Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1285 E. 2025/6993 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1285
- Karar No
- 2025/6993
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/641 E., 2023/360 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/576 E., 2021/779 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tespit ve alacak davası sonucunda verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Temyiz kanun yolu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 361. maddesine göre; "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir." Görüldüğü üzere temyiz kural olarak bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilen bir kanun yoludur. Aynı Kanun'un 362. maddesinde ise temyiz edilemeyen kararlar hakkında düzenleme yapılmıştır. Temyiz incelemesinde öncelikle ön inceleme yapılır. Ön inceleme sırasında Dairenin temyiz incelemesi yapmakla görevli olup olmadığı, kararın temyiz edilebilir nitelikte bulunup bulunmadığı, temyiz başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilip getirilmediği, başvuru sebepleri ve gerekçelerinin gösterilip gösterilmediği ve duruşma istemi bulunup bulunmadığı hususları incelenir. Ön inceleme aşamasında eksiklik bulunmadığı takdirde dosya esastan incelemeye alınır. 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a-3 maddesi gereğince; “Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması…” hallerinde Bölge Adliye Mahkemesi esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresi içinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği, aynı Kanun'un 362/1-c maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemelerinin “Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar.” hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı; yine aynı Kanun'un 23/2. maddesinde ise, Bölge Adliye Mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar, hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler, amacına uygun olarak yorumlandığında, 6100 sayılı Kanun'un Bölge Adliye Mahkemelerine İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkisine ilişkin olarak kesin nitelikte karar verme ve uyuşmazlık çıkması halinde kesin olarak çözümleyen karar verme yetkisi tanıdığı, buna göre anılan Kanun ile görev hususunun en geç Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 6100 sayılı Kanun'un 355. maddesi kapsamında görev hususunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı özellikle 6100 sayılı Kanun'un 362/(l)-c maddesi karşısında temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmalıdır. Diğer taraftan, 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7251 sayılı Kanunla, İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkiye ilişkin kararları ile ilgili olarak 6100 sayılı Kanun’un 362. maddesinin (c) bendi değiştirilmiş, hüküm “Yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar” şeklinde daha açık hale getirilmiş, bu husustaki tereddütler de giderilmiştir. Yine 362. maddeye bir fıkra eklenerek, “353. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı” hüküm altına alınmış, eklenen bu fıkra ile 353. madde hükmü arasında da uyum sağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta; Hazine ve ... aleyhine açılan dava ile; mazbut ... Vakfı'na el konulduğu, bir dönem emaneten yönetildiği daha sonra mazbut ... arasına alındığı, vakfın mal varlığının elden çıkartıldığı ileri sürülerek, Vakfa el konulma tarihi itibari ile vakfın malvarlığının tespiti ve davacılara galle alacağı ödenmesi istenmiş olup Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesi ile verilen yetkisizlik kararının kanun yollarına başvurulmaksızın kesinleşmesi sonrası dosyanın gönderildiği İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesince de karşı yetkisizlik kararı verilmiş, verilen yetkisizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Buna göre İlk Derece Mahkemesinin göreve ilişkin kararını istinaf başvurusu üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK’nin 362/(1)-c maddesi gereği kesin nitelikte olup, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması mümkün olmadığından, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.