Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/673 E. 2026/2057 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/673
Karar No
2026/2057
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3088 E., 2025/2098 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yerköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/398 E., 2023/48 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının fuzuli şagil olduğunu ileri sürerek ecrimisil talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayası belirtilen kararı ile; “..kamulaştırma işlemlerinin 2009 yılında başlandığı, 16.02.2009 yılında taşınmazın satış suretiyle davacı ...' a devredildiği, satın alma yolunun denendiği ancak tarafların uzlaşamadıkları, davalının 2009 yılından bu yana ilgili taşınmazın yol hâline getirmek suretiyle düzenli ve eylemli bir biçimde el attığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalı idarenin yaptığı müdahale haksız bir el atmadır. Bu durumda davacı, davalı idare ile uzlaşma yoluna gidebileceği gibi malikin idareye başvurmadan doğrudan doğruya dava açması hukuken temel prensiplerinden biri olan hak arama özgürlüğüne ilişkindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 16.05.1956 gün ve 1956-1-6 sayılı kararları uyarınca idarece taşınmazına kamulaştırmasız el atılması hâlinde malik, müdahalenin önlenmesi talebinde bulunabileceği gibi bu fiili duruma razı olması hâlinde el konulan yerin bedelini de talep edebilir. Davalı idarenin 2009 yılından beri dava konusu taşınmaza el attığı mahkememizce anlaşılmış olup, davalı idarenin müdahalesinin haksız olduğu ve davacının ecrimisil talebinin kabul edilmesi gerektiği.” gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.513,52 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinceistinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile: “...Dosya kapsamına göre mahallinde keşfin yapıldığı, bilirkişi raporunun alındığı, dava değerinin kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen hususlar değerlendirildiğinde dava değeri olan 14.513,52 TL'nin hüküm tarihi itibariyle HMK'nın 341/(2). maddesinde yazılı kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığı, bu miktar dikkate alındığında tarafların istinaf isteğinin kesin karara yönelik olup ilk derece mahkemesi tarafından istinaf kanun yolu başvurusunun kesin karara karşı yapılması sebebiyle HMK'nın 346. maddesine göre reddedilmesi gerektiği, ancak mahkemece bu yönde bir karar verilmediği, dosyanın bu hali ile Dairemize gönderildiği, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.19 90... /4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca bu yolda Dairemizce de karar verilebileceği, HUMK'un 427. maddesinde taşınır mal ve alacak davalarından söz edildiğinden gayrimenkul davaları için kesinlik sınırı bulunmamakta iken HMK'nın 341/(2). maddesinde menkul, gayrimenkul veya davanın gayrimenkulün aynına ilişkin olup olmadığı gibi bir ayırıma gidilmeksizin "malvarlığı davaları" olarak düzenleme yapıldığı, sınırlama getirilmediği birlikte gözetildiğinde kesinlik sınırının dikkate alınarak tarafların istinaf isteğinin kesin karara ilişkin olması sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı.” gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvuru dilekçelerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesindeki, aşamalardaki, istinaf başvurusundaki savunmalarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ecrimisil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacı vekili tarafından ıslah dilekçesinde dava değeri olarak 14.513,52 TL'nin talep edildiği ve bu yönde karar verilmiş olduğu, hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığından temyizen incelenen karar, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/673, K. 2026/2057, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-673-e-2026-2057-k-ef9ec08bbcc6