Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4854 E. 2024/5560 K. – Tescil
Konu: Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4854
- Karar No
- 2024/5560
- Karar Tarihi
- Konu
- Tescil
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/278 E., 2022/664 K. KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı, davalılar Hazine ile Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... köyünde arazi kadastro çalışmaları 1971 yılında yapılmış, dava konusu taşınmaz orman sahası olarak bırakılan yerin devamında kaldığından tespit harici bırakılmıştır. Ayrıca yörede, dava tarihinden önce 16.07.1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Davacı ..., 22.04.2011 havale tarihli dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Kahramanmaraş ili ... Mahallesinde bulunan 1.200 metrekare yüzölçümündeki bağ vasıflı taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "çekişmeli taşınmazın orman olarak tesbit dışı bırakıldığı, bu gibi yerlerin orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği ve orman kadastrosunun kesinleştiği 16.01.2000 tarihinden dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin de dolmadığı" gerekçesiyle davanın reddine dair önceki karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/8458 Esas, 2018/3585 Karar sayılı ilamıyla; "somut olayda orman kadastrosu sırasında orman sınırları dışında bırakılan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadığı uyuşmazlığın çözümünde etkili olup bu durumun ise eski tarihli resmi belgelere göre belirleneceği, hükme esas alınan ve mahallinde 2012 yılında yapılan keşifte hazır bulunan orman bilirkişisi ...’nun raporunda, çekişmeli taşınmazın 1956 tarihli memleket haritası ve 1952 tarihli hava fotoğrafına göre orman sayılmayan yerler içerisinde, açık alanda kaldığının belirtildiği, raporun ekinde yer alan memleket haritası ve hava fotoğrafının kadastro paftasıyla aynı ölçekte çakıştırılmış görüntüleri incelendiğinde de gerçekten çekişmeli taşınmazın ormansız açık alanda orman sayılmayan yerler içerisinde kaldığı görüldüğü, bu anlamda çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğuna kanaat getirildiği, ne var ki eldeki dava 4721 sayılı Türk Medeni K'anunu'nun (421 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tescili davası olup, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması o yerin davacı adına tescili için yeterli olmayıp aynı zamanda ilgili maddede düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleşmesinin gerektiğine değinilerek, mahkemece yöntemine uygun zilyetlik araştırmasının yapılmadığı gibi, mahallinde yapılan keşifte ziraat bilirkişisinin hazır bulundurulmadığı, eldeki davanın niteliği dikkate alındığında, Türk Medeni Kanunu'nun 713/4 üncü maddesinde sözü edilen yasal ve zorunlu ilanların da yapılmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle sağlıklı sonuca ulaşılabilmek için, Türk Medeni Kanunu'nun 713/4 üncü maddesi uyarıca yapılması gereken ilânlar yapıldıktan sonra, yöntemince zilyetlik araştırması yapılması ve davacıının taşınmazda kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun belirlenmesi, bunların yanında 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) uyarınca ilgili ilçe ve Büyükşehir Belediye Başkanlıklarının da davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "toplanan delillerden çekişme konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, 1980 yılların sonunda ise imar ihyasının tamamlandığı, davacının 20 yılı aşkın süredir davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla eklemeli zilyet olduğu, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle, 24.02.2020 tarihli rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1.048,54 metrekare yüzölçümlü taşınmazın, ev ve bahçe vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine ile Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanun'un 713 üncü maddesi gereğince tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine ile Orman İdaresi vekilleri temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.