Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3327 E. 2026/2004 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3327
- Karar No
- 2026/2004
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/2 E., 2022/18 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karara davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ........ ili ...... ilçesi ...... köyü çalışma alanında bulunan 2 00... parsel sayılı 174.35 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle müştereken ..., ... ve ... adlarına; 2 00... , 3 ve 4 parsel sayılı sırasıyla 495.51, 301, 21... ,99 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ise sırasıyla müstakil olarak ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçesinde özetle; dedeleri ......... gelen miras paylarına yönelik olarak, ..... ili ...... ilçesi ....... köyü 2 00... , 2 00... , 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; dava konusu taşınmazların taksim edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.05.2016 tarihli ve 2013/98 Esas, 2016/16 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların 28.10.2015 havale tarihli hukukçu bilirkişi raporunda tespit edilen paylar oranında ..... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 02.05.2016 tarihli ve 2013/98 Esas, 2016/16 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarihli ve 2016/18105 Esas, 2020/2205 Karar sayılı ilamı ile, "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak davacılar, miras paylarına yönelik olarak dava açmış olduklarına göre davanın payları ile sınırlı olarak kabulüne, kalan payların tespit malikleri üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, talep aşılmak suretiyle nizalı taşınmazların ......... tüm mirasçıları adına tesciline karar verilmesinin ve yargılama sonunda vekalet ücretinin ve kamu düzeninden olup İlk Derece Mahkemesince resen belirlenmesi gereken nispi karar ve ilam harcının da davacıların miras payının değeri üzerinden belirlenmesi gerekirken taşınmazların tamamının değeri üzerinden harç ve vekalet ücreti takdirinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasında sonra davalılar vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 17.11.2021 tarihli ve 2021/9994 Esas, 2021/11388 Karar sayılı ilamıyla, "davalılar vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının yerinde olmadığı, ancak dava konusu 2 00... parsel sayılı taşınmazın iki katlı yığma taş ve ve bahçesi niteliğiyle tespit gördüğü, taşınmaz başında yapılan keşif ve alınan beyanlardan taşınmaz üzerindeki evin tespit tarihinden çok önce tespit maliki ... tarafından yaptırıldığının sabit olduğu, diğer bir anlatımla kök muristen kalmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 19/2. maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davalı ...'e ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmemiş olmasının da isabetsiz olduğu" gerekçesiyle, davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarihli ve 2016/18105 Esas, 2020/2205 Karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının önceki bozma ilamında belirtilen nedenlerin yanında bu sebeple de bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "Ulus Asliye Hukuk Mahkemesinin 1980/193 Esas sayılı dosyası tetkik edildiğinde, yapılan yargılamada dava tarihi itibarıyla yani 1980 yılında dava konusu taşınmazların ...'ten mirasçılarına intikal ettiği ve taksim yapılmadığının saptandığı, dolayısıyla bahse konu hükmün, dava konusu taşınmazların 1980 yılına kadar elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu noktasında güçlü delil niteliğinde olduğu, 1980 yılından kadastro tespitlerinin yapıldığı 2010 yılına kadar mirasçılar arasında bir taksim yapılıp yapılmadığının incelendiği, dava konusu taşınmazların bilinen ilk sahibinin tarafların kök murisi ... olduğu ve onun tarafından zilyet edildiği, keşifte beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişiler ve tanıkların birbirine uygun ve uyumlu beyanlarından tüm mirasçılarının katılımıyla usulüne uygun taksim yapıldığını söyleyebilmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla, dava konusu taşınmazların ...'in vefatından sonra taksime tabi tutulmadığı, kök murisin vefatıyla bir kısım çocukları tarafından taşınmazın aynı şekilde kullanımının devam ettiği, adı geçenin ise sağlığında taşınmazları herhangi bir şekilde paylaştırmadığı gibi ölümünden sonra da tüm mirasçılarının bir araya gelip yerleri taksim etmedikleri, alınan beyanlar çerçevesinde murisin kendisi veya mirasçıları arasında ayrıca bir taksimin yapıldığının açık bir şekilde belirlenemediği, dolayısıyla dava konusu taşınmazın tereke mevcudu içerisinde elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğu, bu halde taşınmazlarda sürdürülen zilyetliğin miras hakkına dayalı olarak tüm mirasçılar adına olduğunun kabulü gerektiği, sonuçta mirasçıların tamamının taksime katılımlarının zorunluluk hali, aradan geçen zaman içerisinde taşınmazın mirasçılardan bir veya birkaçının elinde bulunmasının nizalı yerin bir kısım mirasçı/mirasçılara taksim sonucu düştüğü ve yahut diğer mirasçıların bu duruma icazet verdikleri anlamına gelmeyeceği ve mirasçılar arasında zilyetlikle iktisabın da mümkün olmadığı, aksine dair dosyaya yansıyan itibar edilmesi mümkün bir bilgi veya delil bulunmadığı, davalılarca savunmalarını ispata elverişli kanuni açıdan geçerli sayılabilecek taşınmazların zilyetlik durumuna etki gösterir başkaca delil de ibraz edilememiş olması karşısında davacıların söz konusu taşınmazlar yönünden davalarını ispatladıkları, bozma ilamı doğrultusunda davacıların miras payları oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ve yine bozma ilamı doğrultusunda dava konusu 2 00... parsel sayılı taşınmazın iki katlı yığma taş ve ve bahçesi niteliğiyle tespit gördüğü, taşınmaz başında yapılan keşif ve alınan beyanlardan taşınmaz üzerindeki evin tespit tarihinden çok önce tespit maliki ... tarafından yaptırıldığının sabit olduğu, diğer bir anlatımla kök muristen kalmadığı anlaşıldığına göre, 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davalı ...'e ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine kara verilmesi gerektiği" gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne ve 2 00... , 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin ayrı ayrı iptaline, davacıların, 190 ada ile 200 ada arasında kalan yol sınırının düzeltilmesi talebinin ispatlanamadığından reddine, dava konusu taşınmazların davacıların talepleri ile bağlı kalınarak miras payları oranında sahip oldukları paylar, tespit maliklerinin tutanaklarda yazılı paylarından oransal olarak çıkarılıp verildikten sonra mütebaki paylar tespit malikleri üzerinde bırakılmak suretiyle hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacılar/mirasçları ve tespit malikleri / mirasçıları adlarına kadastro tutanağında yazılı vasıf, nitelik ve yüzölçümü ile tapuya tesciline, taşınmazların tapu sicilinin beyanlar hanesine "3303 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince İdarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez, bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak veya tazminat iddiasında bulunulamaz'' şerhleri ile 2 00... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine ayrıca 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi uyarınca "işbu taşınmaz üzerinde bulunan 2 katlı yığma ev ........... oğlu ...'e aittir'' şerhlerinin yazılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacıların davayı ispatlayamadıklarını, taşınmazların paylaşıldığını, davacıların murisine farklı taşınmazlar kaldığını, dava konusu taşınmazların 50... yıldır davalılar tarafından kullanıldığını ve 1978/257 Esas sayılı dosyada yer alan sulh anlaşmasının dikkate alınmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tarafların kök murisinden kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin temyiz eden davalı ...'ten alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.