Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1805 E. 2024/5616 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1805
- Karar No
- 2024/5616
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1521 E., 2022/724 K. KARAR : Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ : Ergani 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/50 E., 2021/79 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucu, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 133 ada 10 parsel sayılı 6.312,22 m² yüzölçümündeki taşınmaz, "bağ ve susuz tarla" vasfıyla davalı adına 15.03.2019 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davaya konu 133 ada 10 parsel sayılı taşınmazların davalı adına tescil edildiğini, yapılan kadastro tespitinin haksız, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı lehine zilyetlik şartlarının oluşmadığını, davaya konu taşınmaz üzerinde kadastro tespiti öncesi zamanda kimsenin zilyetliğinin bulunmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesindeki şartların gerçekleşmediğini, öncelikle dava konusu taşınmazda orman incelemesi yapılması ve akabinde taşınmazın orman olduğunun tespiti halinde tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini aksi durumda taşınmazın vasfının mahkemece tespit edilerek o vasıfla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili Cevap Dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkiline atalarından kaldığını, zilyetliğin Cumhuriyetin ilanından öncesine kadar gittiğini, müvekkil ve atalarının bu taşınmaza olan zilyetliklerinin 100 yıldan fazla süredir aralıksız devam ettiğini, dava konusu taşınmazın müvekkiline ait olduğundan kendisine ait taşınmazı bazı yıllar sürmemesinin mülkiyetten vazgeçme olarak yorumlanamayacağını, ... Belediyesinden alınan 1937 yılına ait Arazi Tahrir Cetveline göre müvekkilinin dedesi ... ve müvekkilinin babasının amcası ... adına 16 parça arazi kaydı bulunduğunu, bu 16 araziden 1 tanesinin büyük ihtimalle dava konusu taşınmaz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " keşifte refakate alınan orman yüksek mühendisinin memleket haritası, amenajman planı, hava fotoğrafları eşliğinde yaptığı inceleme sonrasında taşınmazın orman vasfında olmadığını belirlediği, bu hususun harita mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişi raporları ile de desteklendiği ancak dava konusu taşınmazın davalı adına tescil edilebilmesi için gerekli olan kadastro tarihinden geriye doğru 20 yıllık süre içerisinde ekonomik amaca uygun ve kesintisiz ihtilafsız, zilyetlik şartının iş bu taşınmazda gerçekleşmediği, bu durumun gerek mahalli bilirkişi beyanları ve gerekse teknik bilirkişi raporları ile sabit görüldüğü, bu nedenle davacı kurumun dava açmakta hukuki yararının bulunduğu ve mülkiyeti kazanma şartları gerçekleşmeyen taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğu ancak taşınmazın imar ihya çalışmalarının başlanmış olması ve 2. sınıf marjinal tarım arazisi durumuna gelmiş olması hususları dikkate alınarak taşınmazın vasfında herhangi bir değişikliğe gidilmeden tapusunun iptali ile davacı adına bağ ve susuz tarla vasfı ile tesciline karar vermek gerektiği " gerekçesiyle, davanın kabulüne ve Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ... mevki 133 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tüm sınırlandırmalar ve takyidatlardan ari şekilde tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müvekkiline atalarından kaldığını, müvekkili ve atalarının bu taşınmaza olan zilyetliklerinin 100 yıldan fazla süredir aralıksız devam ettiğini, Medeni Kanunun 713 üncü maddesinde aranan 20 yıldan fazla zilyet olma şartının gerçekleştiğini, keşifte dinlenen tanıkları ... ve mahalli bilirkişilerin beyanlarının iddialarını doğruladıklarını, 1967, 1984 ve 2002 yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın sürülü olmamasının 2011 yılına ait hava fotoğraflarında ise sadece (A) ve (B3) harfleri ile gösterilen yerlerin sürülü olmasının zilyetliğin olmadığı şeklinde yorumlanamayacağını, atalardan kalma tapusuz taşınmazın bazı yıllar sürülmemesinin zilyetliği kesintiye uğratmayacağını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " hava fotoğraflarına dayalı harita, orman ve ziraat bilirkişisi incelemesinden dava konusu taşınmazların 1967, 1984 ve 2002 yıllarına ait hava fotoğraflarında tarımsal faaliyete konu olmadığı, imar ve ihyasının gerçekleşmediği, 2011 yılına ait hava fotoğrafında ise kısmen tarımsal faaliyete konu olduğu, keşifte elde edilen beyanların bilirkişi raporlarında varılan sonuçlarla uyumlu olduğu, taşınmazın tespit tarihinin 2018 yılı olduğu nazara alındığında davalı lehine kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz iktisabına ilişkin yasal şartların gerçekleşmediği, keşfin usulüne uygun olarak yapıldığı, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, Mahkemenin vakıa ve hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı " gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince Esastan Reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Vekili Temyiz Dilekçesinde Özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro öncesi taşınmaz üzerinde zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği iddiasından kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu. 3402 sayılı Kadastro Kanunu. 6831 sayılı Orman Kanunu 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.