Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2631 E. 2026/2538 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2631
- Karar No
- 2026/2538
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2924 E., 2026/246 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/203 E., 2024/147 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Manisa ili, ... ilçesi, ... Köyü 1 65... parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, ...'in 1/4 oranındaki payının davalı tarafından satın alındığını, yasal ön alım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek, davalı adına olan payın davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazda fiili taksim olduğunu, davacının1/4 hissesi üzerinde, kendisine ait derin kuyu, sondaj ve elek aboneliğinin bulunduğunu, davalının satın aldığı kısımdan ayrı bir yerin kullanıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...tanık ve mahalli bilirkişilerin keşif sırasında dinlendiği, fiili taksime ilişkin bilirkişilerce fiili taksimi gösterir krokili ve denetime elverişli rapor alındığı, taşınmazda fiili taksimin bulunduğu, taşınmazda pay sahibi olan kişilerin ayrı ayrı kullanım alanlarının olduğunu, taşınmazın en kuzeyinde yer alan alanın ... tarafından kullanıldığı, taşınmazın en kuzeyi ikinci sırada yer alan alanın ... tarafından kullanıldığı, taşınmazın en kuzeyi 3. sırada yer alan alanı ... tarafından kullanıldığı, taşınmazın en güneyinde yer alan alanın ise ... tarafından kullandığının tespit edildiği, davacı vekili tarafından tanık olarak gösterdiği kişilerden birinin dinlenmediğini ve dinlenmesi gerektiği beyan edilmiş ise de HMK 241. madde gereğince, davacının dinlenmeyen tanığının dinlenmesinin davanın esasına katkı sağlamayacağı ve mahkememizce dinlenen tanık beyanları davanın ispatı açısından yeterli görüldüğünden davacının tanıklarından birisi dinlenmediği, taşınmazda fiili taksim olduğu.." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Mahkemece mahallinde yapılan keşif, düzenlenen bilirkişi raporu ve dinlenen tanık beyanları ile saptanan fiili taksim olgusuna değer verilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın üzüm bağı niteliğinde olduğunu, taşınmazın tümünün davacı tarafından kullanıldığını, payları belirleyecek bir sınırın taşınmaz üzerinde olmadığını, dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarının çelişkili olduğunu, çelişkinin mahkemece giderilmediğini, alınan raporun yetersiz olduğunu, ziraat bilirkişisi tarafından davalıya pay satan kişinin kullandığı alan olup olmadığının tarımsal tekniklerle saptanması gerektiğini, fiili taksimi destekleyecek hiçbir fiziki emare olmadığını, fotoğraflarda da taksim olmadığının anlaşıldığını, taşınmazın bakım budama ve hasat süreçleriyle ilgilenen tanık ...'nın dosyanın aydınlatılması için dinlenmesi gerekirken mahkemece dinlenme talebinin reddedilmesinin hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturduğunu, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek fiili taksimin ispat yükünü davacıya yüklediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.