Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/22318 E. 2026/3990 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/22318
- Karar No
- 2026/3990
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2324 E., 2024/2263 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ve düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, sanık ...'nın temyiz isteminden vazgeçtiği, diğer sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2023 tarihli ve 2023/241 Esas, 2023/334 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3., 188/4-a., 62/1., 53., 54/1-4., 55/1, 63. maddeleri uyarınca 12... ay hapis ve 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188/3., 188/4-a., 53., 54/1-4., 55/1, 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.11.2023 tarihli ve 2023/3163 Esas, 2023/3159 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusu üzerine hükmün bozulmasına ve kararın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bozma kararı üzerine Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2024 tarihli ve 2023/491 Esas, 2024/221 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188/3., 188/4-a., 62/1., 53., 54/1-4., 55/1, 63. maddeleri uyarınca 12... ay hapis ve 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188/3., 188/4-a., 53., 54/1-4., 55/1, 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.05.2024 tarihli ve 2024/2324 Esas, 2024/2263 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca sanık ... hakkında esastan reddine, sanık ... hakkında düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... müdafinin temyiz istemi; Sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, delil yetersizliğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Sanık ve müdafinin kanuni süresi içinde öne sürdükten sonra, sanık ...'nın 20.01.2026 tarihli beyanı ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 266/1. maddesi uyarınca temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle sanık ... yönünden dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar vermek gerekmiştir. 2. Sanık ... ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir: 1) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır. Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. YENİSEY, Feridun: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ÇINAR, ...: Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61). 2) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir. “Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir. 3) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır. “Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir. 4) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise, Bölge Adliye Mahkemelerinin kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinde belirtilen “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile aynı Kanun'un 289/1. maddesinin (g) ve (h) bentlerindeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmekteydi. Ancak 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde yer alan "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” ibaresinin “maddede” şeklinde değiştirilmesi ile Kanun'un 289/1. maddesinde düzenlenen tüm hukuka kesin aykırılık hallerinin bozma sebebi yapılabilmesinin önü açılmıştır. Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (CMK’nın 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir. Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2023 tarihli ve 2023/241 Esas, 2023/334 Karar sayılı kararıyla kurulan hükmün istinaf edilmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.11.2023 tarihli ve 2023/3163 Esas, 2023/3159 Karar sayılı kararı ile "Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26/05/20 23... /26948 Soruşturma 2023/11510 Esas sayılı iddianamesi ile; sanıklar hakkında Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma suçundan TCK'nın 188/3, 188/4-a, 188/5, 53, 54/1, 54/4, 55/1, 63. maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı, Yerel Mahkemece; yapılan yargılama neticesinde; sanıkların eylemi sübut bulunarak Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma suçundan ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; Dosyada mevcut 13/04/2023 tarihli "ev arama-el koyma ve yakalama tutanağı " başlıklı tutanak içeriğinde özetle; "...ikametin mutfak kısmında iki erkek şahsın daha olduğu görülmüştür. Mutfakta bulunan daha sonradan açık kimlik tespiti yapılan Suriye uyruklu ... isimli şahsın elinde bulunan şeffaf renkli naylonu mutfak dolabı içine attığı görülmüştür..." şeklinde belirtildiği, Sanık ...'in ise hazırlık aşamasında kolluk marifeti ile tespit olunan ifadesinde ''...Ben ekipleri görünce kesinlikle poşet atmadım...'' şeklinde savunmada bulunduğu, Savcılık Makamı'nca tespit olunan savunmasında ve Sulh Ceza Hakimliği'nce tespit olunan savunmasında da ''Emniyet ifademi tekrar ederim'' dediği, kovuşturma aşamasında da Tutanak içeriğine karşı diyeceğinin sorulmadığı anlaşılmakla; öncelikle; 13.04.2023 tarihli "ev arama-el koyma ve yakalama tutanağı" başlıklı tutanak içeriği her iki sanığa da okunarak; sanıklardan ... tutanak içeriğine itiraz etmesi halinde bu kez; tutanakta yer alan mümziiler ''tanık'' sıfatı ile dinlenerek, tutanak mümzi tanıkların olaya ilişkin tutanak içeriklerini doğrulamaları halinde; sanık ...'in ''9 parça ... ve hassas terazi'' bulunan poşeti dolaba attığının zaten kolluk görevlilerince görülmüş olması nedeni ile sanığın kovuşturma aşamasındaki beyanı ile; suçunu ortaya çıkarmaya yönelik katkısından söz edilip edilmeyeceğinin, şayet;kolluk görevlilerince tutanak içeriğinin doğrulanamaması halinde; sanığın kovuşturma aşamasındaki anlatımının suçunu ortaya çıkaran beyan olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin; bu yönü ile tartışılması gerekirken; tutanak içeriği ayrıca ve açıkça okunmaksızın, tutanak mümzi tanıklar dinlenmeksizin yargılamaya devam olunması, kabule göre de; 1-Sanıklardan ele geçen maddenin ''...'' olmasına ve suç tarihi itibari ile yerinde olacak şekilde cezalarından; bu suretle TCK'nun 188/4-a maddesi uyarınca ayrı ayrı arttırım yapılmasına rağmen; hüküm fıkralarında ''sentetik'' şeklinde yanlış yazılması, 2-Sanıklar hakkında adli para cezasına hükmedildikten sonra; TCK'nın 52/4 maddesi uyarınca ''ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği'' hususunda da ihtaratta bulunulması gerektiği gözetilmeksizin; yalnızca ''taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde kalanının tamamının tahsiline'' şeklinde eksik ihtaratta bulunulması, 3-Sanıklardan ... hakkında; TCK'nın 53 maddesinde hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin bölümde 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. Maddesi ile yapılan değişikliğin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 4-Sanıklar ... ve ... ele geçen paranın ''suçtan elde edilen gelir'' olduğu hususlarının müphem kalması nedeni ile ''kendilerine ayrı ayrı iadesi'' yerine yazılı şekilde ''müsaderelerine'' karar verilmesi, nedenleriyle bozma kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin anılan bozma kararına gerekçe olarak gösterilen sebepler, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e, f maddesine uygun olmadığı gibi 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle yapılan değişiklik ile yürürlüğe giren bozma sebeplerine de uygun düşmemektedir. Bir diğer anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesinin dayandığı bozma sebeplerinin, 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinde yer alan; "a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması, c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması, d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi, e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması, f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi, g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması, i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması" Nedenlerinden hiçbirine dayanmadığı, söz konusu Kanun maddesine uygun olmayan gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği ve bu durumun ağır ve açık şekilde hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir. Bu itibarla, bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2024 tarihli ve 2023/491 Esas, 2024/221 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.05.2024 tarihli ve 2024/2324 Esas, 2024/2263 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” normu gözetilerek Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.11.2023 tarihli kararının ve bu kararın akabinde Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2024 tarihli kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2023 tarihli kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenle sanık ve müdafinin, kanuni süresi içinde öne sürdükten sonra, sanıkMustafa'nın 20.01.2026 tarihli beyanı ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 266/1. maddesi uyarınca temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle sanık ... yönünden dava dosyasının Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün (2) nolu bendinde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.05.2024 tarihli ve 2024/2324 Esas, 2024/2263 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, Konya Bölge Adliye Mahkemesi (3). Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2026 tarihinde karar verildi.
...