Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/4511 E. 2025/5622 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/4511
Karar No
2025/5622
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/79 Esas, 2023/935 Karar SUÇ :Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Ankara 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.10.2021 tarihli ve 2020/339 Esas, 2021/657 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a-c maddesi gereğince beraat kararı verilmiş; karar, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 28.09.2023 tarihli ve 2023/79 Esas, 2023/935 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna ve mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, sanığın "..." isimli sosyal medya hesabından "Ey İban edenler! Şüphesiz ki O Eft lerin en hayırlısıdır.. (havale suresi 128. ayet)" şeklinde paylaşım yaptığı iddiasına ilişkin olarak; 1. Yargılama konusu halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçu zarar suçu niteliğinde olmayıp tehlike suçudur. Dolayısıyla kamu barışının bozulma ihtimali suçun işlenmesi için yeterlidir. Başka bir deyişle; suçun tamamlanması için kamu barışını bozmaya yönelik açık ve yakın bir tehlike ya da zarar olması gerekmez. Nitekim; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi E.S – Avusturya Kararı'nda, "... ulusal yetkili makamların kendi ülkelerinde dini barışı hangi ifadelerin bozabileceğini değerlendirmek için daha iyi bir konumda oldukları ve bu anlamda geniş bir takdir yetkisine sahip oldukları...." ifade edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın sosyal medya hesabından herkese açık şekilde yaptığı paylaşımında özellikle İslam dininin en önemli değerlerinden olan Kur'ân-ı Kerîm'in ayetlerini aşağılar şekilde değiştirerek yazması hususu kamu barışını bozmaya elverişli olup şikayetçi de bu paylaşımlardan rahatsız olarak şikayette bulunmuştur. Bu itibarla; sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 216/3 ve 218. maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Bozma nedenine göre; atılı suçun cezasının üst sınırının 1 yıl 6 ay hapis cezası olması gözetildiğinde; Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda ....basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki hükme bağlanmış" ibaresinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün "hükme bağlanmış dosyalarda" uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin (d) bendindeki "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinin uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı görülmüştür.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısının temyiz itirazı yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 28.09.2023 tarihli ve 2023/79 Esas, 2023/935 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereğince, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara 43. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/4511, K. 2025/5622, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-4511-e-2025-5622-k-3d726e015120