Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/14068 E. 2026/4149 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/14068
Karar No
2026/4149
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/183 E., 2025/1013 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti SUÇ TARİHLERİ : 11.12.2020, 13.12.2020, 26.01.2021, 14.02.2021, 15.02.2021, 17.02.2021 HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2024 tarihli ve 2022/303 Esas, 2024/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 43/1, 52, 53... . maddeleri uyarınca 27 yıl hapis cezası ve 54.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.05.2024 tarihli ve 2024/804 Esas, 2024/1289 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı, sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine hükmün bozulmasına ve kararın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bozma kararı üzerine Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2024 tarihli ve 2024/278 Esas, 2024/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 188/4-a, 43/1, 62, 52, 53... . maddeleri uyarınca 18... ay hapis cezası ve 37.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.05.2025 tarihli ve 2025/183 Esas, 2025/1013 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, eksik araştırma ile karar verildiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir: 1) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır. Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. YENİSEY, Feridun: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ÇINAR, ...: Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61). 2) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir. “Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir. 3) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır. “Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir. 4) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise, Bölge Adliye Mahkemelerinin kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 Kanun’un 289. maddesinde belirtilen “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile aynı Kanun'un 289/1. maddesinin (g) ve (h) bentlerindeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmekteydi. Ancak 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde yer alan "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” ibaresinin “maddede” şeklinde değiştirilmesi ile Kanun'un 289/1. maddesinde düzenlenen tüm hukuka kesin aykırılık hallerinin bozma sebebi yapılabilmesinin önü açılmıştır. Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (CMK’nın 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir. Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2024 tarihli ve 2022/303 Esas, 2024/46 Karar sayılı kararıyla kurulan hükmün istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.05.2024 tarihli ve 2024/804 Esas, 2024/1289 Karar sayılı kararı ile " 1- Sanıklar ... ve ... yönünden 11/12/20 20... /12/2020 tarihli eylemleri iddianame içeriğinde anlatılmasına ve sanık ... yönünden bu eylemler yönünden cezalandırma da talep edilmesine rağmen; a) Sanık ...'in aynı tarihli “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" eylemlerine yönelik Ulukışla Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/42 Esas sayılı dava dosyası örneğinin, sanık ... yönünden ise Ulukışla Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/42 Esas sayılı dava dosyası örneğinin dosya arasına alınmamış olması, b) Sanıklar ... ve ... yönünden 11/12/20 20... /12/2020 tarihli eylemlerine ilişkin olarak gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmayarak bu eylemler yönünden herhangi bir karar verilmemiş olması, 2-19/01/2021 tarihli eylem yönünden; sanık ...'in cezalandırılması talep edilmesine ve bu eylem nedeniyle sanık ...'in cezalandırılması talep edilmemesine rağmen olayın tek görgü tanığı olan ...'in sanık ...'in akrabası olması nedeniyle tanıklıktan çekinmesi nedeniyle bu eylem yönünden tanık olarak bilgi ve görgüsünün tespit edilmediği gözetilerek sanık ... yönünden çekinme hakkı bulunmayan tanık ...'in usulüne uygun olarak bilgi ve görgüsünün tespit edilmemiş olması, 3-26/01/2021 tarihli eylem yönünden; sanık ...'ın kolluk, savcılık, sorgu ve duruşma beyanları ile 21/05/2021 tarihli dilekçesinde uyuşturucu maddeyi 400 TL para vererek diğer sanık ... ile birlikte aldıkları yönündeki beyanı arasındaki çelişkilerin giderilmesine çalışılmadan, gerekçeli kararda hangi beyanına hangi nedenle üstünlük tanındığı hususuna yer verilmeden yazıl şekilde beraatine karar verilmiş olması, 4- 28/01/2021 tarihli eylem yönünden; Tanık ...'in kolluk ve duruşmadaki beyanlarında ele geçirilen uyuşturucuyu fırında çalışan ... isimli şahıstan aldığını beyan ettiği, soruşturma aşamasında ... hakkında Ulukışla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı gözetilerek; a) Ulukışla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... hakkında başlatılan 2022/296 soruşturma sayılı soruşturma dosyasının akıbetinin tespiti ile adı geçen kişi hakkında dava açılması halinde dava dosyasının bu dava dosyası ile birleştirilmesi, farklı bir kararla soruşturmanın sonuçlandırılmış olması veya halen derdest bulunması halinde ise soruşturma dosyasının onaylı örneğinin dosya arasına alınması gerektiğinin gözetilmemesi, b) ... isimli şahsın tanık olarak beyanlarının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, c) Bu eyleme ilişkin iletişimin tespitine konu tape kayıtlarında ismi geçen ... isimli şahsın açık kimlik ve adres bilgileri belirlenerek tanık olarak dinlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5- 26/01/2021, 28/01/20 21... /02/2021 tarihli eylemler yönünden; İletişimin tespitine konu tape kayıtları hususunda da gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olması, 6- 08/03/2021 tarihli eylem yönünden sanık ... yönünden sanıklardan Hasan Özdemir'in duruşmada vazgeçtiği soruşturma aşamasındaki soyut beyanları dışında başkaca delil bulunmadığı gözetilmeksizin sanık ... yönünden bu eylemi de sabit görülerek uygulama yapılmış olması, Kabule göre de; 1- Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Ulukışla Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/241 Esas sayılı ilamında hükmedilen hapis cezasından çevrili adli para cezasına ilişkin mahkumiyet kararı istinafa tabi olmasına rağmen, kesin nitelikte olduğu belirtilerek kesinleştirme yapılarak infaz edildiği ve sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas alınabilecek başkaca ilam da bulunmadığı gözetilerek bu hususta mahkemesine bildirim yapılarak sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Sanık ...'in birden fazla eylemi bulunması nedeniyle hakkında zincirleme suç hükmü nedeniyle artırım yapıldığı halde sanık hakkında temel ceza belirlenirken "yakalanma sayısı" kriterine de yer verilmek suretiyle sanığın cezasının teşdiden belirlenmesine karar verilmiş olması, 3- TCK'nin 62. maddesine göre failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak sanık yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı hâlinde cezasından takdiri indirim yapılabileceği, somut dosyada duruşma tutanaklarına yansımış olumsuz bir davranışı ve adli sicil kaydında uyuşturucu madde ticareti suçundan adli sicil kaydı bulunmayan sanık ... hakkında TCK'nin 62. maddesinde yer verilen kriterler somutlaştırılmaksızın ve "Sanığın uyuşturucu madde ticareti... yönünden açık soruşturma ve kovuşturma dosyaları ile adli sicil kayıtlarının bulunduğu, sanığın halen yargılama dışı benzer suçtan dolayı tutuklu bulunduğu, suça konu eylem sayısı ve sanığın sürekli yinelenen kasıtla atılı suçu işlediği" gerekçesiyle takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş olması, 4- Sanık ... yönünden hükmedilen ve taksitlendirilen adli para cezasına ilişkin olarak TCK'nin 52/4 maddesinde "Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir." amir hükmü bulunmasına rağmen ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği ihtaratına yer verilmemiş olması, 5- Mahkumiyetine karar verilen her bir sanık yönünden yapılan yargılama giderinin ayrı ayrı hesaplanması gerekirken, ortak olarak hesaplanan yargılama giderinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmiş olması, 6- Niğde adli emanetinin 2021/2714 sırasında kayıtlı poşet içerisinde 113 gram kahverengi bitki parçaları, poşet içerisinde 45 gram kahverengi toz madde, 1 adet mavi renkli dondurma kabı içerisinde 7 gram ağırlığında kahverengi renkli bitki parçalarının nikotin oldukları, net 10,5 gram ağırlığında haki renkli bitki tohumu ve tohum kabuğu karışımının ise kenevir tohumu olduğu tespit edilmiş olmakla sahiplerine iadesine karar verilmesi gerekirken müsaderesine karar verilmiş olması, 7- Niğde adli emanetinin 2021/2714 sırasında kayıtlı 1 adet metal kaşığın sahibine iadesine karar verilmesi gerekirken müsaderesine karar verilmiş olması," nedenleriyle bozma kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin anılan bozma kararına gerekçe olarak gösterilen sebepler, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e, f maddesine uygun olmadığı gibi 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle yapılan değişiklik ile yürürlüğe giren bozma sebeplerine de uygun düşmemektedir. Bir diğer anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesinin dayandığı bozma sebeplerinin, 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinde yer alan; "a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması, c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması, d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi, e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması, f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi, g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması, i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması" Nedenlerinden hiçbirine dayanmadığı, söz konusu Kanun maddesine uygun olmayan gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği ve bu durumun ağır ve açık şekilde hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir. Bu itibarla, bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2024 tarihli ve 2024/278 Esas, 2024/46 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.05.2025 tarihli ve 2025/183 Esas, 2025/1013 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” normu gözetilerek Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 20.05.2024 tarihli kararının ve bu kararın akabinde Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.11.2024 tarihli kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.01.2024 tarihli kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.05.2025 tarihli ve 2025/183 Esas, 2025/1013 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma sebebine bağlı olarak sanık hakkında salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/14068, K. 2026/4149, T. 24.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-14068-e-2026-4149-k-11e200c48e78