Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2574 E. 2024/8041 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2574
Karar No
2024/8041
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/847 E., 2022/174 K. DAVA TARİHİ : 03.09.2010 KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 2006 yılında yapılan arazi kadastrosunda dava konusu Aydın ili Nazilli ilçesi Bağcıllı mahallesi, 150 ada 93 parsel sayılı taşınmaz 945,45 m2 ve davalı ... adına 945,46 m2 ve incirlik vasfıyla 24.07.2006 tarihinde tespit edilmiş ve 30.01.2007 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Davacı ... tarafından; Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/162 Esas, 2006/205 Karar sayılı dosyasında zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gerekçesiyle Hazine adına tescile karar verilen ve anılan dosyada bilirkişiler Adnan ... ve İsmail Alga'nın 6.5.2002 tarihli raporunda Aydın ili Nazilli ilçesi Ketenlidere mevkiindeki (C) harfi ile gösterilen yerin kadastro sırasında 150 ada 93 parsel olarak ... adına tespit edildiğini, kadastro sırasında 2006/162 Esas sayılı dosya derdest olduğundan malik hanesi açık bırakılır düşüncesiyle tespiti itiraz etmediklerini, tespitin kesinleştiğini belirterek tapu iptali ve tescil dava açılmıştır. Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/149 Esas, 2009/142 Karar sayılı ilamı ile; Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/162 Esas, 2006/205 Karar sayılı dosyasında (C) harfi ile gösterilen ve palamutluk cinsi ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaz ile dava konusu taşınmazın aynı olmasından dolayı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde verilen ve kesinleşen kararın işbu dosya bakımından HUMK madde 237 anlamında kesin hüküm niteliğinde olduğu, kadastro tespiti sonucunda ise bu taşınmazın kesinleşen mahkeme kararı olmasına rağmen sehven davalı adına tespit edildiği, dolayısıyla bu taşınmazlarla ilgili kesin bir hüküm olmasına rağmen yapılan kadastro tespitinin ve bu tespit sonucu oluşan tapu kaydının hukuka uygun olmadığı ve tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... adına kayıtlı, Nazilli Bağcıllı köyü 150 ada 93 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına palamutluk vasfı ile tesciline karar verilmiş, kararı davacı ... yargılama gideri yönünden temyiz etmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2011/588 Esas, 2011/1895 Karar sayılı ilamı ile yargılama gideri yönünde hüküm bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve 2011/151 Esas, 2011/193 Karar sayılı hüküm tesis edilmiş, akabinde anılan karar Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.04.2012 tarihli ve 2012/1689 Esas, 2012/3971 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının harca ilişkin kısmı düzeltilerek, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş ve hüküm 20.06.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; 150 ada 93 parsel sayılı taşınmazın davacı müvekkilinin babası muris İbrahim Gün'e ait iken ölümü ile önce annesi Hamide Gün'e onun da ölümü ile mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu davacı müvekkili ...'e kaldığını, dava konusu taşınmaz içinde yaklaşık 30 adet 50 yaşlarında incir ağacı olduğunu, kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazın yanlışlıkla ... adına tespit gördüğünü, davalı ... adına kayıtlı olup, Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25.03.2009 tarihli ve 2007/149 Esas 2009/42 Karar sayılı kararı ile Hazine adına tesciline karar verilen dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline ve davacı müvekkili ... adına incirlik vasfıyla tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Vekili ve Davalı ... tarafından davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 02.04.2013 tarihli ve 2010/1349 Esas ve 2013/677 Karar sayılı ilamı ile, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.04.2015 tarihli ve 2014/16502 Esas, 2015/4223 Karar sayılı ilamı ile; hükümde gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve 21.02.2017 tarihli ve 2015/669 Esas, 2017/147 Karar sayılı ilam ile; 18.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda daha önce kesin hüküm kurulan parsellerin 150 ada 93 nolu parseli kapsamadığının tespit edildiği, Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/162 Esas, 2006/205 Karar sayılı ilamında kesinleşen yerler ve Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/149 Esas, 2009/142 Karar sayılı ilamı ile kesinleşen yerlerin Bağcıllı mahallesi 150 ada 93 parsel kapsamadığının anlaşıldığı gerekçesiyle halen ... adına tescilli bulunan 150 ada 93 nolu parselin kaydın iptali ile, İbrahim oğlu ... adına Tesciline karar verilmiş, karar davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.02.2021 tarihli ve 2017/2755 Esas, 2021/1650 karar sayılı ilamı ile; Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/162 Esas, 2006/205 Karar sayılı kararında, palamutluk olup, şahıslar yararına zilyetlikle kazanım koşulları bulunmadığından davanın reddine ve Hazine adına tesciline karar verilen ve anılan dosyadaki hükme esas alınan krokide (C) harfi ile gösterilen kısmın Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.3.2009 tarihli 2007/149 Esas, 2009/42 Karar sayılı kararı ile 150 ada 93 parsel olduğu belirlendiğine ve Yargıtayca da bu belirleme benimsendiğine göre, anılan dava dosyasındaki, taşınmazda imar ihya ve zilyetlik bulunmadığı yönündeki belirlemenin güçlü delil niteliğinde olduğu, güçlü delilin aksinin daha güçlü bir delille ispatı gerekeceği, davacı tarafça bu nitelikte bir delil sunulmadığı, hal böyle olunca; davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği ispat edilemediğine göre, Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmuş ve yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilam ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından, dava konusu yerin palamutluk olmadığı, 50 yaşında 25 adet incirin bulunan kapalı incirlik olduğu, Harita Mühendisi İsmail Alga ve Orman Yüksek Mühendisi ... Gökçen tarafından müşterek tanzim edilen 14.04.2016 tarihli bilirkişi raporu ve Ecir Bülbül tarafından sunulan 30.04.2012 tarihli raporda Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/162 Esas ve Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/149 Esas sayılı dosyalarında kesinleşen yerlerin, dava konusu 150 ada 93 nolu taşınmazı kapsamadığının tespit edildiği, Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/162 Esas, 2006/205 Karar sayılı kararında, hükme esas alınan krokide (C) harfi ile gösterilen kısım ile işbu davaya konu Bağcıllı köyü 150 ada 93 nolu taşınmazın aynı yer olmadığının mahkeme heyeti tarafından yapılan keşif, keşifte hazır bulunan Harita mühendisi ve Orman Yüksek Mühendisinin müşterek raporlarıyla sabit olduğu, Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/162 Esas 2006/205 Karar sayılı dosyasında davalı ... ve davacı ...’ün taraf olmadığı, dolayısıyla bu dava açısından kesin hüküm teşkil etmeyeceği, mahkemenin "kesin hüküm" nedeniyle iptal kararı vermesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçeleriyle temyiz isteminde bulunulmuştur. Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2574, K. 2024/8041, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-2574-e-2024-8041-k-2397217673d8