Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1629 E. 2026/3831 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1629
- Karar No
- 2026/3831
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/7 E., 2023/31 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı-asli müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında,Van ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 19... parsel sayılı sırasıyla 18.2 00... .000 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 119 sayılı parsel ... adına,120 sayılı parsel ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili asıl ve birleşen dosya dava dilekçelerinde; taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal ettiğini ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek, tespitlerin iptali ile taşınmazların Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. 3. Davacı-asli müdahil ... birleşen dosya dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmaların adına tescilini talep etmiş ve Hazineye karşı tespite itiraz davasını açmıştır. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek 06.07.2009 tarihli ve 2007/21 Esas, 2009/18 Karar sayılı kararı ile"...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde: Davacı Hazinenin davasının kadastro tespitinin iptali ve tescil davası olduğu görüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, bu taşınmazların mütegayip Ermenilerden Hazine’ye kaldığını, bu taşınmazla ilgili kadastro tespiti ve komisyon kararının iptali ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyanın davacısı ... beyanında dava konusu taşınmazların kendisine ait olduğunu beyan ederek bu taşınmazların Hazine adına olan kadastro tespitinin iptali ile kendisi adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Kadastro tespit tutanakları, tapu kayıtları, komşu parsel tutanakları, davalının beyanı, keşif, bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi beyanları birlikte düşünüldüğünde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı, zilyetlikle iktisap edilebilecek taşınmazlardan olduğu, mütegayip kişilerden kaldığının ispat edilemediği, mahalli bilirkişi beyanlarına göre birleşen dosyanın davacısı ...’in babası ve davacı ... tarafından kullanıldığı, bu taşınmazların tarım arazisi vasfında olduğu, eklemeli zilyetlik düşünüldüğünde, zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu, davalılar adına senetsizden tespiti yapılan taşınmazın bulunmadığı, 766 sayılı yasa gereğince dava konusu taşınmazdan 100 dönüm miktarında senetsizden taşınmaz mülk edinilebileceği anlaşıldığından davacı ...’nin davasının ispat edilememesi nedeni ile reddine, birleşen dosyanın davacısı ...’in Hazineyi hasım göstererek dava açtığı, kadastro tespitine itiraz davalarında hasım olarak tutanak malikleri ve mirasçılarının gösterilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davacı-asli müdahil ...'in davasının husumet yokluğu nedeniyle, Hazinenin davasının ise ispat edilemediğinden reddine, dava konusu 1 19... sayılı parsellerin tespit maliklerinin mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davacı-asli müdahil ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.06.2011 tarihli ve 2011/4797 Esas, 2011/3652 Karar sayılı sayılı ilamı ile "...1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacı ... tarafından tespit maliki olmayan Hazineye karşı dava açılmış olmasına göre mahkemece, husumet nedeniyle red karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'in yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 2- Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, kaçak ve yitik kişilerden kaldığının ispat edilemediği, davacı ...'in tarım arazisi olarak kullandığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazların etrafı taşlık olarak tespit edilmiş ise de; doğudan komşu 125 sayılı parsel hakkında Hazinenin aynı kaçak ve yitik kişilerden kaldığı iddiası ile açtığı tespite itiraz davası sonunda Mahkemenin 1983/83-1987/47 sayılı ilamı ile taşınmazın öncesi kadim mera olduğu kabul edilerek hükmen mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmış, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Komşu 125 sayılı parselin dava dosyasında keşif sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporunda taşınmazların etrafındaki taşlık olan bölüm mera olarak gösterilmiştir. 09.06.2009 tarihinde yapılan keşfe katılan davalı ... ve ... dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde köye ait meraların bulunduğunu beyan etmişlerdir. Böylece taşınmazların öncesinin kadim mera olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı araştırılmamıştır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 47 53... sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının İl Özel İdare Müdürlüğü'nden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlik'ten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler, taşınmazların çevresinde bulunan tüm komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ve dayanağını oluşturan kayıtlar ile kesinleşme durumlarını gösterir kadastro ile oluşan tapu kayıtları getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişiden oluşacak yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı şekilde bildirecekleri tanıklar, tüm tespit bilirkişileri ve üç kişiden oluşacak ziraatçi bilirkişi kurulu ile fen bilirkişi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim tarafından hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ve ne şekilde geçtiği; öncesinin mera olup olmadığı veya meradan yer kazanılıp kazanılmadığı, kaçak ve yitik kişilerden Hazine'ye kalan yerlerden olup olmadığı gibi hususlar tek tek olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında doğabilecek çelişkiler giderilmeli, tespit tutanaklarının edinme sebeplerine göre taşınmazların 20 yıla aşkın süredir davalıların zilyetliğinde olduğu belirtildiği gözönüne alınarak tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır. Keşfe katılacak ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazların tarımsal niteliğini bildiren, komşu parsellerle karşılaştırmalı şekilde toprak yapıları, eğimleri, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldıkları, taşınmazların etrafındaki taşlık olarak gösterilen taşınmazın mera vasfında olup olmadığı, meradan açılıp açılmadıklarını açıklayan çekişmeli taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenen, fen bilirkişisinden ise keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak veren, mera tahsis kaydı varsa mera haritasının uygulanmasını gösterir krokili raporlar alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 05.09.2018 tarihli ve 2012/8 Esas ve 2018/47 Karar sayılı kararı ile "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde: Davacı Hazinenin davasının kadastro tespitinin iptali ve tescil davası olduğu görüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, bu taşınmazların mütegayip Ermenilerden Hazine’ye kaldığını, bu taşınmazla ilgili kadastro tespiti ve komisyon kararının iptali ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyanın davacısı ... beyanında dava konusu taşınmazların kendisine ait olduğunu beyan ederek bu taşınmazların Hazine adına olan kadastro tespitinin iptali ile kendisi adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Kadastro tespit tutanakları, tapu kayıtları, komşu parsel tutanakları, davalının beyanı, keşif, bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi beyanları birlikte düşünüldüğünde; ... İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne yazılan 08.05.2015 tarihli müzekkere cevabında Van ili ... ilçesi ... köyünde 1960 lı yıllara ait toprak tevzi komisyonu içerisinde mera sınırlandırmasına ait kroki tutanak ve mera norm kararına rastlanılmadığının, 4342 sayılı mera kanunu uygulamaları kapsamında tahsis kararının bulunmadığınıın belirtildiği, ayrıca ziraat bilirkişisinin 10.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda da dava konusu 1 19... nolu parsellerin killi tınlı toprak yapısına sahip olduğu %3-5 arası eğime sahip olduğu, 120 nolu parselin güney sınırında meranın bulunduğunun, dava konusu parsellerin tarla vasfında olduğunun, ifade edildiği, dolayısıyla dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı, dava konusu parsellerin mera olmadığının anlaşıldığı, zilyetlikle iktisap edilebilecek taşınmazlardan olduğu, mütegayip kişilerden kaldığının ispat edilemediği, mahalli bilirkişi beyanlarına göre birleşen dosyanın davacısı ...’in babası ve davacı ... tarafından kullanıldığı, bu taşınmazların tarım arazisi vasfında olduğu, eklemeli zilyetlik düşünüldüğünde, zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu, davalılar adına senetsizden tespiti yapılan taşınmazın bulunmadığı, 766 sayılı yasa gereğince dava konusu taşınmazdan 100 dönüm miktarında senetsizden taşınmaz mülk edinilebileceği anlaşıldığından davacı ...’nin davasının ispat edilememesi nedeni ile reddine, birleşen dosyanın davacısı ...’in Hazineyi hasım göstererek dava açtığı, kadastro tespitine itiraz davalarında hasım olarak tutanak malikleri ve mirasçılarının gösterilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davacı-asli müdahil ...'in davasının husumet yokluğu nedeniyle, davacı Hazinenin davasının ise ispat edilemediğinden reddine, dava konusu 1 19... sayılı parsellerin tespit maliklerinin mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davacı - asli müdahil ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 28.09.2022 tarihli ve 2021/3669 Esas, 2022/7466 Karar sayılı ilamı ile "...1.Davacı - asli müdahil ...'in temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı - asli müdahil ..., bozma sonrası yapılan yargılama sırasında harçlandırmak suretiyle dosyaya sunduğu 27.04.2012 tarihli dilekçeyle asli müdahele talebinde bulunduğu halde, asli müdahilin talebi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir. 2. Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında belirtilmesine rağmen çekişmeli taşınmazlara ilişkin yöntemine uygun şekilde kadim mera araştırması yapılmadığı gibi, mahallinde yapılan iki keşif sonrası dosyaya sunulan 10.01.2018 tarihli ziraatçi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların tarla vasfında, 20.06.2018 tarih ziraatçi bilirkişi raporunda ise taşınmazların mera vasfında olduğu belirtildiği halde, anılan raporlar arasındaki taşınmazların niteliğine ilişkin çelişki giderilmemiş ve bir taşınmazın niteliği ile kullanım durumunun belirlenmesinde en önemli delil olan hava fotoğraflarından yararlanılmaksızın karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesiusul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan ve komşu köylerde ikamet eden yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile teknik bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve önceki bilirkişiler dışında 3 ziraat mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere yöntemince kadim mera araştırması yapılmalı ve ayrıca bilirkişilerden, dosya arasına getirtilen hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların tarımsal niteliğini bildiren, taşınmazların etrafındaki taşlık olarak gösterilen yerin mera vasfında olup olmadığını, komşu parsellerle karşılaştırmalı şekilde toprak yapıları, eğimleri, bitki desenleri ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldıklarını, meradan açılıp açılmadıklarını açıklayan, önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderir mahiyette, çekişmeli taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarıyla desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Mahkememizce yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, yapılan keşif ve keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu taşınmazlara ilişkin 1954 yılında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde, taşınmazların senetsizden davalılar ... ve ... adına tespitine dair tutanaklar düzenlenmiştir. Davacı ... ise söz konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, asli müdahil ... ise taşınmazları zilyetlikle iktisap ettiğini iddia ederek müdahil olmuştur. Asli müdahil ... zilyetlikle birlikte vergi kaydına dayanmış, sunmuş olduğu vergi kayıtları keşifte dava konusu taşınmazlara uygulanmış ancak kayıtlarda geçen sınırların dava konusu taşınmazları kapsamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mahkememizce Yargıtay bozma ilamları da dikkate alınarak öncelikle mera araştırması yapılmıştır. Bu bağlamda ... İl Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne müzekkereler yazılmışsa da dava konusu taşınmazlara ilişkin herhangi bir mera tahsis veya norm kararına ulaşılamamıştır. Yapılan keşifte ise bu husus mahalli bilirkişilere ve tanıklara sorulmuş ancak mahalli bilirkişilerden ... dışındakiler bu hususta bilgi sahibi olmadıklarını beyan etmişlerdir. ... ise 1960'lı yıllarda "1 19... parselin olduğu yerlerin o zamanlar ekili olmadığını, tarla olarak kullanılmadığını, köylerinin hayvanlarının buraya getirip yayıldığını, köylülerinin buraları otlak olarak kullandığını" beyan etmiştir. Dava konusu taşınmazların durumunun tespitinin yapılması amacıyla Harita Genel Müdürlüğü'nden hava fotoğrafları istenmişse de kadastro öncesi hava fotoğrafları bulunmadığından kadastro öncesine ilişkin değerlendirme yapılamamıştır. Nitekim buna ilişkin Harita Genel Müdürlüğü internet sitesinden gerekli araştırma yapılmış, dava konusu taşınmaların bulunduğu yere ait 1954 yılından önceye ait hava fotoğraflarının bulunmadığı anlaşılmış buna ilişkin sayfa çıktısı dosya arasına alınmıştır. Jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda dava konusu taşınmazların en eski 1955 yılında sürülü oldukları tespit edilmiştir. Ancak bu husus taşınmazların kadastro öncesi durumuna ilişkin net bir bilgi vermemiş ve taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı hususlarını aydınlatmaya yetmemiştir. Mahkememizce yapılan keşifte beyanları alınan davalılar mirasçıları ..., ..., ... ve ... ortak ve uyumlu beyanlarında 1950 li yıllarda buralardan kadastro geçtiğini, kadastro geçmeden önce buraların boş yerler olduğunu, mera olarak köylüler tarafından kullanıldığını söylemişlerdir. Dava konusu taşınmazlara komşu mera parselleri bulunmaktadır. Bu nedenle dava konusu taşınmazların komşu mera parselleriyle arasındaki sınırların tespiti ve mera parsellerinden ayırdedici özelliklerin tespiti yönünden bilirkişi raporu hazırlatılmıştır. Bu hususların tespiti amacıyla daha önceki keşiflerde görev almamış 3 ziraat mühendisi bilirkişisinden oluşan kurul oluşturulmuştur. Bilirkişi kurulu yaptığı incelemede dava konusu taşınmazları ve komşu meralarını keşif günü incelemiş, komşu taşlık alanda meraya özgü bitkilerin olduğunu tespit etmiş ve yine dava konusu taşınmazlar ile komşu mera parselleri arasında sürüm dışında herhangi bir belirgin sınır olmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle bilirkişi kurulu dava konusu taşınmazların meradan açma yerler olabileceğini raporlarında belirtmişlerdir. Mera, bir ve ya birden fazla köyün ve ya belediyenin hayvanlarının otlatılması ve ya otundan yararolanılması amacıyla tahsis edilen ve ya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Bir yerin mera olarak nitelendirilebilmesi için yetkili mercilerce mera olarak tahsis edilmiş olması veya kadimden(öncesi bilinmeyen bir zamandan) beri bu amaçla kullanılagelmiş olması gereklidir.(YHGK 14.12.1994 t. 17/680 e. 853 K.) Meraların, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup kullanma hakkının bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Kadastro Kanunu 16. Maddesi gereğince mera olduğu ispatlanan orta malı taşınmaz mallar sınırlandırılarak özel siciline yazılır. Bu taşınmazların özel mülkiyete konu edilmesi mümkün değildir. Bir yerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden yararlanarak edinilebilmesi için, taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Meraların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile mülkiyetinin kazanılması mümkün değildir. (YHGK 2005/8-452 E.2005/469 K. 20/07/2005 T.) Kadastro Kanununun 16/B maddesine göre "Mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edildiği veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle veya bilirkişi veya tanık beyanı ile ispat edilen orta malı taşınmaz mallar sınırlandırılır, parsel numarası verilerek yüzölçümü hesaplanır ve bu gibi taşınmaz mallar özel siciline yazılır." 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesinin 2. fıkrasına göre , "Orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez." Mahalli bilirkişi ... ile bir kısım davalı mirasçılarının beyanları, ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulunca yapılan tespitler, mahkememizin keşif esnasındaki gözlemleri ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazların öncesinin mera vasfında olduğu ve meradan açıldıkları, bu vasıftaki taşınmazların özel mülke konu olamayacağı..." gerekçesiyle asıl ve birleşen 2007/24 Esas sayılı davaların kabulüne, davacı-asli müdahil ...'in davasının reddine, Van ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 19... parsel sayılı taşınmazların tapulama tutanaklarındaki tespitlerin iptali ile tutanaklardaki diğer bilgiler aynı kalmak kaydı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi uyarınca mera vasfı ile sınırlandırılarak özel sicillerine kayıtlarına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı- asli müdahil ... temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına uyulduğu halde gereğinin yerine getirilmediğini, taşınmazın vasfının usulünce araştırılmadığını, aşamalarda sunmuş olduğu delillerinin dikkate alınmadığını, taşınmazların uzun yıllardır asli müdahil ve ailesi tarafından ekilip biçildiğini ve bu hususun yapılan keşifle de sabit olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların mera olup olmadıkları, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı-asli müdahil yararına oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı-asli müdahil ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı-asli müdahil ...'in temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.