Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4259 E. 2025/4322 K. – Kullanım Kadastr
Konu: Kullanım Kadastrosuna İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4259
- Karar No
- 2025/4322
- Karar Tarihi
- Konu
- Kullanım Kadastrosuna İtiraz
İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ :##########Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/21 E., 2023/80 K. DAVA TARİHİ : 25.08.2010 KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar ..... ve ....., davalı ..... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kullanım kadastrosu sırasında, Sakarya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 110 ada 6 parsel sayılı 34.962,78 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın tamamının eylemli orman haline dönüştüğü" şerhi verilerek, çalılık niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ..... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Sakarya ili ... ilçesi ... köyü 110 ada 6 parsel sayılı 4.962,78 m² miktarlı taşınmazın atalarından 110 yıldan bu yana babalarına ve kendilerine kaldığını, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulaması yapılan bu taşınmazlarda zilyet olarak kendilerinin gösterilmediğini beyan ederek, tespitin iptali ile adlarına tespit yapılmasına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili cevabında; dava konusu edilen ve askı ilanına çıkarılan tespitlerin, mülkiyet tespiti niteliğinde olmadığını, 2/B arazilerinin fiili kullanım durumu ve üzerindeki muhdesatın kime ait olduğunun saptanmasına yönelik tespit mahiyetinde olduğunu, bu durumda davacının fiili kullanım durumunu ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 01.06.2012 tarihli ve 2010/14 Esas, 2012/30 Karar sayılı kararla verilen, 2010/14 Esas sayılı dosyada davanın kabulüne, Sakarya ili ... ilçesi ... köyü 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ...'nin 30.06.2011 tarihli raporunda ve ekindeki krokide (A) harfi ile işaretleyerek sınırlarını gösterdiği 1.819,96 m²'lik kısmının çalılık olarak tespit edilen vasfının iptaline, taşınmazın bu kısmının tarla vasfında ve .....'nun kullanımında olduğunun tespitine, Sakarya ili ... ilçesi ... köyü 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ...'nin 30.06.2011 tarihli raporunda ve ekindeki krokide (B) harfi ile işaretleyerek sınırlarını gösterdiği 1.820,82 m²'lik kısmının çalılık olarak tespit edilen vasfının iptaline, taşınmazın bu kısmının tarla vasfında ve .....'nun kullanımında olduğunun tespitine, Sakarya ili ... ilçesi ... köyü 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ...'nin 30.06.2011 tarihli raporunda ve ekindeki krokide (C) harfi ile işaretleyerek sınırlarını gösterdiği 1.884,37 m²'lik kısmının çalılık olarak tespit edilen vasfının iptaline, taşınmazın bu kısmının tarla vasfında ve .....'nun kullanımında olduğunun tespitine; birleşen 2010/15 Esas, 2010/17 Esas, 2010/18 Esas sayılı dosyalarda davanın reddine, Sakarya ili ... ilçesi ... köyü 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ...'nin 30.06.2011 tarihli raporunda ve ekindeki krokide (D), (E), (F) harfleri ile işaretleyerek sınırlarını gösterdiği kısımlarının tespit gibi tesciline dair ilk karar, birleşen dosya davacıları ..., ....., ..., davalı Hazine vekili ve davalı ..... vekilinin tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.10.2014 tarihli ve 2014/15026 Esas, 2014/11398 Karar sayılı ilamıyla; ".... Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bu taşınmaz bölümlerinin eylemli orman olduğunun anlaşılmış olmasına göre çekişmeli taşınmazın (D), (E) ve (F) harfleri ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı açıklandıktan sonra, (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazları bakımından, İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinin kısmen meyve bahçesi, kısmen de mısır ve fasulye ekilerek lehlerine zilyetlik şerhi verilen davacıların kullanımında bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; 10.11.2011 tarihli tek kişi tarafından düzenlenen orman bilirkişi raporunda taşınmazın % 20 - 30 eğimli, yer yer çok az miktarda yeni meyve ağacı dikilmiş akasya, gürgen, ıhlamur, kayın ormanı görüntüsünde orman vasfında olduğu, çalılık vasfıyla tespitinin doğru olduğu bildirilmiş, 26.12.2011 tarihli aynı kişi tarafından düzenlenen ek bilirkişi raporunda ise (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerin 2004 ve 2009 yılı uydu fotoğraflarında bakımsız meyve bahçesi durumunda olduğu, keşif günü itibariyle de altı temiz, orman ağacı kökü toprağı ihtiva etmeyen bahçe durumunda olup, çalılık tespitinin hatalı olduğu ve tarla vasfı ile sınırlandırılması gerektiği hususlarının açıklanmış olduğu, ilk raporda taşınmaz bölümlerinin orman vasfında olduğu ve yer yer çok az yeni dikilmiş meyve ağacının bulunduğu bildirilmesine karşın, ikinci raporda tam aksi beyanlarda bulunulmuş olup çekişmeli taşınmaz bölümlerinin niteliği hususunda orman bilirkişisinin iki raporu arasındaki çelişki giderilmemiş olduğu, zirai bilirkişisinden ise hiç rapor alınmadığı, çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümleri üzerinde zilyetliğin sürdürülüş biçiminin yöntemince araştırılmamış olduğu belirtilerek, sağlıklı sonuca varılabilmesi için, dava konusu taşınmazın tespit tarihi itibariyle stereoskopik hava fotoğrafları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf ve zilyetlik tanıkları, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ile 3 kişilik ormancı ve zirai bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılması, taşınmazın başında yapılacak keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın temyize konu bölümlerinin kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, eylemli orman olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, 3 kişilik ormancı ve zirai bilirkişi kurulundan, önceki tarihli orman raporunda belirtilen hususların da irdelenmesi suretiyle taşınmazın temyize konu bölümlerinin toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden çekişmeli taşınmazı tespit tarihi itibariyle gösteren hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın niteliği ve kullanım durumu belirlenmesi, çekişmeli taşınmazın hangi bölümünün kullanıldığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturulması, fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek çekişmeli taşınmaz bölümlerinin eylemli orman olduğunun saptanması halinde davanın reddedilmesi, temyize konu konu (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerin eylemli orman olmadığının tespit edilmesi halinde ise; geri çevirme kararı ile dosyaya getirtilen Kadastro Mahkemesi'nin 2003/4-11 Esas-Karar sayılı dosyasındaki bilgiler ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması, dosyaya yansıyan tüm bilgi ve belgeler ışığında Kadastro Mahkemesi'nin 2003/4-11 Esas-Karar sayılı dosyasında bulunan krokiden 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazın (A), (B) ve (C) ile gösterilen bölümlerinin 1982 yılında genel kadastro sırasında orman niteliği ile tespit dışı bırakılan 72 parsel sayılı taşınmazın kapsamında kaldığının değerlendirilmekte olduğu, orman niteliği ile tespit dışı bırakılan 72 parsel sayılı taşınmaza Kadastro Mahkemesi'nin 2003/4-11 Esas-Karar sayılı dosyasında dava dışı ... tarafından 1989 yılında adına tescil istemiyle dava açıldığı, yargılama sırasında 1993 yılında yapılan orman kadastro tutanaklarında taşınmazın itirazlı olduğu belirlemesine yer verildiği, aynı anda yapılan 2/B çalışmalarında ise taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığı, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek 72 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki orman kadastrosunun iptali ile taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildiği, ancak bu kararın 20. Hukuk Dairesi'nin 2003/3104-4371 Esas-Karar sayılı ilamı ile taşınmazın orman niteliğini yitirmediği, orman olduğu ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak 72 parsel sayılı taşınmazın orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiği ve bu kararın 01.03.2004 tarihinde kesinleştiği, ancak 72 parselin orman olarak tapuya tescilinin sağlanmadığı, 72 parsel sayılı taşınmazın 1993 yılında yapılan 2/B çalışmalarından sonra Kadastro Mahkemesi'nin 01.03.2004 tarihinde kesinleşen 2003/4-11 Esas-Karar sayılı ilamı ile hükmen orman olduğuna karar verilerek 2/B kapsamından çıkarıldığı, ancak 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosunda dosyada mevcut krokiye göre 72 parsel sayılı taşınmazın, temyize konu 110 ada 6 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı, taşınmazın 2/B çalışması ile orman sınırları dışına çıkarma işleminin mahkeme kararı ile iptal edilerek taşınmazın orman olduğuna karar verilmiş olduğu, bu nedenle temyize konu taşınmaz bölümleri üzerinde yapılan kullanım kadastrosunun dayanağının bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, 30.11.2016 tarihli ve 2015/16 Esas, 2016/47 Karar sayılı kararla, davanın reddine, dava konusu Sakarya ili ... ilçesi ... köyü Köyiçi mevki 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş olup, bu kararın davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07.12.2021 tarihli ve 2021/9667 Esas, 2021/12119 Karar sayılı ilamıyla; ".... davacı ..... ve arkadaşlarının 28.01.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (a2) ve (b3) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümleri dışında kalan diğer tüm taşınmaz bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacı ..... ve arkadaşlarının 28.01.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (a2) ve (b3) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince, bu bölümler yönünden usulünce araştırma yapılmadan zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediğinden bahsedilmiş ise de dava kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olup, tespit günü itibariyle kimin hangi oranda ve taşınmazların hangi kısımlarını kullandığı, tespit tarihine en yakın uydu fotoğrafları ve ortofotolar getirtilerek, taşınmazın tespit günü itibariyle fiili kullanıma konu olup olmadığı üzerinde durularak karar verilmemesinin doğru olmadığı açıklanarak, doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmaz bölümlerini gösterir, tespit tarihi olan 2010 yılı veya en yakın tarihli yüksek çözünürlüklü hava ve uydu fotoğrafları getirtilmesi ve sonrasında mahallinde, taşınmazı iyi bilen mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen ve ziraatçı bilirkişilerin katılımıyla keşif yapılması ve bu keşif sırasında, dinlenilecek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarından, çekişmeli (a2) ve (b3) harfi ile gösterilen bölümlerin tespit tarihinde ve öncesinde kim tarafından, ne şekilde kullanılageldiği, tespit tarihi itibariyle fiili kullanım olup olmadığı, var ise kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı, tespit günü itibariyle fiili kullanımın terk edilip edilmediği hususlarında ayrıntılı bilgi alınması, alınan beyanlar ile önceki keşif beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesine çalışılması, keşfe katılacak fen bilirkişisinden, keşfi takibe imkan verir rapor ve kroki alınmalı ve çekişmeli taşınmazın getirtilen uydu fotoğrafları üzerinde gösterilmesi istenilmesi, ziraatçı bilirkişiye, taşınmazın tespit tarihindeki niteliğini ve kullanım durumunu bildiren, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, denetime elverişli rapor düzenlettirilmesi, tespit tarihi itibariyle fiili kullanım mevcut ise, o tarihteki yani tespit tarihindeki kullanıcı lehine kullanım şerhi verilmesi gerektiğinin dikkate alınması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Sakarya ili ... ilçesi ... köyü 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişisi...'ın 18.01.2023 tarihli raporunda ve ekindeki krokide (a2) harfi ile işaretleyerek sınırlarını gösterdiği 1.450,53 m² kısmının çalılık olarak tespit edilen vasfının iptaline, taşınmazın bu kısmının tarla vasfında ve .....'nun kullanımında olduğunun tespitine, Hazine adına kayıt ve tesciline; Sakarya ili ... ilçesi ... köyü 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişisi...'ın 18.01.2023 tarihli raporunda ve ekindeki krokide (b3) harfi ile işaretleyerek sınırlarını gösterdiği 118,13 m² kısmının çalılık olarak tespit edilen vasfının iptaline, taşınmazın bu kısmının tarla vasfında ve .....'nun kullanımında olduğunun tespitine, Hazine adına kayıt ve tesciline; fen bilirkişisi...'ın 18.01.2023 tarihli raporunda (a2) ve (b3) ile gösterilen yerler dışında kalan yerler hakkında Mahkememizce verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verildiği dikkate alınarak bu yerler hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacılar ..... ve ....., davalı ..... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ..... ve ....., davalı ..... vekili ve davalı ...vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenler davacılar ..... ve ....., davalı ... Belediye Başkanlığından ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.