Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4381 E. 2026/2220 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4381
- Karar No
- 2026/2220
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/531 E., 2025/1602 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/432 E., 2023/457 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi Mevkii, 68... parselde tapuya kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, davalıların ise müvekkilinin arsası ile bitişik 99 parselin 1/3 hisse ile maliki olduklarını, davacıya ait taşınmaza davalılar tarafından ... ve bahçe asansörü yapılarak tecavüz edildiğini, müvekkilinin taşınmazı 23.12.2011 tarihinde satın aldığını, öncelikle komşuluk ilişkileri çerçevesinde tecavüze son verilmesini davalıların babasından istediğini, babaları tarafından sözlü kabul edilmesine rağmen tecavüzün sonlandırılmadığını ileri sürerek müvekkiline ait taşınmazın bazı kısımlarına davalılar tarafından yapılan haksız tecavüzün tespitine ve müdahalenin men'ine, tecavüz edilen kısımlarda bulunan yapıların yıkılarak eski hâle getirilmesine, ecrimisil alacağının her bir dönem için tayin edilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin davacıya ait olduğu iddia edilen alana el atmasının söz konusu olmadığını, yalnızca kendi mülkiyetlerindeki alanı kullandıklarını, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ... İmar Müdürlüğünün 22.10.2021 tarihli e.74796371-310.05/8878–192379 sayılı belgesinde dava konusu taşınmazın ''koruya katılacak alan'' olduğu ve taşınmaza ''korunması gerekli kültür varlığı uygulaması dışında hiçbir yapı yapılamayacağı'' belirtildiğini, davacının bahse konu taşınmazda hak iddia etmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 27.12.2022 tarihli rapor ve krokide; sarı renk ile boyalı "A" harfi ile gösterilen 46,53 m²'lik kısma (beton basamak ve duvar yapılmak suretiyle) ve mavi renk ile boyalı "B" harfi ile gösterilen 6,76 m²’lik kısma (çit ile çevirerek davalılar adına kayıtlı 99 parsel sayılı komşu parsele katılmak suretiyle) davalılar tarafından el atıldığının tespit edildiği, davacı tarafın bu müdahaleye iznin verdiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı, dava konusu taşınmazın koruya katılacak alanda olmasının davacının taşınmazına müdahalenin önlenmesini talep etmesine engel teşkil etmeyeceği, söz konusu şerhin imar durumu ve taşınmazlardaki ekolojik durumun korunmasına ilişkin olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taşınmaz üzerinde özel mülkiyete dayalı bir hak iddiasının mümkün olmadığını, huzurdaki davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, müvekkillerinin yalnızca kendi mülkiyetlerinde bulunan alanı kullandıklarını, müvekkillerine ait taşınmazın intifa hakkının başkasına ait olduğunu, haksız işgalin varlığının kabulü hâlinde dahi kötüniyet ve zarar şartlarının oluşmadığını, Yerel Mahkemenin bilirkişi raporuna yönelik haklı ve gerekçeli itirazlarını dikkate almayarak, eksik ve hatalı incelemeyle fahiş derecede ecrimisil bedeline hükmettiğini, faiz başlangıcının ihtarname tarihinden dava tarihine kadar olan sürede uygulanması gerekirken, Yerel Mahkemece ecrimisil bedeline dönem dönem ayrılarak kademeli faiz uygulanmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, men'i müdahale, kâl ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 30. maddesi hükmü gereğince bir işin yapılmasına dair olan ilâmın icra müdürlüğüne verilmesi üzerine borçluya bir icra emri gönderilerek ilâmda gösterilen süre içinde ve eğer süre verilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanları tayin edilerek icra müdürlüğü tarafından o işin yapılması emredilir. Borçlu emir gereğini yerine getirmezse lazım gelen masraf icra müdürü tarafından bilirkişiye hesaplattırılarak ayrıca bir hüküm gerekmeksizin bu masraf borçludan tahsil edilir. Bu nedenle kâl masraflarının hesaplanarak şartlı bir şekilde davalı taraftan tahsiline karar verilmesi doğru değildir. Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 hükmünde "hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" düzenlemesi yer almaktadır. Mahkemece verilen gerekçeli kararın hüküm sonucunun infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve anlaşılır olması gerekir. Somut olayda "..Bu el atmaların haksız müdahale de bulunan davalılar tarafından kendiliğinden kaldırılmaması halinde kâ'l masraflarının davalılardan alınarak A harfi ile gösterilen 46, 53... ’lik kısma yapılan beton basamak ve duvar, B harfi ile gösterilen 6, 76... ’lik kısma yapılan çit kısımlarının kâ'line," şeklinde şartlı ve terditli olarak kurulan hüküm sonucu infaz aşamasında tereddüt oluşturacağından doğru görülmemiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanunun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1-A) numaralı bendinde yer alan “Bu el atmaların haksız müdahale de bulunan davalılar tarafından kendiliğinden kaldırılmaması hâlinde kâl masraflarının davalılardan alınarak” ifadesinin hükümden çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.