İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/223 E. 2025/371 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/223
- Karar No
- 2025/371
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/223 Esas - 2025/371
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ( Bozmaya uyma )
ESAS NO : 2025/223 KARAR NO : 2025/371
DAVA : Marka ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 22/06/2020 KARAR TARİHİ : 29/09/2025 Yazım Tarihi: 20/10/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının 1954 yılında özel bir kanunla Türkiye’nin milli petrol şirketi olarak kurulduğunu, halen de ülkemizin yegane milli petrol şirketi olduğunu, davacının ticaret unvanının çekirdeğinin baş harflerinden alınan “...” kısaltmasını markasal hüviyette petrol ve petrol ürünlerinde, akaryakıt dolum ve dağıtım istasyonlarında uzun yıllardır kullandığını, davaya konu markanın davacının tescilli markalarıyla benzerliği ve söz konusu markanın kapsadığı mal ve hizmetler göz önüne alındığında, davalı markasının davacıya ait “...”li seri markaların bir devamı olarak algılanacağını, davacının markalarının halk nezdinde belli bir tanınmışlığa ve bilinirliğe sahip olduğunu, bu hususun davalı ... tarafından da ... özel statülü marka ile kabul edilerek sicile işlenmiş olduğunu, davacının seri markalarında “...” harflerinin güneş topu şekli ve/veya kırmızı bir çerçeve içerisinde yer aldığını, dava konusu edilen markanın davacının markalarına bu özgün özellikleri itibariyle dahi benzediğini, her iki tarafın markalarında kırmızı ve beyaz renklerin kullanılmasının da markaları benzer kıldığını, ayrıca taraf markalarında geçen “...” ve “...” kısaltmalarının altında kelime unsurlarına yer verilmiş olmasının da taraf markalarını birbirlerine yakınlaştırdığını, bütün bu benzerlik durumlarının davalıya haksız kazanç sağlayabileceğini ve davacının piyasadaki itibarını zedeleyebileceğini, davalının marka kullanımının davacıya ait markaların sulandırılmasına ve imajının zedelenmesine neden olacağını, davalının bu marka başvurusunun kötü niyetli ve haksız rekabet saikiyle yapıldığının açık olduğunu, davalı firmanın derdestlik itirazlarının yerinde olmadığını zira bu itirazlara mesnet alınan davanın konusu olan ... kararının başka bir karar olduğunu iddia ederek, ... ...’nın 22.04.2020 tarihli ve ... sayılı kararının iptalini ve davalının ... sayılı markasının tescili talep edilen 37. Sınıftaki tescilinin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Şirket Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: davacının huzurdaki davaya konu uyuşmazlıkla aynı konuda bir başka dava daha açmış olduğunu, ....’nde .... Esas No. tahtında yargılaması süren bu davada davacının taleplerinin reddedilmiş olduğunu, bu dava dolayısıyla davalının huzurdaki davada derdestlik itirazı ileri sürüyor olduğunu, taraf markalarının birbirlerine benzemediğini ve bu yüzden de dava konusu edilen markanın davacının seri olduğu ileri sürülen markalarının arasına sızma ihtimalinin bulunmadığını, davacının markalarında esas unsurun “...” ibaresi ile bu ibarenin arkasında yer alan “güneş şekli”nin olduğunu, davalının markasının çerçeve tasarımının ve markada geçen “...” harflerinin açılımı olan kelimelerin taraf markalarının farklılaşması için yeterli unsurlar olduğunu, seyir halindeki araçların dikkatini çekmek için en uygun renk olan kırmızı rengin davalının logosunda seçilmiş olmasının doğal olduğunu, her iki markanın açılımlarının logolar üzerinde yer aldığını ve “...” ve “...” ibarelerinin çok farklı ibareler olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin .... şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları için olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; ... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir. Tanınmış marka kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. ÖNCEKİ YARGILAMA ve KARAR; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın ... kararında belirtilen mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi açısından iltibas- benzerlik- karıştırılma ihtimali oluşup oluşmadığı, başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın eskiye dayalı kullanım hak iddiası, markalarının yurt içi ve yurt dışı tanınmışlığı iddiası, davalı başvurusunun haksız rekabet oluşturduğu ve kötü niyetli başvuru yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, .... sayılı ... kararının iptalinin (sadece 37.nci sınıf yönünden ... nezdinde itiraz edildiği) ve davalı markasının da tescili halinde 37.nci sınıf açısından iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 20.09.2021 tarih ve .... sayılı karar ile ÖZETLE;", taraf markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı, ... kararının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine " şeklinde karar verilmiştir. Bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair .... Hukuk Dairesi'nce verilen 16.02.2024 tarih ve ..... sayılı kararın Yargıtay'ca temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiştir. .... . HD.nin 11.03.2025 tarih ve .... sayı ile ÖZETLE ;"Dava konusu başvurunun, “....” ibaresinden oluştuğu, başvuru kapsamındaki 01, 04, 37. sınıftaki malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer oldukları, dava konusu markanın, logolu bir marka olduğu, “...” ibaresinin beyaz zemin üzerine kırmızı ve beyaz renkte büyük harflerle dik bir yazı stiliyle yazıldığı, “....” harflerinin daha büyük puntolarla yazıldığı, ibarelerin biri ince, biri kalın olmak üzere çift çerçeveye alındığı, davacıya ait olan, tescilli şekilde korunan itiraza mesnet çok sayıda “....” ve “....” ibareli logolu markaların ise beyaz zemin üzerine siyah renk büyük harflerle dik bir yazı stiliyle “...” yazıldığı, markanın logosunda kırmızı güneş figürünün bulunduğu, güneş figürünün içinde beyaz renkte “...” harflerinin büyük harflerle yazıldığı, ibarelerin tek bir çerçeveye alındığı görülmektedir. Dava konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında bir takım görsel farklılıklar olsa da, bu farklılıkların markalar arasında tam olarak ayırt ediciliği sağlamadığı, markaların çağrışımlarının ve bir bütün olarak uyandırdıkları izlenimin farklı olmadığı, bu anlamda tüketicilerin bu markaları karıştırma ve ilişkilendirme ihtimallerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. (.... sayılı kararı). Bu durumda, taraf markaları arasında 6765 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas ihtimalinin mevcut olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, " şeklinde karar verilmiştir. YENİ GEREKÇE; Mahkemece bozma ilamına uyularak Yargıtay'ın "Dava konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında bir takım görsel farklılıklar olsa da, bu farklılıkların markalar arasında tam olarak ayırt ediciliği sağlamadığı, markaların çağrışımlarının ve bir bütün olarak uyandırdıkları izlenimin farklı olmadığı, bu anlamda tüketicilerin bu markaları karıştırma ve ilişkilendirme ihtimallerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. (Dairemizin ..... sayılı kararı). Bu durumda, taraf markaları arasında 6765 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas ihtimalinin mevcut olduğu ." şeklindeki bozma gerekçesi doğrultusunda taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğundan ( Diğer yönden Davacı tarafın "...." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın "...." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; ANCAK bu durumlar yukarıda anlatılan iltibası da ortadan kaldırmadığından sonuca etkisi de olmadığı) davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu .... sayılı ... Kararının bu davanın tarafları açısından dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 37. Sınıftaki emtialar yönünden verilen ... Kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu ... sayılı markanın kapsamında yer alan 37. Sınıftaki emtialar yönünden tescilin iptaline, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin düşümü ile bakiye 561,00 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 650,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 3.065,40 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin, yüzüne karşı , davalı firma vekilinin yokluğunda 6100 Sayılı HMK'nın Geçici 3/2 madde yollaması ile, HUMK 427 vd.m. uyarınca, tebliğden itibaren 15 günlük yasal süre içinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/09/2025
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır