Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5944 E. 2025/6506 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5944
- Karar No
- 2025/6506
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/406 E., 2021/297 K.
Taraflar arasında kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davaların reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve duruşmalı inceleme talebi reddedildikten sonra, Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı 26.05.2014 havale tarihli dilekçesi ile; Bolu ili Dörtdivan ilçesi ... köyünde 132 numaralı Orman Kadastro Komisyonunun 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1-2 vd. maddeleri gereği çalışma yaptığını ve ilan ettiğini, yapılan bu çalışmada murisinden intikal eden taşınmazlarının Devlet ormanı sınırı içinde bırakıldığını, murislerinden intikal eden taşınmazlara ait geçerli mülkiyet belgesinin 21 Cemaziye'1-evvel 1267/Miladi 25... tarihli Bolu Şeriyye Mahkemesi tasdikli İstihkam Hücceti olduğunu, bu Hüccet-i Şeriye ile, ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... civarıyla, ... ve ... ile çevrili mülk araziyi ... ailesinden ... oğlu ... tarafından Bolu Şeriye Mahkemesinde şahitler huzurunda nakit ödenen 6000 kuruş bedel karşılığında kök murisleri olan oğlu ... oğlu ..., oğlu ... oğlu ..., ... oğlu ... adlı aile büyüklerine satıldığını belirterek, tapu kapsamındaki yerlere isabet eden orman sınırlarının iptalini ve orman kadastrosunun iptalinden sonra mirasçıların hisseleri oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... birleşen 2014/5 Esas sayılı davada 11.08.2014 havale tarihli dava dilekçesinde; Bolu ili Dörtdivan ilçesi ... köyünde 132 numaralı Orman Kadastro Komisyonunun 6831 sayılı Kanun'un 1-2 vd. maddeleri gereği çalışma yaptığını ve ilan ettiğini, yapılan bu çalışmada murisinden intikal eden taşınmazlarının Devlet ormanı sınırı içinde bırakıldığını, murislerinden intikal eden taşınmazlara ait geçerli mülkiyet belgesinin 21 Cemaziye'1-evvel 1267/Miladi 25... tarihli Bolu Şeriyye Mahkemesi tasdikli İstihkam Hücceti olduğunu, bu Hüccet-i Şeriye ile, ... Dağı arkasında bulunan ... yöresindeki ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli ... ve ... civarıyla, ... ve ... ile çevrili mülk araziyi ... ailesinden ... oğlu ... tarafından Bolu Şeriye Mahkemesinde şahitler huzurunda nakit ödenen 6000 kuruş bedel karşılığında kök murisleri olan ... oğlu ... oğlu ..., ... oğlu ... oğlu ..., ... oğlu ... adlı aile büyüklerine satıldığını belirterek, tapu kapsamındaki yerlere isabet eden orman sınırlarının iptalini ve orman kadastrosunun iptalinden sonra mirasçıların hisseleri oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... ve ... birleşen 2014/8 Esas sayılı davada 26.12.2014 havale tarihli dava dilekçelerinde; Bolu ili Dörtdivan ilçesi ... köyünde 132 numaralı Orman Kadastro Komisyonunun 6831 sayılı Kanun'un 1-2 vd. maddeleri gereği çalışma yaptığını ve ilan ettiğini, yapılan bu çalışmada murisinden intikal eden taşınmazlarının Devlet ormanı sınırı içinde bırakıldığını, murislerinden intikal eden taşınmazlara ait geçerli mülkiyet belgesinin 21 Cemaziye'1-evvel 1267/Miladi 25... tarihli Bolu Şeriyye Mahkemesi tasdikli İstihkam Hücceti olduğunu, bu Hüccet-i Şeriye ile, ... yöresindeki ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli ... ve ... civarıyla, ... ve ... ile çevrili mülk araziyi ... ailesinden ... oğlu ... tarafından Bolu Şeriye Mahkemesinde şahitler huzurunda nakit ödenen 6000 kuruş bedel karşılığında kök murisleri olan ... oğlu ... oğlu ..., ... oğlu ... oğlu ..., ... oğlu ... adlı aile büyüklerine satıldığını belirterek, tapu kapsamındaki yerlere isabet eden orman sınırlarının iptalini ve orman kadastrosunun iptalinden sonra mirasçıların hisseleri oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... ve ... birleşen 2015/10 Esas sayılı davada 20.01.2015 havale tarihli dava dilekçelerinde; Bolu ili Dörtdivan ilçesi ... köyünde 132 numaralı Orman Kadastro Komisyonunun 6831 sayılı Kanun'un 1-2 vd. maddeleri gereği çalışma yaptığını ve ilan ettiğini, yapılan bu çalışmada murisinden intikal eden taşınmazlarının Devlet ormanı sınırı içinde bırakıldığını, murislerinden intikal eden taşınmazlara ait geçerli mülkiyet belgesinin 21 Cemaziye'1-evvel 1267/Miladi 25... tarihli Bolu Şeriyye Mahkemesi tasdikli İstihkam Hücceti olduğunu, bu Hüccet-i Şeriye ile, ... yöresindeki ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli ... ve ... civarıyla, ... ve ... ile çevrili mülk araziyi ... ailesinden ... oğlu ... tarafından Bolu Şeriye Mahkemesinde şahitler huzurunda nakit ödenen 6000 kuruş bedel karşılığında kök murisleri olan ... oğlu ... oğlu ..., ... oğlu ... oğlu ..., ... oğlu ... adlı aile büyüklerine satıldığını belirterek, tapu kapsamındaki yerlere isabet eden orman sınırlarının iptalini ve orman kadastrosunun iptalinden sonra mirasçıların hisseleri oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar Hazine ve Orman İdaresi cevaplarında; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Aynı zamanda katılan davacı sıfatı da bulunan ...; davaya konu taşınmazlara ilişkin bağış senedi bulunduğunu, hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince; "Mübayaa hüccetlerinin tapu kaydı niteliğinde olmadığı, dava edilen yerin bir bölümünün Bolu ilinin büyük bir kısmı ile Ankara ve Eskişehir illerinin bir kısmını kapsadığı, dayanak belgenin 132 nolu orman kadastro komisyonunun çalışma alanını kapsadığı kabul edilse dahi, dava konusu edilen alanda daha önce yapılıp kesinleşen arazi kadastrosu bulunduğundan, kişilere ait kadastro parsellerini, kadastro harici bırakılan yerleri ve hatta bir bölümü de ormanları kapsayan alanın davacı veya murisleri adına tesciline hukuken imkan bulunmadığı" gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiş, hükmün, davacı ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 16.11.2017 tarihli ve 2016/4058 Esas, 2017/9564 Karar sayılı ilamıyla, İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır. Bu karara karşı, ... tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine, aynı Dairenin 05.07.2018 tarihli ve 2018/1100 Esas, 2018/5373 Karar sayılı ilamıyla; "...'in orman kadastrosuna itiraz ve reddi istenilen hakim tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 41. maddesi uyarınca verilen geri çevirme kararına ilişkin karar düzeltme isteği yönünden; karar düzeltme dilekçesinde orman kadastrosuna ilişkin yazılı sebeplerin temyiz aşamasında da ileri sürüldüğü, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440/I maddesinde belirtilen dört hâlden hiçbirine de uymadığı, diğer taraftan davacı; 20.11.2015 tarihli dilekçesi ile mahkeme hakimini reddettiği halde reddedilen hakimin, reddi hakim dilekçesini karar verilmek üzere merciye göndermeyip davaya devam ettiğini belirterek karar düzeltme isteminde bulunmuş ise de, dosya kapsamından mahkeme hakiminin 20.11.2015 tarihli reddi hakim dilekçesini inceleyip 6100 sayılı HMK’nın 41. maddesi uyarınca geri çevirme kararı vermek suretiyle yargılamaya devam ettiğinin anlaşıldığı, 6100 sayılı HMK'nın 41. maddesine göre geri çevirme kararı verme yetkisinin reddi istenilen hakimde olup, ancak esas hükümle birlikte temyizinin olanaklı olduğu, somut olayda da reddi istenilen hakim tarafından 6100 sayılı HMK'nın 41. maddesi uyarınca geri çevirme kararı verildiği, davacının, temyiz dilekçesinde yerel mahkemenin geri çevirme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmediği, bilindiği üzere temyiz aşmasında ileri sürülmeyen hususların karar düzeltme aşamasında ileri sürülemeyeceğinden davacının bu yöne ilişkin karar düzeltme isteğinin de yerinde olmadığından orman kadastrosuna itiraz ve reddi istenilen hakim tarafından verilen geri çevirme kararına yönelik karar düzeltme isteklerinin reddine karar vermek gerektiği, davacının tescil davasına yönelik karar düzeltme isteğine gelince; Kadastro Mahkemesinin genel olarak görevinin, 3402 sayılı Kanunun 25. maddesinde; zaman bakımından görev ve yetkisinin, aynı Kanunun 27. maddesinde düzenlendiği, kadastro mahkemesinde bakılacak dava türlerinin de aynı Kanunun 26. maddesinde sayıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 26/son maddesi uyarınca kadastro mahkemesinin görev ve yetkisinin her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlayacağı, 6831 sayılı Kanun'un 11. ve 3402 sayılı Kanun'un 4 ve 12. maddeleri uyarınca orman kadastrosunun askı ilan süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görev ve yetkisinin de Kadastro Mahkemelerine ait olduğu, ancak orman kadastrosuna itiraz davasında Kadastro Mahkemesinin görev ve yetkisi dava edilen taşınmazı orman tahdit haritası içine alma veya çıkarmakla sınırlı olup tescil isteği hakkında esasa ilişkin hüküm kurulamayacağı, ancak kadastro tespitine ve orman kadastrosuna itiraz davaların birlikte Kadastro Mahkemesinde görülmesi halinde orman kadastrosu ve tescile yönelik hüküm kurulabileceği, somut olayda eldeki davanın, genel arazi kadastrosunun askı ilan tarihinden sonra açıldığı, dava edilen taşınmazların bir bölümü de genel arazi kadastrosu sırasında kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyip tescil dışı bırakılan yerler olduğuna göre 3402 sayılı Kanun'un 4, 12, 25, 26, 27... sayılı Kanun'un 11. maddesindeki yasal düzenlemeler karşısında tescil isteği yönünden davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu, hal böyle olunca tescil isteği yönünden davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu" belirtilerek, davacının orman kadastrosuna itiraz davasına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca verilen geri çevirme kararına yönelik karar düzeltme isteğinin reddine, davacının tescil davasına yönelik karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairenin maddi yanılgıya dayalı onama kararının kaldırılıp, hükmün tescil isteği yönünden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen, tescil talebine yönelik görevsizlik kararları, Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştikten sonra, anılan talebe ilişkin dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Deliller ışığında yapılan değerlendirmede; daha önce belirtildiği üzere davanın, orman kadastro tespitinin iptali isteminden ibaret olduğu, davacıların, dayandıkları 21 Cemaziyel-evvel 1267 tarihli mübayaa hüccetinin Bolu ili Dörtdivan ilçesi ..., ..., ... ve ... köyleri 132 numaralı Orman Kadastro Komisyonunun çalışma alanına karşılık gelen kısmının mirasçılar hissesi oranında tapuya tescilini istedikleri, ancak tescilini istedikleri taşınmaz parçasının yüzölçümünü bildirmedikleri, davacıların bildirdiği hudut ve koordinatlara göre Bolu ilinin büyük bir kısmı ile Ankara ve Eskişehir illerinin bir kısmını kapsayan, 1851 tarihli mübayaa hüccetinin tapuya kaydedilmediği ve tedavül görmediği, bu nedenle hukuken bir kıymeti kalmadığı, kaldı ki, mübayaa hüccetlerinin tapu kaydı sayılmadığı gibi tapu yerine geçen belgelerden de olmadığı, Mübayaa hücceti 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre zilyetlik için delil teşkil edebilirse de ve davacıların zilyetlik hukuki nedenine dayandıkları var sayılsa da, bu büyüklükteki taşınmaza zilyet edilmesinin fiilen mümkün olmadığı, davacıların dayandığı bu belgenin 132 nolu Orman Kadastro Komisyonunun çalışma alanını kapsadığı kabul edilse bile, dava konusu edilen alanda daha önce yapılıp kesinleşen arazi kadastrosu bulunduğundan, kişilere ait kadastro parsellerini, kadastro harici bırakılan yerleri ve hatta bir bölümü de ormanları kapsayan alanın davacılar veya murisleri adına tesciline hukuken imkan olmadığı" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tescil istemine yöneliktir. ..., ..., ... ve ... köylerinde yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sonuçları, sırası ile 24.04.2014 - 19.12.2014 - 11.07.2014 - 12.12.2014 tarihlerinde askı ilana çıkmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup, davacı ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, Davacı ...'in yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile, İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.