Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/3409 E. 2024/9366 K. – İftira
Konu: İftira
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/3409
- Karar No
- 2024/9366
- Karar Tarihi
- Konu
- İftira
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1315 E. 2021/36 K. SUÇ : İftira KARAR : Ceza verilmesine yer olmadığına, koruma ve tedavi altına alınmasına dair karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.10.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2021 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 32 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, sanığın akıl hastalığı nedeniyle aynı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına ilişkin hükmün, itiraz edilmeksizin 22.04.2021 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.07.2023 tarihli ve 2023/9671 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.09.2023 tarihli ve KYB-2023/91971 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.09.2023 tarihli ve KYB-2023/91971 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Anılan kararının istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 23/09/2021 tarihli ve 2021/1986 esas, 2021/2458 sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesine göre işlem yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verildiği gözetilerek yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/01/2021 tarihli kararı ile Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adlî Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nın 14/07/2020 tarihli ve AT-Rp/2020-1843 sayılı raporu ile "Psikotik özellikli depresif bozukluk" tanısı ile sanığın işlediği iddia olunan fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azaldığının saptanması nedeniyle sanığın suç tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesi kapsamında akıl hastası olduğunun kabul edilmiş olması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 32/1. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunan sanığa zorunlu müdafii tayininin gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 291 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. 2. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında kurulan hükmün istinaf kanun yoluna tabi olduğu halde, itiraza tâbi olduğu belirtilerek kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli konusunda sanığın yanıltılması nedeniyle henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.