Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2975 E. 2024/7992 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2975
- Karar No
- 2024/7992
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/271 E., 2022/598 K.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili 18.08.2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Fethiye ilçesi Günlükbaşı Erenbeli mevkiinde yapılan tapulama çalışmalarında 412 parsel sayılı taşınmazın davalılar murisi ... adına tespit edildiğini, Orman Yönetimi tarafından açılan dava sonucu Fethiye Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1958/82 Esas, 1960/71 Karar sayılı kararı ile tespitin iptali ile orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiğini, daha sonra taşınmazın 2/B kapsamına alınarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, böylece 3849, 3850 ve 3851 sayılı parsellerin oluştuğunu, davacının ... mirasçıları olan davalılardan miras hisselerinin tamamını Fethiye 1. Noterliğince 1978-1979-1982 yıllarında düzenlenen satış vaadi sözleşmeleri ile satın aldığını, 6292 sayılı Kanun kapsamında taşınmazların tarafına bedelsiz olarak iade edilmesi yönündeki talebinin davalı Hazine tarafından reddedildiğini ileri sürerek, öncelikle taşınmazların iadesi ile tapu kayıtlarının iptali ve davacı adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde satış vaadi sözleşmeleri uyarınca davalılara ödenen bedelin denkleştirici adalet prensibi gereğince dava tarihindeki güncellenmiş değerinin bilirkişi tarafındanhesaplanacak değer üzerinden harç tamamlanmak üzere şimdilik 3.000 TL'sinin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine göre iadeye tabi taşınmazlardan olmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebine ilişkin davanın reddine, davacı ve davalılar arasındaki satış vaadi sözleşmelerinin ise geçerli olduğu kabul edilse de vaad borçlusu olan davalılar adına tapu kaydı oluşturulmadığından sözleşmenin feshi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle tazminat talebine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.01.2020 tarihli ve 2017/5678 Esas, 2020/264 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle “Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil istemli davanın reddine dair kararın onanmasına, davacının davalı kişiler aleyhine açtığı tazminat istemine yönelik temyiz itirazları bakımından ise taraflar arasındaki sözleşmelerin tapusuz taşınmazın zilyetliğinin devri sözleşmesi olduğu kabul edilerek bu yönde araştırma yapılması, tarafların bu hususta göstereceği delillerin (varsa tanıkların) toplanarak karşılıklı olarak sözleşmeden kaynaklanan edimlerin (bedel-zilyetlik devri) ifa edilip edilmediğinin araştırılması, davacının alacak istemi yönünden davalıların zamanaşımı itirazında bulunup bulunmadıkları da gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, taraflar arasındaki sözleşmelerin tapusuz taşınmazın zilyetliğinin devri niteliğinde olduğu ve sözleşmeden kaynaklı edimlerin karşılıklı olarak ifa edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davalı ...'den alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I inci maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.