Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1243 E. 2024/5823 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1243
- Karar No
- 2024/5823
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1153 E., 2021/1634 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/51 E., 2020/37 K.
Taraflar arasında birleştirilerek görülen teknik hataların düzeltilmesi işlemine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 2846 parsel sayılı 6.893,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla 1/2 hisse oranında ... ve ... adına kayıtlıdır.
Asıl davada davacı ... vekili; davacının, ½ hissedarı bulunduğu İstanbul ili ... ilçesi ... köyü 2846 parselde kain 6893 m2 yüzölçümüne sahip tarla vasfındaki araziyi 22.08.1984 tarihinde satın aldığını, davacının, müteveffa kardeşi ile ½ oranında hisseli tarlasının kendisinden önce çok kez el değiştirdiğini, söz konusu el değiştirmeler öncesinde, maliklerden ... tarafından Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını ve 1958/1074 E. 1959/1217 K. sayılı ilam ile bahse konu taşınmazın orman tahdidinden çıkartılmasına ve idarenin müdahalesinin men'ine karar verildiğini, bu nedenle öncelikle kesin hüküm itirazında bulunduğunu, davacının pay sahibi olduğu tarla vasıflı arazi ile ilgili olarak hazırlanan itiraza konu raporun 14 üncü maddesinde; "1988 yılında 40 nolu Orman Kadastro Komisyonu Başkanlığınca yapılan ve en son ilan edilen eski tahdidin aplikasyonu ve 6831 sayılı Orman Kanununun 3302 sayılı kanunla değişik 2/B madde uygulaması çalışmasında 62 ve 63 numaralı orman tahdit noktalarını birleştiren orman sınır hattında, kesinleşmiş mahkeme kararı ve tescil işlemi dikkate alınmadan aplike edildiğini, dolayısıyla Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.12.1959 tarih ve 1958/1074 E. 1959/1217 K. sayılı kararı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü mahalli birimince uygulanmış ve sicil oluşturularak mahkeme kararının infaz edildiğini, ancak 40 nolu Orman Kadastro Komisyonu Başkanlığınca yapılan çalışmada haritaların mahkeme kararına uygun olarak oluşturulmadığının, bu işlem yönüyle karar infaz edilmemiştir." denildiğini, raporun 14 üncü sayfasında bulunan ... ... mahallesi kadastro ekibi imza kısmı incelendiğinde son kısımda muhtar ve bilirkişi heyetinin itirazı kayıt ve muhalefet şerhi koyduklarının görüleceğini, dolayısıyla rapor içeriğinin doğruluğunun tartışmaya açık olduğunu ve mahkemece heyet oluşturulması suretiyle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, 23.12.2015 tarihinde askıya çıkan teknik rapor ve düzeltme haritasına karşı itirazlarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacılar vekili; İstanbul ili ... ilçesi ... köyünde kain 2846 parsel sayılı 6893 m2 miktarlı taşınmazın 1/2 payının davacıların murisi ... tarafından 22.08.1984 tarihinde ... Tic. Ltd. Şti.'nden satın alındığını, 11.03.1975 tarihli tapulama tutanağına göre dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... köyü 2846 parsel sayılı taşınmazın ... köyü ... mevkii ... cilt ... sayfa ... sıra numarası ile 6893 m2 miktarlı tarla vasfında taşınmaz olduğunu ve bu şekliyle ölü ... adına tespit edildiğini, Orman İdaresi ya da Hazine tarafından herhangi bir itiraz olmadığını, dava konusu taşınmazın tapu geldisinin 31.12.1933 tarihinden itibaren ... cilt sayfa ... sıra no ...'te kayıtlı olup o tarihten itibaren ... adına kayıtlı olduğunu, 1957 senesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında devlet ormanı tahdid bölgesi içinde kaldığına ilişkin tapulama çalışmaları sonucunda kadastro tutanakları düzenlenmiş ise de bu kadastro tutanaklarına karşı ... mirasçılarından ... tarafından açılan davada davalı ... İdaresinin taraf olarak gösterildiğini, Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.12.1959 tarih ve 1958/1074 E. 1959/1217 K. sayılı hükmü ile tapulama çalışması ile orman alanında kaldığına dair tespitin kaldırılmasına ve idarenin müdahalesinin menine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, kesinleşen mahkeme kararı ve kadastro tespitlerinden sonra kesintisiz devam eden malikler zinciri ve zilyetlik dikkate alınarak taşınmazın önce ... mirasçıları tarafından ... Tic. Ltd. Şti.'ne ve ondan sonra da davacıların murisi ...'ye satılıp devredildiğini belirterek, 1988 yılında 40 no’lu orman kadastro komisyonunca Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/1074 E. sayılı mahkeme kararı ile ... ... ... mevkiinde cilt ... sahife ... numaralı arazinin orman tahdidinden çıkartılmasına ve idarenin müdahalesinin menine dair kararının oluşturulan haritalarda yok sayılmasına ilişkin işlemin iptali ile bu karar sonrasında İstanbul ili Kadastro Müdürlüğünün İstanbul ili ... ilçesi ... mahallesi sınırlarında 6292 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin 10. fıkrası ve 3402 sayılı Kadastro Kanununa ek 4 üncü maddesi gereği gerçekleştirdiği düzeltme ilanında davacılara ait geldisi cilt ... sayfa ... numarada kayıtlı İstanbul ili ... ilçesi ... köyünde kain 2846 parsel sayılı taşınmazın orman sınırlarında kaldığına dair kadastro tespitinin iptali ile davacıların İstanbul ili ... ilçesi ... köyünde kain 2846 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesine hak sahibi olduklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın da bulunduğu alanda ilk orman sınırlama işleminin 3116 sayılı Kanun gereğince yapıldığını ve itiraz edilmeden kesinleştiğini, dava konusu yerin ... muhafaza ormanı sınırları içerisinde kaldığını, ... ilçesi ... beldesi ... Mahallesindeki 3116 sayılı Kanuna göre tahdidi yapılarak kesinleşmiş ve tapuya veya zabıt defterine tescil edilmiş ormanlara ait orman tahdit tutanakları, ölçü değerleri ve krokisi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uygulamalarına ait tutanakları, haritaları, ayrıca arazinin incelenmesi yapılarak varsa vasıf ve mülkiyet değişikliği dışındaki, aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların tespit edilmesi ve bu hataların düzeltilmesi suretiyle ormanların tapu kütüğüne tescil edilmesini sağlamak üzere yapılan çalışmaların tamamlanarak 23.12.2015 ila 21.01.2016 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığını, dava konusu çalışmalar neticesinde de dava konusu 2846 parsel sayılı taşınmazın orman tahdid sınırları içinde kaldığının anlaşıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; 6292 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin 10 uncu fıkrası ve 3402 sayılı kanunun ek 4 üncü maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmasının tamamen teknik bir çalışma olup çalışmanın amacının teknik uygulama kabiliyeti bulunmayan, ancak tapuda tescilli ormanları günün tekniğine uygun olarak bilgisayar ortamına aktarmak, tapuda düzeltilmesi gereken orman ve diğer tapulu parsellerdeki teknik düzeltmeleri yapmak işleminden ibaret olduğunu, evveliyatı orman olan yerlerin daha sonra orman alanı dışına çıkarılsa bile o yerdeki işgalcilerin herhangi bir hak iddiasında bulunmasının mümkün olmadığını, devlet ormanlarının özel mülkiyete konu olamayacağını ve zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğini, bu nedenle orman sınırları içerisinde kalan taşınmazlarla ilgili olarak iskan kayıtlarının veya tapu kayıtlarının hukuki kıymetleri bulunmadığını savunarak yürürlükteki Kanunlar gereğince usule uygun olarak yapılan işlemlere karşı açılan davanın öncelikle usulden, sonrasında esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/1074 esas, 1959/1217 karar sayılı kararında söz edilen yerin bu davanın da konusunu oluşturduğunun bilirkişi raporundan ve dosyaya gelen kayıtlardan anlaşıldığı, önceki mahkeme kararı hatalı dahi bulunsa kesinleşmiş mahkeme kararlarına uyulması zorunluluğunun bulunması ve taraflarını bağlaması dışında 6292 sayılı Kanuna göre kurulan komisyonlarca da bu kararlara uyulması gerektiği, davalı idarenin Kanunlardan doğan haklarını kullanması mümkün olduğu gibi idari işlemler yoluyla da olası hataları düzeltmesinin mümkün olduğu, asıl dosya ve birleşen dosya yönünden Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 02.12.1959 tarih ve 1958/1074 E. 1959/1217 K. sayılı kesin hükmünün varlığı karşısında bu karara uygun olmayan 6292 sayılı Kanun uygulamasının iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmaların bu parsele ilişkin bölümünün iptaline, orman sınırının bilirkişi raporunda gösterilen sınırlar dahilinde düzenlenmesine, dava konusu yerin orman sınırı dışında kaldığının tespitine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesince Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/1074 esas, 1959/1217 karar sayılı dosya aslının dosya arasına alındığı, davacı ... tarafından adına kayıtlı cilt 44 sayfa 125 nolu tapu kaydının orman tahdid sınırları dışarısına çıkarılmasının talep edildiği, mahkemece Ziraat Vekaleti Orman Umum Müdürlüğünün 28.11.1958 tarih ve 2589 sayılı yazılarından, söz konusu tapu kaydının orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği gerekçesiyle tapu kaydının orman tahdid sınırları dışına çıkartıldığı, kararın 30.11.1964 tarihinde kesinleştiği, tapu sahibinin taşınmazın tapuya tescil talebi üzerine 06.05.1975 tarih 1937 yevmiye numaralı işlem ile tapu kaydının sınırları belirlenerek 2835 parsel numarası ile tescil edildiği, mahkeme kararıyla orman sınırları dışına çıkartılan dava konusu taşınmazın 1987 yılında 3302 sayılı Kanun uyarınca yapılan aplikasyon ve 2/B uygulamasında, mahkeme kararı uygulanmayarak tekrar orman sınırları içine dahil edildiği, 3302 sayılı Kanun uyarınca yapılan aplikasyon ve 2/B uygulama çalışmalarında kesinleşmiş orman alanlarının değiştirilemeyeceği ve orman alanlarının orman düzeltme işlemi ile tekrar orman sınırları içine alınamayacağı gibi kesinleşmiş orman sınırları içindeki yerin de dışarı çıkarılamayacağı, bu nedenle dava konusu taşınmazın 1987 yılında yapılan aplikasyon çalışmalarında mahkeme kararının uygulanmayarak tekrar orman sınırları içine alınmasının kanuna aykırı olduğu ve bu çalışmaya karşı 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, taraflar arasında kesin hüküm teşkil eden Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/1074 esas, 1959/1217 karar sayılı ilamına göre dava konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılmasına yönelik ilk derece mahkemesi kararının dayandığı gerekçeye göre vakıa ve hukuki değerlendirmede usul ve kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.