Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/5267 E. 2024/6969 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/5267
- Karar No
- 2024/6969
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/25 E., 2022/339 K. SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, silahlı tehdit HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında yaralama suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahlı tehdit suçundan verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 19.07.2018 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bendi uyarınca, tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun' un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri uyarınca cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır. 2. Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca 9 ay hapis cezası ile mahkumiyetine, silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun' un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir. 3. Katılan kurum vekili ve sanığın istinaf başvurusu üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 08.03.2022 tarih ve 2021/25 Esas, 2022/339 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahla tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri kaldırılarak atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan kurum vekilinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğuna, sanık hakkında üst hadden ceza tayin edilmesi gerektiğine, takdiri indirim uygulanamayacağına, katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, sanık ve mağdurun evli oldukları, suç tarihinde sanığın, mağdurun kaldığı evin önünde beklediği, mağdura taksiye binmesini söylediği, mağdur taksiye bindikten sonra elindeki jilet ile tehdit ettiği, mağduru ... Recidance isimli otele götürüp odada ekmek bıçağı ile yaraladığı iddiasına ilişkindir. Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; "...sanık ile mağdurun olay tarihinde evli oldukları, sanığın Alanya ya gitmek isteyen mağduru zorla taksiye bindirdiği, jiletle senin façanı bozarım diyerek tehdit edip otel götürdüğü, ekmek bıçağı ile mağduru sırtından ve kalçasından yaraladığı, mağdurun bir fırsatını bularak otelden kaçtığı, önce şikayetçi olduğu sonra yargılama aşamasında şikayetinden vazgeçtiği, olay yeri inceleme raporu, mağdurun adli raporları ve soruşturma aşamasındaki beyanı birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar mağdur şikayetinden vazgeçmiş, sanıkta suçlamaları reddetmiş ise de sanığın atılı eylemleri işlediği...." kanaatiyle sanığın mağdura karşı bıçakla kasten yaralama, bıçakla tehdit ve eşine karşı silahtan sayılan jiletle hürriyetten yoksun bırakma eylemi sabit görülerek mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kasten yaralama suçu açısından kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahlı tehdit suçları açısından kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde; "...Dosya kapmasındaki delillere göre; mağdurun taksiden inip otel odasında gelene kadar çevredekilerden pek çok defa yardım isteme ve kaçma imkanı varken yapmadığı, Keza; otel odasında sanığın boğazına bıçak dayayarak tehdit ettiğini beyan ettiği, ancak sanığın suçlamayı kabul etmediği, olayın tarafsız görgü tanığının bulunmadığı, kaldı ki Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarından anlaşılacağı üzere, yaralama eylemi öncesi gerçekleşen tehdit eylemlerinin kasten yaralama suçuna yönelik zarar verme beyanı olarak kabulünün gerektiği, Olay tutanağı içeriğine göre; otel görevlilerince yapılan ihbarın eşi bıçakla kasten yaralama suçuna ilişkin olduğu, Mağdurun olay yerine gelen tutanak mümzisi polis memurlarına; eşi ile tartıştıklarını ve kendisini bıçakla yaraladığını beyan ettiği, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahlı tehdit suçlarına yönelik anlatımının bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanığın isnad edilen suçları işlediğine yönelik mağdurun soyut iddiasından başka delil elde edilemediği, şüphe oluştuğu, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği, şüphe ve varsayıma dayalı olarak da kişi hakkında mahkumiyet kararı verilemeyeceği, Bu bağlamda; isnad edilen suçlar sabit olmadığından sanık hakkında ayrı ayrı beraat kararı verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince ispat bakımından değerlendirmede hataya düşülerek mahkumiyetine karar verildiğinden..." şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında ilk derece mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahlı tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri çıkartılarak sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahlı tehdit suçlarından beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinde verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan “...temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde katılan kurum vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. B. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahlı tehdit suçlarından kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede; 1. Dava dosyası içeriği, sanığın aşamalardaki savunmaları, mağdur beyanları, adli raporlar olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar ve dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliyesi Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan kurum vekilinin, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 2. Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir. V. KARAR A. Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden, Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahlı tehdit suçundan kurulan hükümler yönünden, Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 08.03.2022 tarihli ve 2021/25 Esas, 2022/339 Karar sayılı kararında katılan kurum vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2024 tarihinde karar verildi. ...