Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4573 E. 2026/2625 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4573
- Karar No
- 2026/2625
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/16 E., 2024/12 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) kapsamında 64 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1989-1990 yıllarında yapılan ve Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/09/2010 tarihli ve 2007/185 Esas, 2010/211 Karar sayılı ilamı ile iptal edilen orman kadastrosu ve 2/B çalışması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre yapılan ve 27.09.2011 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu, 2011 yılında yapılan arazi kadastrosu çalışması bulunmakta olup, arazi kadastro çalışmaları sırasında Samsun ili Kavak ilçesi Kazancı köyü çalışma alanında bulunan 4.147 m² yüzölçümlü 1 26... parsel sayılı taşınmaz tarla vasfıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına, 460 m² yüzölçümlü 1 22... parsel sayılı taşınmaz ise tarla vasfıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, irsen intikal ve hibe nedenleriyle ... adına tespit edilmiştir. 2. Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; 1 26... parsel numaralı taşınmazın davalı adına tespit gördüğünü, ancak yapılan bu tespitin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın orman vasfındaki Hazine parselleri ile çevrili olduğunu, ayrıca bu yerin dolgu sahası olduğunu, davalının 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında zilyetlik ve zamanaşımı ile iktisap koşullarının da oluşmadığını, dava konusu parselin özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, öncesi orman olan yerlerin zilyetlik ve zamanaşımı ile iktisap edilmelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek, Kazancı köyü 1 26... parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptalini ve bu taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. 3. Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde (birleşen 2012/38 Esas); 1 22... parsel numaralı taşınmazın davalı adına tespit gördüğünü, ancak yapılan bu tespitin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın orman vasfındaki Hazine parselleri ile çevrili olduğunu, ayrıca bu yerin dolgu sahası olduğunu, davalının 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında zilyetlik ve zamanaşımı ile iktisap koşullarının da oluşmadığını, dava konusu parselin özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, öncesi orman olan yerlerin zilyetlik ve zamanaşımı ile iktisap edilmelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek, ...köyü 1 26... parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptalini ve bu taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini talep etmişlerdir. 4. Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; asli müdahil olarak davaya kabul edilmelerini, Kavak ilçesi ...köyü 1 83... ve 1 26... parsel sayılı taşınmazların tamamı hakkında tespit itirazlarının kabulü ile taşınmazların vasfının orman olarak mülkiyetinin Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; yapılan tespitin doğru olduğunu, 1995 yılında ..... Karayolunun yapım çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz üzerinde ahşap evinin bulunduğunu, bu evi 1995 yılında yıktığını, karayollarına rıza göstererek bu kısımları toprakla dolgu yaptırdığını, dava konusu taşınmazın tarım arazisi olduğunu belirterek, davacı tarafından açılan davanın reddini ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tescilini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; açılan davanın yerinde olmadığını, dava konusu edilen.... ilçesi ...köyü 1 22... parsel numaralı taşınmazın Hazine ve orman ile ilgi ve alakasının olmadığını, dava konusu taşınmazın dedesinden babasına, babasından da kendisine intikalen geldiğini, nizasız ve fasılasız olarak 80 yıldan fazla bir zamandır tarım arazisi ve bahçe olarak ekip biçtiklerini belirterek, davacı tarafından açılan davanın reddini ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tescilini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2015 tarihli ve 2013/65 Esas, 2015/73 Karar sayılı kararıyla 1 26... parselin orman vasfında olduğu, 1 22... parselin kadim tarım arazisi vasfında olmadığı, keşif tarihi itibarıyla uzun yıllardır ekilip biçilmediği, ekonomik amaca uygun zilyetlik sağlanmadığı gerekçesiyle, 1 26... parsel sayılı taşınmaz bakımından davacı Hazinenin davasının reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kabulüne, kadastro tespiti iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 1 22... parsel sayılı taşınmaz bakımından davacı Hazinenin davasının kabulüne, kadastro tespiti iptal edilerek ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ..., davalılar ... mirasçısı ... ve ... tarafından tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.10.2019 tarihli 2018/4260 Esas, 2019/5700 Karar sayılı ilamı ile davalı ... mirasçısı ...’nin 1 26... sayılı parsele ilişkin ve davalı ...’in 1 22... sayılı parsele ilişkin temyiz itirazları bakımından araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı, yörede 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre orman kadastrosu yapıldığından dava konusu taşınmazların niteliğinin eski tarihli resmi belgeler üzerinde yapılacak araştırma sonucu belirlenmesi gerektiği, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda incelenen hava fotoğrafının tarihi belirtilmediği, tespit malikleri lehine kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının da yeterince araştırılmadığı, taşınmazların Samsun-Ankara karayolu yapımı öncesinde davalılar lehine zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda çelişki bulunduğu gerekçesiyle 1 26... ve 1 22... parsel sayılı taşınmazlar bakımından davalı ... mirasçısı ...’nin ve davalı ...’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiş; davacı ... vekilinin karar düzeltme istemi de Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06/07/2020 tarihli ve 2020/1964 Esas, 2020/2475 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazlarda ekonomik amaçla zilyetliğin dolgu sahası olarak kullanılmadan önce yaklaşık 40-50 yıl devam ettiği, bu kapsamda tarafların 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında zilyetlikten kazanım şartlarını sağladıkları, dava konusu edilen taşınmazlardan 1 26... sayılı 494,40 m²lik kısmının 3116 sayılı Kanun'a göre ve 6831 sayılı Kanun'a göre orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 26... sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile 16.12.2022 havale tarihli orman bilirkişisinin raporundaki ölçekli krokisinde 494,40 m²lik kısmının ifrazı ile 126 adanın son parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 1 26... sayılı taşınmazın geriye kalan bölümünün tarla vasfıyla 3.653,12 m² yüzölçümünde muris ... mirasçıları adına tapuya tesciline, dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; bozma gerekçelerine uygun değerlendirme yapılmadığını, 1 22... sayılı parselin çalı formundaki bitkilerle kaplandığının İlk Derece Mahkemesince dikkate alınmadığını, 1 26... parsel numaralı taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluşmadığını, iki davalının aynı vekil ile temsil edilmesine rağmen ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak edinim koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.