Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/11290 E. 2026/5718 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/11290
Karar No
2026/5718
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1708 E., 2025/1564 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2025 tarihli ve 2025/106 Esas, 2025/236 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ve 100.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 01.09.2025 tarihli ve 2025/1708 Esas, 2025/1564 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün gerekçesiz olduğuna, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına, yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, aramanın hukuka aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, eksik inceleme yapıldığına, adli para cezasının üst sınırdan paraya çevrildiğine, soruşturma işlemlerinin usule aykırı olarak yürütülmesi nedeniyle delillerin hükme esas alınamayacağına, savunma hakkının kısıtlandığına, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, olay tarihinde sanığın uyuşturucu madde satığı yaptığı yönünde istihbari bilgiler elde edinilmesi üzerine fiziki takibe başlanıldığı, görevlileri fark etmesi üzerine elinde bulunan esrarı attığı, yakalama sonrasında ikametinde usulüne uygun yapılan aramada da paketcikler halinde esrar, paketleme malzemeleri ve hassas terazi bulunduğu, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak; 1. Olay tutanakları, ele geçen uyuşturucu maddenin özenle hazırlanmış paketçikler halinde ele geçmesi, uyuşturucu madde yanında paketleme malzemeleri ve hassas terazi bulunmasına göre, sanığın, kendisinden ele geçen uyuşturucu maddeleri satış amaçlı bulundurduğuna dair kabulde, koşulları bulunmadığından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasında, dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, suç tarihi itibari ile gün adli para cezasının en az 100 TL'den adli para cezasına çevrileceğinin düzenlenmesi nedeniyle en üst hadden adli para cezasına çevirme işlemi yapıldığına ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün gerekçe kısmında İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine atıfta bulunulduğunun ve gerekçenin yerinde olduğunu tespit edilmesi karşısında gerekçenin 5271 sayılı Kanun'un aradığı şartları taşıdığı, sanığın esas hakkındaki savunmasında ikamet araması sırasında arama kararının beklendiğini beyan etmesi karşsında kovuşturma evresinde eksik soruşturma yürütülerek hüküm kurulduğuna dair temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, delillerin hukuka uygun olarak toplandığı, aramanın hukuka uygun olarak yapıldığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden önce, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 . maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3. maddesinin; “...Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklinde düzenlenmesi karşısında sanığın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infaz edilmesi durumunda da velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun uygulanamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 01.09.2025 tarihli ve 2025/1708 Esas, 2025/1564 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinin hüküm fıkrasının 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ve 7242 sayıılı Kanun'la yapılan değişiklikler sonrası oluşan duruma göre, sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,” ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/11290, K. 2026/5718, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-11290-e-2026-5718-k-99e64bb26d19