Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4576 E. 2026/2064 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4576
Karar No
2026/2064
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2385 E., 2024/692 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/3 E., 2022/112 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...... ili ..... ilçesi ..... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... ve müşterekleri adına kayıtlı olan eski 4499 parsel sayılı 5.796,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 45... parsel numarasıyla 5.038,48 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı olan eski 4500 parsel sayılı 6.488,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 45... parsel numarasıyla 6.901,85 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; dava konusu eski 4499 parsel sayılı 5.796 m² yüzölçümlü taşınmazın 22/a uygulaması sonucunda 1 45... parsel 5.038 m² yüzölçümlü olarak güncellendiğini, müvekkillerine ait taşınmazın bir bölümünün yola ve eski 4500 parsele dahil edilerek müvekkillerinin taşınmazında 758 m² azalma olduğunu, müvekkillerinin taşınmazının ifraz edilmeden önce ....... Belediye Encümeninin 14.07.1987 tarihli ve 190 sayılı kararıyla istimlak edilerek yol alanı ayrılmış olduğunu, yolun geçtiği diğer yerlerde yolun her iki tarafındaki taşınmazların aynı kişiye ait olması nedeniyle herhangi bir ihtilaf çıkmadığını, müvekkillerinin taşınmazından yol geçirilmesine yönelik kamulaştırma işlemi yapılmadığı gibi müvekkillerine herhangi bir ödeme de yapılmadığını, 22/2-a uygulamasının usule aykırı olduğunu, resmi kayıtlarda var olan yol sınırlarına mevcut yolun alınması gerekirken sınırların mevcut yola göre yeniden belirlendiğini ileri sürerek, yol yapımı için Hazineye bırakılan ve komşu parselle dahil edilen taşınmaz sınırlarının yeniden belirlenmesi ile müvekkillerinin taşınmazlarının eski yüzölçümü ile tapuya kaydını talep etmiş; bilahare, 16.07.2019 tarihli dilekçesinde ise dava dilekçesinde dava konusu 1 45... parsel sayılı taşınmazın maliki ........olarak gösterilmiş ise de taşınmazın malikinin ... olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek, ...'nin davaya dahil edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaza komşu Hazine parseli bulunmadığını Kadastro Müdürlüğünce yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacılar ve keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıkların davacılara ait parselin kullanımlarının 1988 yılındaki yolun açılmasından sonra azaldığını ifade etmiş iseler de yapılan yargılama ve dosya içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler, hava fotoğrafları, ortofotolar, ifraza ve kamulaştırmaya ilişkin tüm teknik evrak, taşınmazlar üzerinde gerçekleştirilen keşif ve dava konusu parsellerin konumu, yöntem ve kanuna uygun bulunan bilirkişi raporu ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu parseller arasında kamulaştırılan yolun ilgili meclis kararı ve istimlak planına göre zeminde mevcut kanalın kuzeyinde yani doğru yerinde iken 15.03.1988 tarihli ve 499 yevmiye nunamalı işlemi ile tescil edilmiş olan değişiklik işlemine esas ilgili Kadastro Müdürlüğünce hazırlanan teknik evrakın hatalı hazırlandığı, amacı bu tür hataları düzeltmek olan 22/a uygulaması ile bu hatanın giderilerek doğru olacak şekilde sabit sınır tipinde sınırlandırma yapılmış olduğu, bu işlemin ilk tesis kadastro paftasına hatalı işlendiği, davaya konu taşınmazlar arasındaki bu sınırda tesis kadastro teknik evrakı, değişiklik evrakı ve paftasına göre sınırlandırma hatasının yapıldığı, aradaki sulama kanalının hava fotoğrafı ve ortofotolara göre hiç değişmediği, dava konusu taşınmazların yüzölçümlerindeki değişimlerin iki taşınmaz arasındaki sınırda yapılan sınırlandırma hatası ile diğer parseller ile belirlenen sınır tipi, ölçü, hesaplama tekniği, sınır hattında bulunan kırıkların ölçülmeyerek düz geçilmiş olması, ilk tesis kadastrosu sırasında yapılan ölçü, tersimat sınırlandırma hatası ve teknoloji farklılığından kaynaklandığı anlaşıldığından davaya konu taşınmazlarda yapılan 22/a uygulaması ile yapılan sınırlandırmanın 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi, yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine, 1 45... ve 1 45... parsel sayılı taşınmazların tapuya uygulama kadastrosu tutanağındaki tespit gibi tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "harita mühendisi teknik bilirkişisi tarafından düzenlenen 11.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda; zeminle uyumlu Köy Hizmetleri Muğla İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve onaylanan .... Mahallesi Yol istimlak planına ve Bayır Belediye Meclis kaleminin 01.10.1986 tarihli 35 sayılı kararına istinaden ....... açıldığı ancak hazırlanan kamulaştırma beyannamelerinde yol güzergahının hatalı sınırlandırıldığı ve tersimatının hatalı yapıldığı ve bu hatanın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a Yönetmeliğinin 2. maddesi kapsamında düzeltildiğinin bildirildiği, hükmün kaldırılması kararı sonrasında harita mühendisi ve fen elemanı tarafından düzenlenen ve denetime uygun, 09.05.2022 tarihli raporda; keşif esnasında zeminde mevcut olan ve taraflarınca ölçülen sulama kanalının, 1964, 1972, 1974, 1992, 20 09... tarihli hava fotoğraflarında zeminde gözlemlendiği ve yerinin değişmediğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazlar arasında kamulaştırma ile açılmış olan yolun dayanağı olan, mülga ...... Belediye Meclisinin 01.10.1986 tarihli ve 35 sayılı Meclis kararında "Kasabamız ile ...... arası yolunun ...... mevkinden ....... mevkine gelen su arkı kenarına takiben 20 metre genişliğinde yeniden yol açılmasına, açılacak yolun tesadüf edeceği tarla sahiplerinin mağdur olmamaları için istimlak kanunu gereğince istimlak edilerek mal sahiplerine gereken tarla bedellerinin ödenmesine ittifakla karar verildi." denildiği, mülga Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünün mülga ....... Belediye Başkanlığına yazdığı, 01.08.1986 tarihli ve 10657 sayılı yazısı eki istimlak krokisinin incelenmesinde; her ne kadar sayısallaştırılabilecek bir harita olmasa da kamulaştırılacak yolun, mevcut su kanalının kuzeyinde çizildiği, diğer taraftan kamulaştırma işlemine ait mülga ....... Belediye Encümeninin 14.07.1987 tarihli ve 190 sayılı kararında istimlak haritasının Muğla Kadastro Müdürlüğü teknik elemanlarına hazırlatıldığı belirtilse de buna ilişkin dava dosyasında herhangi bir teknik belge bulunmadığının tespit edildiği, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, hava fotoğrafları, mahalli bilirkişi beyanları ile taraflarınca keşifte yapılan ölçü ve tespitlerden; dava konusu parseller arasında mülga Bayır Belediye Meclisinin 01.10.1986 tarihli ve 35 sayılı Meclis kararı ile mülga Bayır Belediye Başkanlığı Encümeninin 14.07.1987 tarihli ve 190 sayılı yol kamulaştırma kararına istinaden tapunun 15.03.1988 tarihli ve 499 yevmiye numaralı işlemi ile tescil edilen yolun ilk tesis kadastro paftasına hatalı işlendiği, dolayısıyla dava konusu taşınmazlar arasındaki bu sınırda tesis kadastro teknik evrakı, değişiklik evrakı ve paftasına göre, sınırlandırma hatası yapıldığının anlaşıldığı, 22/2-a uygulaması ile bu hatanın giderilerek sabit sınır tipinde sınırlandırma yapıldığı, yapılan bu sınırlandırmanın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi, Yönetmelik ve Genelge hükümlerine uygun olduğu ve 31.08.2022 tarihli ek raporda; itiraz dilekçesi ekinde İlk Derece Mahkemesine sunulan imar planı üzerinde işaretlenen birinci yolun, 22/2-a uygulaması ile belirlenen mülkiyetlere göre kamu eline geçmiş kadastral yol olduğu, ikinci yolun bir kısmının imar planı ile belirlenmiş ve mülkiyeti henüz kamuya geçmemiş yol olduğu, bir kısmının ise 22/2-a uygulaması öncesinde paftasına hatalı tersim edilen kadastral yol olduğu ve 22/2-a ile bu hatanın giderildiği, imar planında; henüz yola terk edilmemiş yol ile hatalı kadastral yolun birleştirildiği, Ek-23 numaralı krokide imar planı ile belirlenmiş güneyden gelen imar planı ile belirlenen yolun, doğuya doğru davalı parselinin kuzeyinden, yani 22/2-a uygulamasından önce belirlenen yol ile 22/2-a uygulaması ile belirlenen yolun mevcut su arkının güneyinden geçtiğinin belirlendiği ve 3402 sayılı Kanun'a göre yapılan 22/2-a'nın mevzuata uygun olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve kanuna bir aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkillerinin taşınmazının yüzölçümünde azalma olduğunu, bu azalmanın sebebinin belediyenin belirlediği kadastral yol sınırının 22/a uygulaması ile değiştirilerek müvekkillerinin tarlasından geçen ve müvekkillerinin yıllardır komşuların yolunu kapatmamak için katlanmak durumunda kaldığı fiili yol çekişmesi olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan işlemin 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi ile yönetmelik ve genelgelere uygun olduğunun belirtildiğini bu tespitin hukuken hatalı olduğunu, müvekkillerinin mülkiyet haklarının gasp edildiğini, onaylı imar planında yer alan 2 adet yolun, tek yola indirilerek yolun külfetinin müvekkillerinin taşınmazından alındığını, imar planında değişiklik yapıldığını, kadastro ve tapu kayıtlarında müvekkilleri adına kayıtlı olan taşınmaz parçasının ve iki yol arasında kalan toprak parçasının yenileme kadastrosu ile komşu parsele geçirilmesinin de hukuksuz olduğunu, bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapıldığını, tapu senedinde zikredilen fen beyannamesinde de fiziki yolun altında bulunan taşınmaz alanının müvekkillerinin taşınmazına dahil olduğunu, ...... Mahallesi Onaylı İmar Planı Görüntüsünde çatal şeklinde iki yol olduğunu, 22/a uygulaması ile bu yolların birleştirildiğini ve tüm külfetin müvekkillerinin taşınmazına bırakıldığını, imar planında mevcut batıdan ve güneyden gelen iki yolun 22/a uygulaması ile tek yola dönüştürülmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda onaylı imar planında çizilen iki adet yolun imar planı değiştirilerek tek yola dönüştürülmesinin 22/a uygulaması çerçevesinde mümkün olup olmayacağının değerlendirilmediğini, ek raporda da bu hususunda açıklanmayarak yolun henüz kamu eline geçmemesi sebebiyle kadastro tespitinin kanuna, yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun bulmasının hukuken izah edilemez nitelikte olduğunu, mahalli bilirkişiler dahil tüm tanıkların arazide mevcut su kanalının, geçmişten beri bir sınır olarak kabul edilmediği beyan ettiklerini ve bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının dikkate alınmadan karar verilmiş olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, kadastro paftasının ilk uygulandığı ifraz haritasına göre davalının satın aldığı eski 4500 parsel sayılı taşınmazın 6.488 m² yüzölçümünde olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekte kamulaştırılan alanın, mevcut su arkının kuzeyinde çizildiği ve halihazırda yol olarak kullanıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uygulaması ile kamulaştırma haritasının gerçek duruma uygun hale getirildiği belirtildiğine göre önceki kamulaştırma haritasında yol olarak görülen kısım ile mevcut kamulaştırılan (fiilen yol olarak kalan) kısım arasında kalan ve bilirkişi raporunda da mavi kesik çizgi ile gösterildiği belirtilen uygulama öncesi parsel sınırları ve yol olarak gösterilen su arkı arasında kalan kısmın davacılar adına ayrı parsel numarası verilerek adlarına tesciline karar verilmesi gerekirken ilk tesis kadastrosunda davacılar adına tespit edilen kısmın davalıda bırakılmak suretiyle tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince jeodezi bilirkişisinden ek rapor aldırılmak suretiyle yukarıda ifade edilen bölümün dava konusu tapuda davalı adına kayıtlı olan eski 4500, yeni 1 45... parselden ayrılarak ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davacılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4576, K. 2026/2064, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4576-e-2026-2064-k-75e85f05e1f1