Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/419 E. 2025/7161 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/419
Karar No
2025/7161
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :...Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/21 E., 2022/45 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 14, 59, 73, 77; 105 ada 11, 14, 110, 115, 128, 162, 167, 228; 110 ada 1, 147 ada 22, 25, 157; 149 ada 6; 162 ada 3 ve 102 ada 13 parsel sayılı taşınmazlar susuz tarla vasfıyla ... adına; 103 ada 29, 34, 39, 42, 48, 72, 80; 104 ada 17, 33, 39, 53; 142 ada 93..... parsel sayılı taşınmazlar, susuz tarla vasfıyla ..... adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; davaya konu taşınmazların 1977 yılında vefat eden ortak murisleri ...'dan mirasen intikal ettiğini, mirasçılar arasında paylaşım yapılmadığını ileri sürerek, iddiasıyla tespitlerin iptali ve miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında 23.01.2010 tarihinde vefat etmesi nedeniyle davaya mirasçıları tarafından devam edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde; 103 ada 39, 42, 72, 147 ada 157, 105 ada 162, 167 ve 228 parsel sayılı taşınmazların orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; davacı ... mirasçılarının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, davacı Orman İdaresinin davasının kabulüne, kadastro müdürlüğüne açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu 103 ada 42 numaralı parselin tespitinin iptaliyle; 27.09.2012 tarihli orman ve fen bilirkişi rapor ve krokisinde (D) harfiyle gösterilen 461,38 m²lik kısmın tespit gibi tespit maliki davalı ..... adına tapuya tesciline, (B6) harfiyle gösterilen 996,03 m²lik kısmın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (A6) harfiyle gösterilen 4.523,85 m²lik kısmın ... ve arkadaşları adına, dava konusu 103 ada 39 numaralı parselin tespitinin iptaliyle; (B7) harfiyle gösterilen 632,33 m²lik kısmın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (A7) harfiyle gösterilen 5.970,16 m²lik kısmın ... ve arkadaşları adına, (B1) harfiyle gösterilen 718,61 m²lik kısmın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (A1) harfiyle gösterilen 675,12 m²lik kısmın ... ve arkadaşları adına, dava konusu 103 ada 72 numaralı parselin tespitinin iptaliyle; (B1) harfiyle gösterilen 718,61 m²lik kısmın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (A1) harfiyle gösterilen 675,12 m²lik kısmın ... ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından 103 ada 42 sayılı parselin (D) ve (A6) bölümleri, 103 ada 39 sayılı parselin (A7) bölümü, 103 ada 72 parselin (A1) bölümüne yönelik temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.15.2015 tarihli ve 2015/11526 Esas, 12971 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "bilirkişi raporları arasında taşınmazların orman sayılan yer olup olmadığı hususunda çelişki olduğu, bu sebeple 1958 tarihli memleket haritası ve dayanak hava fotoğrafları getirtilerek yeniden inceleme ve araştırma yapılması ve taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı ... mirasçılarının davasının feragat nedeniyle reddine, ..... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı Orman İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, ... köyü 105 ada 167 numaralı parselin tespitinin iptali ile 22.02.2017 tarihli fen bilirkişi raporu ekinde bulunan ve taşınmazın 1955 tarihli hava fotoğrafındaki durumuna göre hazırlanan krokide (A) harfiyle gösterilen 3.663,18 m²lik kısmın tespit gibi tespit maliki adına tapuya tesciline, (B) harfiyle gösterilen 2.263,88 m²lik kısmın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 105 ada 162, 228 ve 147 ada 157 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tespit maliki adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesinin 04.06.2021 tarihli ve 2020/4381 Esas, 2021/4385 Karar sayılı ilamıyla hükmün kısmen onanmasına kısmen bozulmasına karar verilmiştir. Onama/bozma ilamında özetle; "Davacı vekilinin 105 ada 167 parselin 22.02.2017 tarihli raporda (A) harfli kısmına ve 105 ada 162, 228 parsellere ve 147 ada 157 parsele yönelik temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün bu parselller açısından onanmasına, 103 ada 39, 42..... parsellere yönelik temyiz itirazları bakımından ise; mahkemenin 09.10.2013 tarihli kararıyla 103 ada 39 parselin (A7), 103 ada 42 parselin (D), (A6), 103 ada 72 parselin ise (A1) harfiyle gösterilen kısımlarına yönelik davanın reddine ve bu kısımların gerçek kişiler adına tesciline karar verildiği, bu hükmün Orman İdaresince temyiz edildiği, Orman İdaresinin 103 ada 39, 42..... parsellerle birlikte diğer parsellerin kişiler adına tesciline karar verilen kısımlarına yönelik temyiz itirazları olduğunun kabul edildiği ancak bozma ilamının içeriğinde 103 ada 39, 42..... parsellerin incelemesinin yapılmadığı anlaşılmakla, Orman İdaresinin bu parsellerin gerçek kişiler adına tesciline karar verilmişse de eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1958 tarihli memleket haritasının dayanağı hava fotoğrafının incelenmediği, taşınmazların üzerinde bulunan bitki örtüsünün niteliği cinsi belirlenmeden hüküm kurulduğu bu sebeple üç orman mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılması,taşınmazların orman vasfında olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporlarında incelemesi yapılan memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile davanın reddine dava konusu 103 ada 39, 42..... parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Usuli kazanılmış hak kavramı, anlam itibarıyla bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi, 6100 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar; 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararları) Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar sayılı, 03.12.2008 tarihli ve 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar sayılı kararları) Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder. Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince daha önce kurulan 09.10.2013 tarihli ve 2005/483 Esas, 2013/144 Karar sayılı kararda, 27.09.2012 tarihli bilirkişi rapor ekinde bulunan krokide dava konusu 103 ada 39 parselin (B7), 103 ada 42 parselin (B6), 103 ada 72 parselin (B1) ile gösterilen kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, Orman İdaresinin temyizi ile kişiler adına tescil edilen kısımlar açısından hükmün bozulduğu, bu hükmün tespit malikleri tarafından temyiz edilmediğinden taşınmazın orman olarak tesciline karar verilen kısımları açısından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacı lehine oluşan usulî kazanılmış hak gözetilerek, dava konusu 103 ada 39, 42..... parsel sayılı taşınmazların 09.10.2013 tarihli ve

2005/483 Esas, 2013/144 Karar sayılı kararda orman olarak Hazine adına tesciline karar verilen bölümleri açısından yine orman vasfıyla Hazine adına tescillerine, kalan kısımların tespit maliki adına (ölmüşse mirasçıları adına) tescillerine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı vekilinin temyiz itirazları (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/419, K. 2025/7161, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-419-e-2025-7161-k-a182b7faaa01