Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1368 E. 2026/2769 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1368
Karar No
2026/2769
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/8 E., 2024/1 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... köyü 1 25... parsel ise 23540 m² yüzölçümü ve 1 katlı kargir ev ve fındık bahçesi niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına, 1 16... parsel sayılı taşınmaz ise 251 m² yüzölçümü ve çeşme ve arsa vasfıyla ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; 2 63... sayılı parselin orman olarak tespit edildiğini, bu parsele sınır olan ve ekli krokide gösterilen kısımların da 2 63... orman parseli içinde olması gerektiğini belirterek, Hazineye karşı dava açmış, yargılama sırasında dava edilen parsellerin 1 25... ve 1 16... parseller olduğu anlaşılmış ve taşınmazlara zilyet olanlar davaya dahil ediilmiştir. 3. Davacı ... İdaresi vekili birleşen dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; 1 25... parselin davalı adına yapılan tespitinin doğru olmadığını, parselin orman sayılan yerlerden olması nedeniyle, kadastro tespitinin iptaliyle taşınmazın orman vasfında Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar duruşmadaki beyanlarında, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.10.2015 tarihli ve 2008/45 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarihli ve 2018/1819 Esas, 2018/6733 Karar sayılı ilamıyla "delillerin değerlendirilmesinde hata edildiği, şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafında kısmen yeşil kısmen açık alanda olduğu, yeşil orman vasfında olan kısımların 6831 sayılı Kanunun 1-g maddesi gereğince orman olmadığı belirtilmişse de; bu kanun hükmünün bilirkişilerce yanlış değerlendirildiği, 6831 sayılı Kanunun 1-g maddesinde; “Orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler, orman sayılmaz” hükmünün yer aldığı, bu maddeye göre, sahipli araziden kastın tapulu araz olduğu, dava konusu taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tesbit edildiği, 6831 sayılı Kanunun 1-g maddesi kapsamında değerlendirilmesi için davalılar adına bir tapu kaydı bulunmadığı, somut olayda taşınmazlar tapu kaydına dayalı olarak tespit edilmediğinden ve yargılama sırasında davalılar tarafından bir tapu kaydına dayanılmadığından 6831 sayılı Kanunun 1-g maddesinin somut durumda uygulanma olanağının olmadığı, ayrıca keşfe katılan ziraat bilirkişi raporunda; taşınmazlardan 1 25... parselde kısmen orman ağaçları kısmen çayırlık ve kısmen de fındık bahçesi olduğu belirtilmiş olmasına rağmen ağaçların yaşları ve dağılımları taşınmazın hangi kısmında bulundukları ve kapalılık oluşturup oluşturmadıklarının belirtilmediği, açıklanan sebeplerle; Mahkemece yeniden keşif yapılması eski tarihli memeleket haritası ve hava fotoğrafları uygulanmak sureti ile taşınmazların vasfının eylemli durumlarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne 1 25... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazların davalılar adına yapılan tespitlerinin iptaline ve taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... temyiz dilekçesinde; 1 25... parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu, bilirkişisi raporunda bu hususun belirtildiğini, çok eski yıllardan beri tarım alanı olarak kullanıldığına ilişkin mahalli bilirkişi beyanlarının aksine karar verildiğini ve temyiz dilekçesi ekinde sunduğu tapu kayıtlarının uygulanmadığını belirterek, hükmün bozulmasın. talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince temyize konu 1 25... parsel sayılı taşınmaz açısından davanın kabulüne ve taşınmazın orman vasfı ile tesciline karar verillmişse de eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; davalı ... yargılama sırasında tapu kaydına dayandığı halde İlk Derece Mahkemesince davacının dayanak tapu kayıtları uygulanmamış, hangi sebeple tapu kayıtlarına değer verilmediği açıklanmamıştır. Bilirkişisi raporunda 1 25... parselin (B) harfli kısmı orman sayılmayan yer olarak belirtildiği halde İlk Derece Mahkemesince parselin üç tarafının orman parselleri ile çevrili olduğu gerekçesi ile tamamının orman vasfıyla tesciline karar verilmişse de taşınmazın (B) kısmının tapuda fındık bahçesi vasfıyla kayıtlı 1 16... parsele komşu olduğu, bu hali ile taşınmazın orman içi açıklık vasfında olduğuna ilişkin değerlendirmenin de doğru olmadığı anlaşılmıştır. Bundan başka, orman ve fen bilirkişileri tarafından hazırlanan raporda, taşınmazların farklı tarihlerdeki hava fotoğrafı üzerindeki konumları gösterilirken kaymalar olduğu, bu sebeple orman sayılan yer olarak tarif edilen kısımların konumlarının değiştiği gözlemlenmiştir. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, davalının dayandığı tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren, cins, miktar ve sınır değişikliklerini gösteren tüm tedavülleri plan, harita ve krokilerinin, ifraz görmüş ise ifraz haritalarının, ilk tesisi Mahkeme ilamına dayanıyorsa ilam örneği ile haritalarının, kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazlara ait kadastro tutanak örneklerinin, tedavüller sırasında kayıtların yüzölçümü ve sınırlarında değişiklik olmuşsa sebebinin açıklanarak buna ilişkin belgelerin onaylı örnekleri okunaklı ve tapu geldi gittileri bilgisayar çıktılı olmak şartıyla denetime elverişli olacak şekilde ilgili yerlerden getirtilmeli, bundan sonra yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişisi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir harita mühendisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte; tapu kaydı varsa tedavülleriyle birlikte yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, taşınmazı kısmen veya tamamen kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, dosyada bulunan hava fotoğrafları ve memleket haritaları dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarih ve 31/13 Esas, Karar; 14.03.1989 tarih ve 35/13 Esas, Karar ve 13.06.1989 tarih ve 7/25 Esas, Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen hava fotoğrafları ve memleket haritaları jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı, dava konusu 1 25... parselin tapu kaydı kapsamında kalan bölümleri ile tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümlerinin öncesinin orman olup olmadığı, tapu kaydının kapsamında kaldığı belirlendiği takdirde tapu kaydının 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre geçerliliğini koruyup korumadığı, tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Yukarıda açıklanan yöntemle, yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve dayanak tapu kaydı kapsamında da kalmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp tesbit tarihine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davalı yanında, (murisler) yönünden de aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1368, K. 2026/2769, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1368-e-2026-2769-k-f18210ba39e3