Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/10834 E. 2023/4260 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/10834
- Karar No
- 2023/4260
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/653 E., 2019/752 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Araklı Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/349 E., 2018/111 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davanın konusu; Trabzon ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan, 122 ada 7 parsel sayılı, hali arazi vasfı ile Hazine adına tespit gören, Orman İdaresi tarafından itiraz edilmesi sonucunda Kadastro Mahkemesinin 2006/54 Esas, 2008/25 Karar sayılı kararı ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaza ilişkindir. 2. Davacı dava dilekçesinde; dava konusu 122 ada 7 parselin içinde kalan 386,50 metrekarelik bölümün orman vasfında olmadığı gibi zilyetlik yolu ile sahibi bulunduğunu, yapılacak keşifte taşınmaz bölümünün uzun süredir tarla ve fındık bahçesi olduğunun anlaşılacağını, bu nedenle Hazine adına olan tapunun iptali ile adına tescilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın esastan reddini ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı ... İdaresi vekili; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece yapılan yargılama, keşif, orman yüksek mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişilerden alınan raporlar, mahalli bilirkişi beyanları sonucunda; uzman orman bilirkişiler kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, dava konusu alanın aslında orman vasfında olmadığı, halen çayırlık olarak davacının kullanımında olduğu, dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarından davacının burasını 20 yıldan fazla bir süredir çekişmesiz ve aralıksız kullandığının sabit olduğu, bu bakımdan davacı yararına kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 122 ada 7 nolu parselin mevcut tapu kaydının fen bilirkişi rapor krokisinde A ile gösterilen sarı ile boyalı 386.50 metrekarelik kısmının iptali ile, bu kısmın ana parselden ifrazına, aynı ada son parsel numarası verilmek şeklinde davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... İdaresi vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının eksik ve yetersiz inceleme ile verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığını, davacı tarafın taşınmazın babasından kendisine intikal ettiğini ileri sürdüğü taşınmazın adına tescilini talep ettiğini, ancak davacının babasının veraset ilamının dosyaya celp edilip diğer mirasçıların muvafakatlarının alınmadığını, orman bilirkişisi raporunda davaya konu alanın orman sayılmayan alanlardan olduğu sonucuna varılmış ise de tüm eski haritalar ve ilgili kanunlar değerlendirilerek inceleme yapılmadığını, yerel mahkeme kararında yargılama harç ve giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm kurulduğunu, ancak 28 Nisan 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi gereği ... de genel bütçeli kurumlar gibi harçlardan muaf sayıldığından ilgili kanun gereği mahkeme kararının kaldırılarak harç ve giderlerin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, yine davacı taraf dava dilekçesinde 1.500 m² alanı talep ettiğini ancak yerel mahkemenin 386,50 metrekarelik alan üzerinden davanın kabulüne karar verdiğini açıklayarak, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; söz konusu İlk Derece Mahkemesi kararının bir kez de istinafta incelemesinin uygun görüldüğünden bahisle hükmün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği gibi dava konusu alanın çayırlık olarak kullanıldığının zirai raporla sabit olduğu, bu sebeple mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davalı kamu kurumları aleyhine harca hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, davalıların istinaf itirazlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın davacı adına tesciline, 6100 sayılı Kanun'un 362/1-a maddesi uyarınca dava konusu edilen kısmın değeri dikkate alınmak suretiyle kesin olmak üzere karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili, istinaf başvurusu sırasındaki gerekçelerle temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2019 tarihli ek kararı ile kararın kesin olarak verilmiş olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Nedenleri Davalı vekili ek kararın temyizi dilekçesinde, temyiz isteminin miktar sınırı itibariyle reddinin usul ve kanuna aykırı olup, işin esası yönünden ise istinaf başvuru dilekçesinde de belirtildiği üzere mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, taşınmazın orman vasfında bulunduğunu ve zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine oluşmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, Bölge Adliye Mahkemesi kararının miktar itibarıyla kesin olup olmadığına, buradan varılacak sonuca göre dava konusu taşınmazın orman niteliğinde bulunup bulunmadığına, zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Anayasanın 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesi, 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun'un Ek 6, Geçici 8, 14 ve 17 nci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Anayasa'nın 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ncı maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır. 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6 ncı maddesi ile "Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir." hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tespite itiraza ilişkin olup, yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6 ncı maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.04.2019 tarihli kararına karşı temyiz yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusu neticesinde verdiği 19.04.2019 tarihli karar, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 6 ncı maddesi karşısında miktar itibariyle kesin nitelikte olmayıp temyizi kabil nihai karar olduğundan, temyiz talebinin reddine ilişkin usul ve kanuna aykırı Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına ve esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler Bölge Adliye Mahkemesinin 19.04.2019 tarihli kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2019 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.04.2019 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.