Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/10629 E. 2023/1791 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/10629
Karar No
2023/1791
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/546 E., 2019/1015 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asli müdahil Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/56 E., 2018/752 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve asli müdahil Orman İdaresinin davasının reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, asli müdahil Orman İdaresinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362/(1)-a maddesi gereğince miktar itibarıyla kesin olduğu belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 17.12.2019 tarihli ek kararla temyiz talebinin miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1966 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 16.11.1976 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 Sayılı Kanun) değişik 2 inci madde uygulaması ve 1990 yılında yapılarak kesinleşen 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 Sayılı Kanun) ve 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun (3373 Sayılı Kanun) ile değişik 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1989 yılında yapılmış; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 105 ada 16 parsel sayılı 30.640 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 Sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olması nedeniyle Hazine adına zeytinlik vasfıyla tespit edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Köyü Karanlık mevkii 105 ada 16 parsel sayılı taşınmazın, 1985'den beri kesintisiz olarak davacının zilyetliğinde olduğunu, dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'la (1744 Sayılı Kanun) değişik 2 nci maddesi gereği orman dışına çıkarıldığını, dava konusu taşınmazın imar ve ihyasının 60-70 yıl önce tamamlandığını, taşınmazın Hazine adına tespit gördüğü tarihe kadar mülkiyetini kazanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asli müdahil Orman İdaresi vekili dilekçesinde; dava konusu taşınmazın öncesi, fiili ve mecut durumu itibariyle orman vasıf ve karakteri taşıdığını, ormanların zilyetlikle veya yolsuz tescille mülk edinilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlik ile kazanma koşullarının bulunmadığını açıklayarak, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı def'i yönünden incelenerek reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2018 tarihli ve 2018/56 Esas, 2018/752 Karar sayılı kararı ile; dava konusu parselin orman niteliğini kaybettiği, orman niteliğini kaybetmiş taşınmazlar yönünden mülkiyet ve diğer haklara yönelik dava açma yetkisinin Hazineye ait olduğu, bu taşınmazların mülkiyete konu teşkil etmeyeceği, hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçesiyle asıl dava ile asli müdahale talebiyle açılmış bulunan davanın ayrı ayrı dava şartı yokluğu ile reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçelerinde özetle; hak düşürücü sürenin ancak usulüne uygun bir kadastro işlemi olması halinde mümkün olduğu, dava konusu taşınmazın öncesi orman olmadığından orman dışına çıkarma işlemine tabi tutulmasının da mümkün olmadığı, bu sebeple 1976 yılında yapılan 2/B'ye ayırma işleminin de yok hükmünde olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 Sayılı Kanun) 17 nci maddesi gereği Hazine adına oluşturulan tapu kaydının, zilyetlik ve zamanaşımı ile taşınmazın mülkiyetinin kazanılmasına engel olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2. Asli müdahil Orman İdaresi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu ve eksik inceleme ile karar verildiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli ve 2019/546 Esas, 2019/1015 Karar sayılı kararı ile; dava tarihi itibariyle davacı yönünden 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği, bu sebeple İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak Orman İdaresinin iddiaları hususunda dava konusu eylemli orman niteliğinde olup olmadığı yönünden gerekli araştırma, inceleme ve uygulama yapılmadan dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasında isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, asli müdahil Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a.6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli ek kararı ile kararın kesin olarak verilmiş olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili gerek ek kararın temyizi dilekçesinde gerekse esastan redde yönelik kararla ilgili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı ile asıl kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Zilyetlik iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davada taraflar arasındaki uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesi kararının miktar itibarıyla kesin olup olmadığı dolayısıyla ek kararın usul ve kanuna uygun bulunup bulunmadığına, buradan varılacak sonuca göre dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı, davacı lehine kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1, 2, 7 ve 11 inci maddeleri, 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) eklenen Ek 6 ncı maddesi, 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Ancak 7251 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6 ncı maddesinde, kadastro mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Kanun hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmış olup, madde gerekçesinde de açıkça belirlendiği üzere, bu madde ile mevzu davaların mülkiyet hakkına doğrudan tesirinden ötürü ehemmiyeti gereği miktar ve değerine bakılmaksızın kanun yolu incelemesine tabi tutulması suretiyle etkin denetim mekanizması oluşturulması amaçlanmıştır. Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan adil yargılama hakkı kapsamında mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuki belirlilik ilkesi, etkin denetim mekanizmasının oluşturulması gayesi ve 7251 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6 ncı maddesinin düzenleme amacı bir arada değerlendirildiğinde, tereddüte yol açan usul hükümlerinin aşırı şekilci olarak uygulanması neticesinde yasanın denetim yollarının kullanımını önemli ölçüde etkileneceğinden, kanun yolu başvuru aşamalarının süren usul işlemlerinden olduğu, hükmün kesinleşinceye kadar geçirdiği derecatın bir bütünü oluşturduğu hususları da göz önüne alındığında, 3402 sayılı Kanun'un Ek 6 ncı maddesinin henüz kanun yolu aşamasında olan dava dosyalarına, yürürlük tarihinden bağımsız olarak sirayet edeceği hususunun tereddütsüz olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla; Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusu neticesinde verdiği 17.10.2019 tarihli karar, 3402 sayılı Kanun'un Ek 6 ncı maddesi itibariyle kesin nitelikte olmayıp temyizi kabil nihai karar olduğundan, temyiz talebinin reddine ilişkin usul ve kanuna aykırı Bölge Adliye Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen 17.10.2019 tarihli karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/10629, K. 2023/1791, T. 27.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-10629-e-2023-1791-k-99d8bdb25945