Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1117 E. 2024/7793 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1117
Karar No
2024/7793
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/4 E., 2022/320 K. DAVA TARİHİ : 19.12.2013 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında, Mersin ili Tarsus ilçesi Gülek/Yenicami Mahallesi çalışma alanında bulunan 300 ada 36 parsel sayılı 822,02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, arsa vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki çalılık ve taşlık yerlerden olduğu iddasıyla, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tespit ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, çekişmeli 300 ada 36 nolu parselin kadastro tespitinin iptali ile arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairenin 22.10.2021 tarihli ve 2021/8161 Esas - 2021/10658 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Hükmüne uyulan Dairenin 22.10.2021 tarihli ve 2021/8161 Esas - 2021/10658 Karar sayılı kararında özetle; " mahkemece, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının davalı yararına gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın niteliği ile taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresinin yöntemince araştırılmadığı, bu kapsamda tespit tarihi olan 2013 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılması gerekirken, tespit tarihinden öncesine ait sadece 1987 yılına ait hava fotoğrafı üzerinde inceleme yaptırılması ile yetinildiği, ayrıca 1956 yılında yapılan tapulama çalışmalarında dava konusu taşınmazın tespit harici bırakılma nedeninin de araştırılmadığı açıklanarak, Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın daha önce tescil harici bırakılma nedeninin araştırılması, taşınmazın bulunduğu yere ait tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafı getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve davalı yararına imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tereddütsüz olarak belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazda 1977 yılı itibariyle imar-ihyanın tamamlandığı, taşınmazın babası sonrasında ise davalı tarafından tarla ve meyve bahçesi olarak kullanıldığı, komşu taşınmazların da imar ihya edilerek davalının kardeşleri adına tespit görmesinin mahkeme kararıyla kesinleştiği, dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 inci maddesindeki zilyetlik ve imar-ihya koşuluyla edinim şartlarının davalı lehine oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1956 yılında tapulama çalışması yapılarak davalı parsel tapulama dışı bırakılmış, 1988 yılında ise 6831 sayılı Kanun gereğince orman kadastrosu ve aynı kanunun 2/B maddesi uygulama çalışmaları yapılmış ve çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılarak kesinleşmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1117, K. 2024/7793, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-1117-e-2024-7793-k-5a0d171f4bb2