Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/11397 E. 2026/5715 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/11397
Karar No
2026/5715
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2499 E., 2025/1478 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Diyarbakır 10.Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2025 tarihli ve 2025/129 Esas, 2025/253 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 53... . maddeleri uyarınca 11 yıl hapis cezası ve 150.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.09.2025 tarihli ve 2025/2499 Esas, 2025/1478 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, olay tarihinde sanığın plakasız motorsiklet ile uyuşturucu madde getireceği yönünde elde edilen bilgiler üzerine yapılan araştırmada motorsikletin seyir halinde olduğunun tespit edildiği ve usulune uygun olarak motorsiklet üzerinde yapılan aramada esrar bulunduğu, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği ilişkin olarak; Bölge Adliye Mahkemesinin soruşturma aşamasında sanığın üzerinde ele geçen ve el konulmasına karar verilen 400-TL ile ilgili olarak, Cumhuriyet savcılığı tarafından verilen mütalaada paranın sanığa iadesine karar verilmesi talep edilmesine rağmen talep ile ilgili karar verilmemiş ise de, mahkemesince, paranın suçtan elde edilip edilmediği değerlendirilerek sonucuna göre müsaderesine veya sahibine iadesine karar verilmesinin her zaman mümkün görüldüğü eleştirisi yerinde görülmüştür. 1. Olay tutanakları ve ele geçirilen madde miktarına göre, sanığın, ele geçen uyuşturucu maddeyi satış amaçlı bulundurduğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden önce, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 . maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3. maddesinin; “...Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklinde düzenlenmesi karşısında sanığın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infaz edilmesi durumunda da velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun uygulanamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.09.2025 tarihli ve 2025/2499 Esas, 2025/1478 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinin hüküm fıkrasının 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine“Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ve 7242 sayıılı Kanun'la yapılan değişiklikler sonrası oluşan duruma göre, sanık hakkında TCK'nin 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,” ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye Kısmen uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/11397, K. 2026/5715, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-11397-e-2026-5715-k-73311fc5bef9