Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/1591 E. 2025/5636 K. – Suç Uydurma

Konu: Suç Uydurma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/1591
Karar No
2025/5636
Karar Tarihi
Konu
Suç Uydurma

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/1229 D.İş SUÇ : Suç uydurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2023 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında suç uydurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 271/1. maddesi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.09.2023 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 271, 62, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara karşı sanık müdafinin itirazı üzerine Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2023 tarihli kararı ile kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığından itirazın reddine kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/8802 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarihli ve KYB-2025/10042 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, mercii tarafından sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının var olup olmadığına ilişkin olarak ceza miktarı, adlî sicil kaydı ve somut zarar bulunmamasına yönelik sınırlı bir inceleme yapılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.02.2022 tarihli ve 2019/7-90 Esas, 2022/98 Karar sayılı kararı ile itiraz merciinin 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığına dair yapılacak şeklî denetim dışında esas bakımından da (suçun sübutu, nitelendirilmesi vb. konularda) değerlendirme yapması ve açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkları denetlemesi gerektiği yönündeki kararı ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/12.maddesinde 7445 sayılı Kanun'un 21.maddesi ile yapılan değişiklik ile, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir. İtiraz mercii, karar ve hükmü inceler; usul ve kanuna aykırılık tespit ettiği takdirde, gerekçesini göstererek karar ve hükmü kaldırır ve gereğinin yapılması için dosyayı mahkemesine gönderir" şeklinde düzenleme yapılması ve itiraz incelemesi yapılan tarihte bu düzenlemenin yürürlükte bulunması nazara alındığında, itiraz mercii Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesince işin esası hakkında da inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un "İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma yapılması" başlıklı 270. maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrasında; "(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir", Aynı Kanun'un "Karar" başlıklı 271. maddesinde; "(1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. (2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. (3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir. (4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" biçimindeki düzenlemelerle itirazın incelenmesi usulü gösterilmiştir. 2. İtiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Ancak 5271 sayılı Kanun'un 271. maddesindeki düzenleme göz önüne alındığında bu dinleme duruşma şeklinde yapılmayacaktır, zira duruşma yapılabilmesi, Kanunda açık hüküm bulunmasına bağlıdır. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir. 3. Öğretide, itiraz merciinin inceleme usulü ve kapsamına ilişkin çok çeşitli görüşler ileri sürülmüş olup, ittifakla kabul edildiği üzere itiraz merciince, esasa müessir inceleme de yapılabileceğinden, suç niteliğinin değiştiğine yönelik başvurular da itiraz merci tarafından değerlendirilebilecektir. 4. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazlar ve bunların incelenmesi usulüne ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 03.02.2010 gün ve 13-12 sayı ile; "itiraz merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, 231. maddenin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması gerektiği" kabul edilmiş ve bu uygulama Özel Dairelerce istikrarlı olarak sürdürülegelmiştir. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazlarda, kararın sadece suça ve sanığa ilişkin objektif şartların gerçekleşip gerçekleşmediğiyle sınırlı olarak incelenmesi uygulamasının ihtilaf konusu hususlara köklü çözüm sağlamadığından bahisle öğretide yoğun olarak eleştirilmiştir. 5. İtiraz incelemesi sonucunda nasıl bir karar verileceği ve bu bağlamda 5271 sayılı Kanun'un 271/2. maddesinde yer alan; "İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir" şeklindeki düzenlemenin nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde de durulmalıdır. Kanun'un 271/2. maddesindeki düzenlemeye göre, merci, itirazı yerinde görürse itirazın kabulüyle birlikte "itiraz konusu" hakkında da karar verecektir. Başka bir anlatımla merci, itirazı kabul ettiğinde, verilmesi ya da kaldırılması gereken bir karar varsa bunu kararı veren mahkemeye bırakmadan kendisi vermeli ya da kaldırmalıdır. 6. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarihli ve 2012/10-534 Esas, 2013/15 Karar sayılı kararında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazlarda, itiraz merciinin sadece 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindeki suça ve sanığa ilişkin objektif koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususuyla sınırlı bir inceleme yapmayacağı, merciin, sadece şeklî değil, hem maddî olay hem de hukukî yönden inceleme yapıp, bu inceleme kapsamında sübuta ilişkin değerlendirme de yapabileceği belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.06.2019 tarihli ve 1413-489 sayılı kararında da bu husus, "İtiraz merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması durumunda hak arama özgürlüğü ile AİHS'nin 13. maddesindeki etkili başvuru hakkının ihlal edilebileceği ve ayrıca ceza muhakemesi hukukunun maddî gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmayan sonuçlara neden olabileceği göz önüne alındığında itiraz mercisinin 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığına dair yapılacak şeklî denetim dışında esas bakımından da (suçun sübutu, nitelendirilmesi vb. konularda) değerlendirme yapması ve açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkları denetlemesi, bu bağlamda Özel Dairece, kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği" kabul edilmiştir.” şeklinde ifade edilmiştir. 7. Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı sanık müdafince yapılan itiraz üzerine merciince, hem maddi olay hem de hukuki yönden dosyanın incelenerek itiraz konusunda bir karar verilmesi gerekirken yalnızca şeklî yönden inceleme yapılması sonucu yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2023 tarihli ve 2023/1229 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/1591, K. 2025/5636, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-1591-e-2025-5636-k-eca886dff253