul etmediğini arazide sınırların belli olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2016 tarihli ve 2008/436 Esas, 2016/100 Karar sayılı kararı ile davacı ...’ın 1 26... parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının reddine ve bu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline; 1 26... parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının ise kabulü ile 1 26... ve 3 parsel sayılı taşınmazların 25.09.2008 tarihli kadastro komisyon kararlarının iptali ile teknik bilirkişilerin 07.06.2016 tarihli raporlarının ekinde yer alan krokide (B) harfi ile gösterilen 62,03 m²lik kısmın 1 26... parselden ifraz edilerek 1 26... parsele eklenmesine, 1 26... parselin ifrazdan sonra kalan 1.337,06 m²lik kısmının kadastro tutanağındaki vasıf ile tespit malikleri adina tapuya tesciline, 1 26... parsel sayılı taşınmazın ise (B) harfi ile gösterilen 62,03 m²lik kısmın eklenmesinden sonra oluşan 25.642,76 m²lik kısmın kadastro tutanağındaki vasıf ile ölü tespit maliki ... mirasçıları adına hükümde gösterilen paylarla tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 18.11.2021 tarihli ve 2021/10026 Esas, 2021/11455 Karar sayılı ilamıyla "..İlk Derece Mahkemesinin yaptığı araştırma ve uygulamaya göre, davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu yere ait olmadığına ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenle eldeki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerektiğinin kuşkusuz olduğu; ne var ki; keşif sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporunda, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklarca tarif edilen (dinamit patlatılan yer, ağaçlık, kayalık, kuyular vs. gibi) hudutların, krokide ayrı ayrı gösterilmek suretiyle keşfi takibe imkan sağlanmadığı; ayrıca beyanlar arasında çelişki olduğu halde bu çelişkinin de yöntemince giderilmediğine işaret edilerek yerel bilirkişi, taraf tanıkları, tutanak bilirkişileri ve uzman fen bilirkişilerin katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılması ve yapılacak bu keşifte, öncelikle davacıdan, hak iddia ettiği taşınmaz bölümlerini göstermesinin istenmesi; bundan sonra dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından da ortak sınırın neresi olduğu, davacının kendi taşınmazı içerisinde yer aldığını iddia ettiği taşınmaz bölümünün taraflardan hangisinin ne zamandan beri zilyetliğinde bulunduğu hususlarında maddi olaylara dayalı somut bilgiler alınması; tarafların ve yerel bilirkişi ile tanıkların göstereceği sınırların uzman fen bilirkişisine krokide ayrı ayrı işaretlettirilmesi; beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle bu çelişkinin de giderilmeye çalışılması; çelişkinin giderilememesi halinde ise hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığının gerekçeli kararda tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilirek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "bozma sonrası yapılan keşifte dava konusu 2 ve 3 parsel arasında yerel bilirkişi ve tanıklar zeminde kadastro tespitinde belirlenen sınırdan farklı olarak bir sınır gösterememekle birlikte bozma öncesi yapılan keşifte bu sınırın ağırlıklı olarak gösterildiği; öte yandan mahkemece davalı 1 26... parsele yönelik olarak açılmış olan davanın kabulüne dair önceki tarihli hükmün yalnızca davacı tarafça temyiz edilmiş olması nedeniyle Hüsnü Yılmaz mirasçıları lehine usulü kazanılmış hak oluştuğundan, bu parsele yönelik olarak açılmış olan davanın kabulüne karar vermek gerektiği; Davaya konu 1 26... parsel yönünden ise davacı tarafın iddiasını ispat edemediği" gerekçesiyle 1 26... parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın reddi ile bu taşınmazın tespit gibi tesciline; 1 26... ve 3 parsel sayılı taşınmazların 25.09.2008 tarihli kadastro komisyon kararlarının iptali ile 07.06.2016 tarihli teknik bilirkişi raporunun ekinde yer alan ve krokide (B) harfi ile gösterilen 62,03 m²lik kısmın davalı 1 26... parselden ifrazı ile 1 26... parsele eklenmesine; 1 26... parselin ifrazdan sonra kalan 1.337,06 m²lik kısmının kadastro tutanağındaki vasıf ile tespit malikleri adına tapuya tesciline; 1 26... parsel sayılı taşınmazın ise (B) harfi ile

gösterilen 62,03 m²lik kısmın eklenmesinden sonra oluşan 25.642,76 m²lik kısmın kadastro tutanağındaki vasıf ile ölü tespit maliki ... mirasçıları adına hükümde gösterilen paylarla tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; 1 26... parsel sayılı taşınmazın (B) ile gösterilen 62,03 m²lik kısmının 1 26... parsel sayılı taşınmaza eklenmesinin hatalı olduğunu, bozma sonrası yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda davacıların iddialarını kanıtlayamadıklarının bildirildiğini; bu nedenle 16.10.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddi gerektiğini; yine yargılama giderlerinin de hatalı hesaplandığını, birleşen 2016/11 Esas sayılı davanın reddine karar verildiğine göre müvekkilleri yararına vekalet ücreti takdiri gerektiğini; yine müvekkilleri ... ........... ve diğerleri aleyhinde sadece 126/2 parsel yönünden kısmen iptal kararı verilmişken aleyhte iki kez yargılama giderine hükmedildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamında belirtilen eksiklikler giderilmeden karar verildiğini, bozma sonrası keşifte mahalli bilirkişi olarak dinlenen ................ davalı tanığı olup beyanlarının hükme esas alınamayacağını, yine dava konusu yerde kadimden beri sınır belirlemek için kullanılan kuyuların yerlerinin tespit edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca İlk Derece Mahkemesince dayanak olarak gösterilen men kararındaki kişilerin men edildikleri tarih itibarıyla 1 26... parsel maliki olmadıklarının da gözetilmediğini ve yanlış tapu kayıtları esas alınarak keşif yapıldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafa ait 1 26... parsel ile davalı taraflara ait 1 26... ve 5 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırına ilişkin olarak açılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve arkadaşları vekili ile davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1047, K. 2026/2015, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1047-e-2026-2015-k-d45650cf2038