Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2026/5010 E. 2026/6843 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/5010
- Karar No
- 2026/6843
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2112 Esas, 2025/1921 Karar SUÇLAR : Kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma SUÇLARIN TARİHİ : 07.01.2021 HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Mağdur ...'nın 09.09.2025 tarihli dilekçesiyle sanık ... hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği, bu vazgeçmenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 73/5. maddesi gereğince iştirak hâlinde suçları işleyen diğer sanıklar ... ve ...’ya da sirayet ettiği anlaşılmakla, mağdur vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin; yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenler sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ...'nin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2025 tarihli ve 2024/81 Esas, 2025/138 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. Sanıklar hakkında katılana karşı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/1-d, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl 16 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Sanıkların katılana yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-b, 53. ve 58. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanıklar ... ve ... hakkındaki cezaların ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına, koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Sanık ... hakkındaki cezanın birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı (sanıkların aleyhine), mağdur vekili, sanıklar ve müdafileri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı 1. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.06.2025 tarihli ve 2025/1121 Esas, 2025/1173 Karar sayılı kararı ile hükümlerin "...Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçu yönünden kurulan hükümlerde atılı eylemin Birden Fazla Kişi İle Birlikte işlenmesi nedeniyle uygulama yapılırken uygulama maddesinin yazılmaması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi ile 5237 sayılı Kanun'un 109/3-b maddesine göre atılı eylemin birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi halinde verilecek cezanın 1 kat arttırılması gerekirken arttırımın 1/2 oranında yapılması suretiyle sanıklar hakkında eksik ceza tayini, kabule göre de; kendisini vekil ile temsil ettiren mağdur yararına hükmolunacak vekalet ücreti yönünden sanıkların 'eşit' olarak sorumlu tutulmaları yerine sanıklardan tahsiline karar verilmesi..." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozma üzerine, Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2025 tarihli ve 2025/453 Esas, 2025/399 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. Sanıklar hakkında katılana karşı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/1-d, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl 16 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Sanıkların katılana yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-b, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanıklar ... ve ... hakkındaki cezaların ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına, koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Sanık ... hakkındaki cezanın birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 3. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 10.12.2025 tarihli ve 2025/2112 Esas, 2025/1921 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Mağdurun yalnızca sanık ... hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiği, diğer sanıklar hakkındaki şikâyetinin ise devam ettiği gözetilerek öncelikle nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine, ayrıca kasten yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık ... Müdafii, Sanık ... ve Müdafii, Sanık ...'nin Temyiz İstemi Şüphenin sanıklar lehine yorumlanarak beraat kararı verilmesi gerektiğine ve cezaların fazla tayin edildiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde, “ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının” temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda ise sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan 4 yıl 16 ay hapis cezasına hükmedilmiş olması karşısında, anılan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının kesin nitelikte bulunmadığı anlaşılmış; bu nedenle Tebliğnamedeki ret görüşüne iştirak edilmemiştir. Dava dosyası kapsamına göre; katılanla aralarında önceden husumet bulunan sanıkların, suç tarihinde alkollü olan katılanı rızası dışında zorla araca bindirip şehir dışına götürdükleri, burada darp ettikleri, mağdurda kırığa sebep oldukları, saptanan kırığın hayat fonksiyonlarını orta (2) derece etkileyecek nitelikte olduğu, daha sonra katılanı aracın bagaj kısmında taşıyarak ilçe merkezine getirdikleri ve yarı çıplak halde bırakmaya çalıştıkları sırada kolluk görevlilerince yakalandıkları iddiasına ilişkin olarak; Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir: 1) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır. Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. YENİSEY, Feridun: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ÇINAR, ...: Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61). 2) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir. “Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir. 3) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır. “Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir. 4) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise, Bölge Adliye Mahkemelerinin kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinin (g ve h bentlerinde sayılanlar hariç olmak üzere) “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinin değişiklik öncesi (g) bendi ile mülga (h) bendindeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmektedir. Bu değişiklik ile istinaf mahkemelerince “kanun koyucunun gerekçesizlik veya savunma hakkının sınırlanmış olması gibi görünürde gerekçelerle” bozma kararları verilmesinin önüne geçme amacı açıkça ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (CMK’nın 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir. Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2025 tarihli ve 2024/81 Esas, 2025/138 Karar sayılı kararıyla kurulan hükümlerin istinaf edilmesi üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.06.2025 tarihli ve 2025/1121 Esas, 2025/1173 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e,f maddesine uygun olmayan gerekçeyle bozulmasına karar verilmiş ve bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2025 tarihli ve 2025/453 Esas, 2025/399 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 10.12.2025 tarihli ve 2025/2112 Esas, 2025/1921 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” normu gözetilerek Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.06.2025 tarihli ve 2025/1121 Esas, 2025/1173 Karar sayılı kararının ve bu kararın akabinde verilen kararların Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2025 tarihli ve 2024/81 Esas, 2025/138 Karar sayılı kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Yasanın 14. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesi uyarınca ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması sırasında sanıklar ... ve ...'nun koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanabileceğine dair yasal düzenlemeye rağmen, sanıklar hakkında kurulan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde "koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmamasına" karar verilmiş olması, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR A. Mağdur Vekilinin Kasten Yaralama, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Nitelikli Yağma Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde "Ön inceleme" bölümünde izah edildiği üzere mağdur vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak, oybirliğiyle REDDİNE, B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ...'nin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 10.12.2025 tarihli ve 2025/2112 Esas, 2025/1921 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden Tebliğnameye uygun olarak, kasten yaralama suçu yönünden Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.