Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2342 E. 2026/2446 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2342
- Karar No
- 2026/2446
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/437 E., 2025/24 K.
Taraflar arasındaki meraya el atmanın önlenmesi, kâl ve eski hâle getirme bedelinin tahsili davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 02.12.2025 gün ve 2025/1889 Esas, 2025/5124 Karar sayılı ilâmı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı ... vekili ile davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Ankara ili, ... ilçesi, ... Köyünde bulunan 7.707.389,00 m² yüzölçümlü evveliyatı itibariyle mera olan 1150 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucu oluşan 1192 sayılı mera parselinin 29.660 m²'lik bölümünün davalı Şirket tarafından stok, şantiye ve eleme tesisleri alanı olarak kullanıldığının tespit edildiğini ileri sürerek, el atmanın önlenmesini, tesislerin kâl'ini, eski hâle getirme bedelinin tespiti ile şimdilik 5.000,00 TL'nin ve tespit masraflarının tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, işgal edilen alanın eski hâle getirilmesi talebini 685.612,52 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev ve husumet itirazı ile zamanaşımı def'inde bulunarak dava konusu yer ile ilgili Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilmiş maden işletme ruhsatlarının bulunduğunu, sahanın mera olarak tescilinden çok önce bu ruhsatın alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.03.2016 tarihli ve 2013/374 Esas, 2016/ 206 Karar sayılı kararıyla "dosyaya sunulan rapor doğrultusunda madencilik faaliyeti yapılan alanın ruhsat alanı içerisinde kaldığı tespit edildiğinden davanın reddine" karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2017/1541 Esas, 2019/4400 Karar sayılı ilâmında "...Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu yerin davalı Şirketin maden ruhsat alanı içinde kaldığı ancak işletme izni dışında kaldığı saptanmıştır. 1192 parsel sayılı taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 14. maddesi gereğince meralık vasfının değiştirilmediği ve davalı Şirketin de bu yere ilişkin işletme izni bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. 2. Mahkemenin 13.10.2022 tarihli ve 2020/612 Esas, 2022/328 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. 3. Dairemizin 28.05.2024 tarihli ve 2023/5091 Esas, 2024/2994 Karar sayılı ilâmında "...Somut olayda; davalı tarafından madencilik faaliyeti sebebiyle işletme sahası dışında kalan merada tahribat yapıldığı iddia edilerek bunun için eski hâle getirme tazminatı talep edilmiştir. Ne var ki; Mahkemece 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 297. maddesine aykırı şekilde bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsizdir. Kabule göre de; dava, el atmanın önlenmesi yanında kâl istemine ilişkin olup Mahkemece 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 30. maddesine aykırı olacak şekilde kâl masraflarının davalı tarafından karşılanmasına karar verilmesi de doğru değildir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Dairemizin 02.12.2025 tarihli ve 2025/1889 Esas, 2025/5124 Karar sayılı ilâmı ile; “...Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozma gereği yerine getirilmemiştir. Meraların kuru mülkiyeti Hazineye aittir. Mülkiyet hakkı sahibi olan Hazine, haksız el atmanın giderilmesi ve bunun dışında 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4/4 hükmüne dayanarak meralarda meydana gelen tahribat sebebiyle eski hâle getirme masraflarının tahsilini haksız eylem sahibinden isteyebilir. Hazine mera vasfını yitirmiş yerin yeniden eski hâle getirilmesi için gerekli olan tohumlama ve benzeri biyolojik teknikler, gübre ve ekim, zararlı ot mücadelesi vd. masrafları talep edebilir. Dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın eski hâle getirme bedeline ilişkin bulunmadığı, dava konusu taşınmazda bulunan davalı tarafından kullanılan yapıların değeri, taşınma ve boşaltma bedellerinin dikkate alındığı, Mahkeme tarafından davacı İdare tarafından tek taraflı hesaplanan bedel dikkate alınarak karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece değinilen ilkeler göz önünde tutularak konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle eski hâle getirme bedelinin tespit edilmesi, bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME 1. Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; dava dilekçesiyle talep ettikleri 5.000,00 TL’nin tamamlama dilekçesiyle 680.612,52 TL artırarak toplamda 685.612,52 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini, Mahkemece, davanın kabulüne karar verildiğini, aleyhe kısımlar yönünden karar düzeltme yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu ve kararın aleyhe hüküm yaratmayacak şekilde müvekkil idare lehine düzeltilmesi gerektiğini beyan etmektedir. 2. Davalı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; müvekkil Şirket tarafından yapılan başvuru neticesinde işletme izin alanının yargılamaya konu sahayı da kapsar şekilde genişletildiğini, davalının ruhsat sahasına ilişkin kazanılmış haklarının korunmasının zorunlu olduğunu, maden ruhsat alanı ile işletme izni alanının hatalı yorumlandığını, davalı Şirket tarafından mera tahsis değişikliği talebinde bulunulduğunu, belgeler yok sayılarak hatalı hüküm tesis edildiğini, şartları oluşmadığı hâlde el atmanın önlenmesi, kâl ve eski hâle getirme bedeline karar verildiğini ve tüm temyiz nedenlerinin değerlendirilmediğini, beyan etmektedir. C. Gerekçe Dava; meraya el atmanın önlenmesi, kâl ve eski hâle getirme bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 1.Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve Dairemizce de benimsenen mahkeme kararının gerekçesine göre 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir. 2. Davalı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarına gelince; Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozma gereği yerine getirilmemiştir. Meraların kuru mülkiyeti Hazineye aittir. Mülkiyet hakkı sahibi olan Hazine, haksız el atmanın giderilmesi ve bunun dışında 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4/4 hükmüne dayanarak meralarda meydana gelen tahribat sebebiyle eski hâle getirme masraflarının tahsilini haksız eylem sahibinden isteyebilir. Hazine mera vasfını yitirmiş yerin yeniden eski hâle getirilmesi için gerekli olan tohumlama ve benzeri biyolojik teknikler, gübre ve ekim, zararlı ot mücadelesi vd. masrafları talep edebilir. Dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın eski hâle getirme bedeline ilişkin bulunmadığı, dava konusu taşınmazda bulunan davalı tarafından kullanılan yapıların değeri, taşınma ve boşaltma bedellerinin dikkate alındığı, Mahkeme tarafından davacı İdare tarafından tek taraflı hesaplanan bedel dikkate alınarak karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, değinilen ilkeler göz önünde tutularak konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle eski hâle getirme bedelinin tespit edilmesi, bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ayrıca yargılama devam ederken dava konusu eski 1192 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanununun 22/a maddesi gereğince yenileme çalışmaları nedeniyle pasif hâle geldiği anlaşılmaktadır. Güncel tapu kaydı üzerinden el atmanın önlenmesi ve kâl kararının verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, pasif tapu kaydı üzerinden ve infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda VI.C.1. bentte açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine; 2. Yukarıda VI.C.2. bentte açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin diğer karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02.12.2025 tarihli ve 2025/1889 Esas, 2025/5124 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, hükmün değişik gerekçe ile BOZULMASINA, Peşin alınan karar düzeltme harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.