Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3793 E. 2026/1192 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3793
Karar No
2026/1192
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/733 E., 2024/755 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Doğubayazıt Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/18 E., 2020/3 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı .. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro çalışmaları sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 36.053,12 m² yüzölçümündeki taşınmaz toprak tevzi tapu kaydı nedeniyle ve beyanlar hanesine, "... ..'nın işgalinde olduğu" şerhi yazılarak tarla vasfıyla; 1 08... parsel sayılı 2.788,65 m² yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, "...'nın işgalinde olduğu" şerhi yazılarak çayır vasfıyla; 1 08... parsel sayılı 3.964,25 m² yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, "...'nın işgalinde olduğu" şerhi yazılarak çayır vasfıyla ve 1 08... parsel sayılı 4.289,53 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, beyanlar hanesine, "...'nın işgalinde olduğu" şerhi yazılarak çayır vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. köyü 1 01... , 1 08... , 1 08... ve 1 08... parsel sayılı taşınmazların babasının sağlığında kendisine verildiğini, 30 - 40 yıldır fiili zilyetliğinde olduğunu, köyde yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların ... adına tespit edildiğini, taşınmazları halen kendisinin ekip biçtiğini belirterek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''keşif sırasında arazi başında dinlenilen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri olan ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli-tespit bilirkişiler birbirleriyle uyumlu beyanlarında, dava konusu 1 01... parsel sayılı dava konusu taşınmazın evveliyatında davacının babası ..'a ait olduğu, ...'a da babası ...'dan kaldığı, davacının babası ... ölünce taşınmazın çocukları arasında harici taksim ile paylaşıldığı, paylaşıma istinaden dava konusu taşınmazın oğlu davacı ...'ya kaldığı, o tarihten günümüze kadar kullana geldiği, gerek davacı ve gerekse de zilyetliği devraldığı üst soyu tarafından hem 1960 yılından geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca hem de kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca eklemeli zilyetlik marifeti ile dava tarihine kadar ve sonrasında taşınmazın arpa ve buğday vasfında ekilip biçilmek suretiyle davasız aralıksız ve nizasız olarak günümüze kadar kullanıla gelindiği, toprak tevzi komisyonu köye geldiği vakit taşınmazın davacının dedesi ve babasının elinde olduğu, kendilerinin dava konusu taşınmazın sahipsiz olduğunu hiçbir zaman görmediklerini belirttikleri, özellikle mahallinde yapılan keşifte arazi başında dinlenilen ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmaza uygulanan ve hazinenin adına olan dayanak tapu kaydının oluştuğu günden geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinin davacının dedesi ve babasının zilyetliği nedeni ile Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki koşulların oluştuğu ve bu halde dava konusu taşınmazın zilyedi adına tespit ve tescil edilmesinin gerektiği, dava konusu .. ili .. ilçesi .. köyünde bulunan 1 08... , 2 17... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise, keşif sırasında arazi başında dinlenilen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri olan ve hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli-tespit bilirkişileri birbirleriyle uyumlu beyanlarında, dava konusu 1 01... parsel sayılı dava konusu taşınmazların evveliyatında davacının babası ...'a ait olduğu, ...'a da babası ...'dan kaldığı, davacının babası ... ölünce taşınmazın çocukları arasında harici taksim ile paylaşıldığı, paylaşıma istinaden dava konusu taşınmazın oğlu davacı ...'ya kaldığı, o tarihten günümüze kadar kullana geldiği, gerek davacı ve gerekse de zilyetliği devraldığı üst soyu tarafından hem 1960 yılından geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca hem de kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca eklemeli zilyetlik marifeti ile dava tarihine kadar ve sonrasında taşınmazların ot biçimi yapılmak suretiyle çayır olarak davasız aralıksız ve nizasız olarak günümüze kadar kullanıla gelindiği, toprak tevzi komisyonu köye geldiği vakit taşınmazların davacının dedesi ve babasının elinde olduğu, kendilerinin dava konusu taşınmazların sahipsiz olduğunu hiçbir zaman görmediklerini belirttikleri, mahallinde yapılan keşifte arazi başında dinlenilen ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmazlara uygulanan ve hazinenin adına olan dayanak tapu kaydının oluştuğu günden geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinin davacının dedesi ve babasının zilyetliği nedeni ile Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki koşulların oluştuğu ve bu halde dava konusu taşınmazların zilyedi adına tespit ve tescil edilmesinin gerektiği'' gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazların tutanağın beyanlar hanesinde davacı ... oğlu ...'nın işgalinde olduğu belirtilerek, (1 01... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde her ne kadar ... oğlu ... Bozboğa işgalinde olduğu belirtilmiş ise de, köyde bu isimde bir kimsenin bulunmadığı) toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş 06.11.1961 tarihli 6, 10... sıra numaralı tapu kayıtları nedeniyle ... adına tespit ve tescil edildiği, davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu kayıtlarının iptali ile adına tescili istemi ile eldeki davayı açtığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin beyanlarından taşınmazların öncesinde davacının babası ... tarafından kullanıldığı, taksim sonucu davacıya kaldığı, halen de davacının kullanımında olduğu ve ... tapusunun oluştuğu tarihe kadar zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiği'' gerekçesiyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olmalarının mümkün olmadığını, davanın kanuni süresi içinde açılmadığını, bilirkişi raporlarının dosyayı aydınlatmaktan uzak olduğunu, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde tespit edilerek komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı karşılaştırılarak ve fiziksel olguların da keşif tutanağına geçirilmesinin gerektiğini, raporda komşu taşınmazlar ile kıyaslama yapıldığına değinildiğini, ancak bu hususun raporda ayrıntılı olarak ortaya konulmadığını, bilirkişi raparlarının denetlemeye elverişli olmadığını, hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, mahalli bilirkişiler ve tutanak tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, tarafsızlıklarından bahsedilemeyeceği gibi gerçekle ilgisi bulunmayan beyanlarının davayı aydınlatmaktan uzak olduğunu, hava fotoğraflarının dosya kapsamında mevcut olmadığını, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmalara göre taşınmazların 2007 yılında yapılan kadastro tespitine esas alınan 06.11.1961 tarihli 6, 10... sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı hususunda terreddüt bulunmamakta ise de davanın mahiyeti itibarıyla taşınmazların hukuki durumunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 46/1. maddesi uyarınca toprak tevzi tapu kaydının oluşum tarihi olan 1961 tarihi esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte dinlenen tespit bilirkişileri beyanlarında, taşınmazların tarım arazisi olduğunu, ziraat bilirkişisi ise raporunda taşınmazlar üzerinde kısmi imar-ihya yapıldığını ancak taşınmazların tarım arazisi olduğunu belirtmiş ise de, beyanlar ve ziraat bilirkişi raporunun denetlenmesi hususunda en iyi yöntem olan hava fotoğrafı incelemesi yapılmaksızın karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilmek suretiyle taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre taşınmazların kadastro tespitlerine esas alınan toprak tevzi tapu kayıtlarının oluşum tarihinden (1961 yılı) 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya bu şekilde ikmal edilmeli; daha sonra mahallinde, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan ve olabildiğince yaşlı, 1961 tarihi ve öncesini bilebilecek şahıslar arasından aynı köy ve komşu köylerden seçilecek üçer kişilik mahalli bilirkişileri tespit bilirkişileri, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, ziraat bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve teknik bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, davacının taşınmazlar üzerindeki kullanımının hangi tarihte başladığı sorulup saptanmalı; yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazların kime ait olduğu, öncesinde kim tarafından kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; toprak tevzi komisyonu evrakı ve haritası mahallinde uygulanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmeli; taşınmazlar ile sınırında bulunan mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarındaki hakim gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; ziraat bilirkişisinden, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliği, kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı ya da meradan açılıp açılmadığı, taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise zilyetliğin hangi tarihten beri ve ne şekilde sürdürüldüğü, taşınmazlar ile sınırında bulunan mera parseli arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından fark bulunup bulunmadığı, arada doğal ya da yapay bir sınır olup olmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı taşınmazları değişik yönlerden ve özellikle mera parseli ile arasındaki sınır gösterir şekilde renkli fotoğraflarla desteklenmiş rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, renkli uydu fotoğrafları altlık yapılarak toprak tevzi haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle taşınmazların her iki haritadaki konumlarını gösterir şekilde rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli, ayrıca stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, taşınmazların hava fotoğraflarının çekildiği tarihlerdeki niteliğini ve kullanım şeklini, sınırlarının oluşup oluşmadığını açıklayan ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli; taşınmazların tamamının ya da bir bölümünün toprak tevzi çalışmaları sırasında 18 numaralı mera parseli olarak belirlenen parsel kapsamda kalıp kalmadığı, kalması halinde önceki niteliğinin kadim mera olup olmadığı tereddütsüz belirlenmeli; hava ve uydu fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazların niteliğini, kullanım sınırının oluşup oluşmadığını, imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuşsa imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten ve taşınmaz üzerinde imar-ihya edilmeyen, imar-ihyası tamamlanmayan ve/veya taşınmaz üzerinde kullanılmayan kısım/kısımlar var ise bu kısımlar da harflendirilmek suretiyle infaza elverişli olacak şekilde krokinin de düzenlenmiş olduğu rapor düzenlenmesi istenilmeli; ... tapusunun oluştuğu tarihe kadar kadar 3402 sayılı Kanun'un 14... /1. maddelerinde sözü edilen zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde 1961 yılı itibarıyla her parçada 100 dönüme kadar zilyetlikle taşınmaz edinilebileceği hususu göz önünde bulundurulmalı; komşu taşınmazlar hakkında açılmış ve sonuçlanmış davaların içeriğinin de incelenip eldeki dava yönüyle delil teşkil edip etmeyeceği gerekçede tartışılmalı ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davalı .. vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3793, K. 2026/1192, T. 23.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3793-e-2026-1192-k-377b988ad3f7