Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/23635 E. 2026/4493 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/23635
- Karar No
- 2026/4493
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2387 E., 2024/1497 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle; Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2024 tarihli ve 2023/380 Esas, 2024/133 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 62/1, 52/2-4, 53, 63, 54/4. maddeleri uyarınca 12... ay hapis ve 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık ... hakkında cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.06.2024 tarihli ve 2024/2387 Esas, 2024/1497 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri 1. Sanık ... müdafiinin temyiz istemleri; Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, aramanın hukuka aykırı olduğuna, mahkemenin eksik incelemeyle karar verdiğine, sanığın beraat etmesi gerektiğine, sanığın, suçun ortaya çıkarılması amacıyla ilk andan itibaren önemli bilgiler verdiğine, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması gerektiğine, 2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, adli arama kararı olmadan, önleme arama ve kimlik kontrolü sırasında arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan uyuşturucu madde niteliği olduğu belirtilen deliller ya da suçun maddi konusu hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş olacağından, sanık ... açısından hükme esas kabul edilemeyeceğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Somut olayda sanıkların hakimiyetinde olan aracın polis ekiplerince yakalanması, araçta yapılan aramada Türk Ceza Kanunu'nun 188/4-a maddesi kapsamında amfetamin maddesinin ele geçmesi, ele geçen uyuşturucu madde çeşitliliği, miktarı ve buna bağlı olarak önemi, değeri ve oluşturduğu tehlikenin ağırlığı ile somut olayın özellikleri gözetildiğinde sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dava dosyası kapsamına göre; 19.05.2023 günü saat 11.50 sıralarında kolluk ekiplerince Ordu istikametinden Giresun istikametine gitmekte olan 61 *** 333 plaka sayılı aracın durdurulduğu, araç sürücüsünün ...'ın olduğu, araç sağ ön koltukta ise ...'ın bulunduğunun tespit edildiği, şahısların kimlik kontrolleri yapılmasının devamında Ordu 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2023/1211 Değişik İş sayılı önleme arama kararına istinaden üzerlerinde yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, 61 *** 333 plakalı araçta Narkotik Dedektör Köpeği ile yapılan aramada aracın içerisinde yapılan aramada aracın dışında arka bagajın alt kısmına bağlı stepne içerisinde siyah renkli bez parçası ve beyaz renkli poşet olduğunun görülmesi üzerine stepne söküldüğünde bagajın alt kısmından yere siyah polar ve kırmızı beyaz renkli poşetlerin düştüğü, poşetlerin içerisinde skunk maddesi, 4 adet paket halinde skunk maddesi, 900 gram (2150 adet) ekstazi hapın ele geçirildiği iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, ele geçirilen maddelerin türü ve miktarı, hükme esas alınan arama ve el koyma tutanağı, değer tespit tutanağı, araç arama tutanağı, ...kayıtları, ... kayıtları, banka kayıtları, tanık beyanları, kriminal rapor ve adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.06.2024 tarihli ve 2024/2387 Esas, 2024/1497 Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanıklar müdafilerinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde karar verildi.
(K.D)
KARŞI DÜŞÜNCE Dosyamızda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça konu uyuşturucu maddelerin hukuka uygun yöntemle elde edilip edilmediği, araçta yapılan aramanın önleme arama kararı kapsamında yapılıp yapılamayacağı, adli arama kararına ihtiyaç olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Önleme Araması; Genel emniyet ve asayişin korunması ile tehlikelerin önlenmesi amacıyla başvurulan önleme araması; ...nın 9 ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 18-26. maddelerinde düzenlenmiş olup Yönetmelik'in 19. maddesinde; "Millî güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silâh, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin yazılı emriyle ikinci fıkrada belirtilen yerlerde, kişilerin üstlerinde, aracında, özel kâğıtlarında ve eşyasında yapılan arama işlemidir." şeklinde tanımlanmıştır. Böylelikle kamu güvenliği ile düzenini bozabilecek kişi ve eşya bulunarak muhtemel bir zararın gerçekleşmesine veya suç işlenmesine engel olunarak toplum yakın bir tehlikeden korunacaktır. Önleme aramasının nasıl icra edileceği hususunda PVSK'da ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nde özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Yönetmelik'in "Aramaların Yapılma Şekli" başlıklı bölümündeki hükümler hem adli hem de önleme araması için geçerli ortak hükümlerdir. Önleme araması sonucunda bir suç unsuruna veya deliline rastlanırsa koruma altına alınacak ve durum Cumhuriyet Başsavcılığına derhâl bildirilerek elkoyma işlemini gerçekleştirmek üzere Cumhuriyet savcısından yeni bir yazılı emir istenecektir. Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde kolluk âmirinin yazılı emriyle de elkoyma yapılabilecektir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmalıdır.
Adli Arama; Şüpheli ya da sanığın ya da delillerin yahut müsadere edilecek eşyaların ele geçirilmesi amacıyla yapılan araştırma işlemi olan adli arama, elkoyma ile birlikte CMK'nın 116-134, PVSK'nın 2, Ek 4, Ek 6, 5607 sayılı Kanun'un 9 ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 5-17. maddelerinde düzenlenmiş olup Yönetmelik'in 5. maddesinde; "bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir." şeklinde tanımlanmıştır (Bahri Öztürk-Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-Özge Sırma-Yasemin Saygılar Kırıt-Özdem Özaydın-Esra Alan Akcan-Efser Erden, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 10. Baskı, 2016, s.492, Nur Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta, 12. Baskı, 2015, s. 400.). Arama tedbirine başvurulabilmesi için şu üç ön şartın birlikte bulunması gerekmektedir: 1- Gecikmede sakınca ya da tehlike bulunması, 2- Görünüşte haklılık, 3- Ölçülülük. Arama kural olarak hâkim kararı ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile yapılabilecektir. Ancak konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda sadece hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılması mümkündür.
Önleyici "yoklama suretiyle kontrol" yetkisi; PVSK’nın 4/A maddesince polise tanınan önleyici "yoklama suretiyle kontrol" yetkisi yönünden ise; PVSK’nın 4/A maddesinde polise, kişileri ve araçları tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması hâlinde durdurma yetkisi verilmiştir. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 27. maddesinde bu yetkinin kullanılması için umma derecesinde makul şüphe aranmıştır. Somut emarelerle desteklenen şüphe bulunmadan, süreklilik arzedecek, fiilî durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma ve kontrol işlemi yapılamaz. Sebebin oluşmasına veya şüpheye yol açan davranışları hakkında, durdurulan kişiye sorular yöneltilebilir. Kişi bu sorulara cevap vermekle yükümlü değildir. Durdurma yetkisinin kullanılmasına neden olan şüphe, yapılan açıklama ile ortadan kalkarsa, kişinin gitmesine engel olunmaz.
Durdurma üzerine aşağıdaki işlemler yapılır: a) Durdurulan kişi üzerinde giysilerinden herhangi birisi çıkarılmaksızın, yoklama biçiminde bir kontrol yapılır. Bu işlem sonucunda, kişide silâh bulunduğu sonucunu çıkarmaya yeterli şüphe meydana gelirse, memur kendiliğinden silâh ve diğer suç eşyası araması yapabilir. b) Yoklama suretiyle kontrol, kişinin cinsiyetinde bulunan görevli tarafından yapılır. c) Yapılan kontrolün konusu ve sebepleri ilgiliye açıklanır. d) Bir kişinin veya aracın durdurulma süresinin, şartlara göre makul olması ve kontrol için ayrılan süreyi aşmaması gerekir. e) Yoklama suretiyle kontrol, kişiye en az sıkıntı verici şekilde yapılır. f) Yapılan kontrolün neticesinde suça ilişkin iz, eser, emare ve delil elde edilirse, kişi yakalanır. g) Uyuşturucu gibi belirli bir şeyin, kişinin herhangi bir yerinde gizlendiği düşünülüyorsa, daha geniş çaplı kontrol yapılabilir. h) Yoklama suretiyle kontrol, kişinin veya aracın ilk durdurulduğu yerde veya o yerin yakınında, mümkün olduğu kadar başkalarının göremeyeceği tarzda yapılır. Başka yere götürülerek kontrol yapılamaz. i) Makul sebebi oluştuğu takdirde, daha geniş kapsamlı kontrol yapılması için, kolluk aracından veya yakındaki kapalı bir yerden yararlanılabilir. j) Kontrolden sonra talep üzerine olay yerinde derhâl bir tutanak düzenlenir. Bu maddede yazılı işlemler gece de yapılabilir." şeklindedir. Söz konusu düzenlemelerle kolluğa, koşulları oluştuğu taktirde kişi ve araçları durdurma ve yoklama biçiminde kontrol yapma yetkileri tanınmıştır. Bu önleyici yetkinin kullanılması için, adli ya da önleme aramalarında olduğu gibi yetkili merci ya da amirden emir veya karar alınmasına gerek yoktur. Çünkü yapılmasına müsaade edilen işlem, tamamen tehlikenin bertaraf edilmesine yönelen ve bununla sınırlanan bir önleme tedbiri mahiyetindedir. Yani yoklama suretiyle kontrol, literatürel anlamda bir arama işlemi değildir ve kural olarak asla arama kapsamında bir yetki kullanımına meşruiyet tanımaz. Kontrol neticesinde ceza soruşturmasına konu bir bulgu ile karşılaşan kolluğun, gerekli tedbirleri aldıktan sonra hemen Cumhuriyet savcısı ile irtibata geçerek adli soruşturma sürecine ilişkin kurallar doğrultusunda hareket etmesi gerekmektedir. Doğrudan temel hak ve hürriyetlere müdahaleyi gerektiren kanuni çare olması itibariyle zikredilen düzenlemelerin, genişletici yorumla arama niteliğine evrilmesi de hukuki himaye göremez. Yönetmelik'in 27. maddesinin (g) ve (i) fıkraları gereğince kollukça durdurulan kişinin herhangi bir yerinde uyuşturucu gibi belirli bir şeyin gizlendiği düşünülüyorsa veya makul sebep oluşmuşsa önleyici kolluk yetkisi dahilinde daha geniş kapsamlı kontrol yapma imkânı doğacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, kolluk gerekli tedbirleri alabilecek ancak bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılmasını isteyemeyecektir. Anayasal ve yasal dayanakları bu şekilde ortaya konulan adli arama, öngörülen şartlara uyulmadan icra edildiğinde; "bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" (CMK madde 288) hâli ortaya çıkacağından, hukuka aykırı olacaktır. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez (Anayasa madde 38). Yüklenen suç, (ancak) hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delille ispat edilebileceğinden (CMK madde 217/2) delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse mahkemece reddolunur (CMK madde 206/2-a). Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirtilir; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerekir (CMK madde 230/1-b). Bu açıklamalar ışığında; kolluk önleme arama kararı olmadığı durumlarda, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 27. maddesindeki umma derecesinde makul şüpheye ulaşması halinde araçları durdurup "yoklama suretiyle kontrol" yetkisini kullanabilecektir. Önleme arama kararı bulunması halinde ise umma derecesinde makul şüpheye ihtiyaç duyulmaksızın araçlar durdurulup kimlik sorma, araçta gözle görünür vaziyetteki yerlerinde arama yapma yetkisini kolluk kuvvetleri kullanabilecektir. 'Önleme araması' suç işlenmesinin veya bir tehlikenin önlenmesi için yapılan arama olup, bu tür aramanın muhatapları suç şüphesi altında olmayan kişilerdir. 'Adli arama' ise şüpheli veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramayı ifade etmekte olup, somut bir suç şüphesinin bulunduğu hallerde önleme araması değil, ancak adli arama yapılabilir. Başka bir ifadeyle, önleme araması genel ve soyut olarak suç işlenmesinin önlenmesi, adli arama ise özel ve somut bir suçun failleri ile delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır. Ayrıca önleme arama kararı kapsamında durdurulan bir araçta suç eşyası bulunduğu şüphesi üzerine ayrıntılı arama yapılamayacağı, göz ile görülür yerlerde suç eşyası bulunmadığı, aracın gizli bölümlerinde arama yapma gerektiği durumlarda adli arama kararı prosedürünün işletilmesi gerekmektedir.
Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Suç tarihi olan 19/05/2023 günü saat 11:50 sıralarında kolluk ekiplerince Gülyalı ilçesi Turnasuyu Mahallesi Divane mevkinde uygulama bölgesinde Ordu istikametinden Giresun istikametine gitmekte olan 61... plaka sayılı aracın önleme kararı kapsamında durdurulduğu, araç sürücüsünün ... isimli şahsın olduğu, araç sağ ön koltukta ise ... isimli şahsın bulunduğunun tespit edildiği, şahısların kimlik kontrolleri yapılmasının devamında Ordu 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2023/1211 D.İş sayılı önleme arama kararına istinaden üzerlerinde yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, 61... plakalı araçta Narkotik Dedektör Köpeği ile yapılan aramada dedektör köpeğin tepki vermesi üzerine aracın içerisinde yapılan aramada aracın arka bagaj kısmı alt kısmında stepne içerisinde siyah renkli bez parçası ve beyaz renkli poşet olduğunun görülmesi üzerine stepne söküldüğünde bagajın alt kısmından yere siyah polar ve kırmızı beyaz renkli poşetlerin düştüğü, bu şekilde suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği olayda; Sanığın içinde bulunduğu araç her hangi bir suç şüphesi yok iken durdurulduğu, yapılan üst aramalarında da her hangi bir suç deliline ulaşılamadığı, Narkotik Dedektör Köpeğin tepki vermesi üzerine araçta stepme bölgesi sökülerek uyuşturucu maddelere ulaşıldığı, dedöktör köpeğin tepki vermesi ile birlikte suç şüphesinin başladığı, bu andan itibaren önleme araması kararına dayanılarak detaylı arama yapılamayacağı, suç şüphesi oluştuğu anda araçta ve içinde bulunan şahıslar üzerinde arama yapılabilmesi için 5271 sayılı CMK'nın 116 vd. maddeleri uyarınca adli arama kararı alınması gerektiği dava konusu olayda, adli arama kararı alınmaksızın, önleme araması kararına istinaden yapılan arama sonucunda ele geçirilen uyuşturucu madde hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden, Anayasa'nın 38/6. ve CMK'nın 217/2, 289/1-i maddeleri uyarınca hükme esas alınamayacağı, Ayrıca; önleme arama kararı kapsamında aracın ancak gözle görünür yerlerinde arama yapılabileceği, detaylı arama diye nitelendirebileceğimiz, aracın torpidosuna bakılması, aracın belirli bölgelerin sökülerek içlerine bakılması (olayımızda olduğu gibi stepnesinin sökülmesi, araç kapı kolunun sökülmesi, araçta bulunan bavullarının içine bakılması) gibi aramaların ancak adli arama kararı kapsamında yapılması gerektiği, aksi halin kabulünün Hukuki Güvenlik İlkesi'nin ihlali anlamına geleceği, önleme araması kararı kapsamında durdurulan her aracın yukarıda bahsettiğimiz örneklerdeki gibi detaylı arama yapılmasına imkan tanınması halinde kolluk görevlilerinin keyfi davranışları sonucu olumsuz örneklerin ortaya çıkarabileceği, mahkemelerin görevinin kolluğun yanlışlarını hukuka uydurmak değil, kolluğun uygulamalarını hukuka uygun hale getirmek, bunun için emsal kararlar vermek olduğu, olayımızda olduğu gibi aracın gözle görülmeyen yerlerinden olan stepne sökülerek ele geçirilen uyuşturucu maddeler için adli arama kararına ihtiyaç varken alınmadan önleme arama kararı kapsamında aramanın icra edilmesinin usule uygun olmadığı, bu şekilde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden, Anayasa'nın 38/6. ve CMK'nın 217/2, 289/1-i maddeleri uyarınca hükme esas alınamayacağı, Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmün bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. 01.04.2026
... Karşı Düşünce