Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2212 E. 2026/2624 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2212
Karar No
2026/2624
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/417 E., 2025/791 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalılar murisi ... arasında inançlı işleme dayalı olarak sözleşme düzenlediğini, buna göre Denizli ili, ... ilçesi, 1 09... parselin 166.000,00 TL'ye satın alındığını ve ... adına tescil edildiğini, taşınmazın davacı ile ... tarafından ortak alındığını, çekilen kredinin ortak ödendiğini, ancak ... mirasçılarının muvazaalı olarak taşınmazı sattıklarını, krediye ilişkin yapılan ödemelerin incelenecek belgelerden ortaya çıkacağını ileri sürerek, öncelikle taşınmazın %50 hissesinin tapusunun iptali ile davacı adına tescil edilmesini, bu talep kabul edilmezse gayrimenkulün rayiç değerinin yarısının davalılardan tahsilini, terditli olarak bu talepler kabul edilmezse davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilini talep etmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince verilen 17.10.2022 tarihli ara karar doğrultusunda davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın yargılama aşamasında satılmış olmasından dolayı, davaya tazminat davası olarak devam etmek istediklerini, bu doğrultuda taşınmazın satış bedelinin yarısı olan 1.000.000,00 TL’nin tahsilini, bu talep kabul edilmezse davalıya yapılan ödemelerin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; muris ...’nin vefatı üzerine terekenin müteveffanın eşi ... ve oğlu ...'ye intikal ettiğini, dava konusu taşınmazın ... tarafından satış yolu ile 50.000,00 TL bedelle satın alındığını, davacının iddiasını ispat edici herhangi bir belgeyi dosyaya sunmadığını, muris dışında üçüncü kişilerle davacı arasında düzenlenen bu belgenin her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğunu, tahsilat makbuzu denilen belgelerin müteveffanın imzasını, kaşesini veya el yazısını barındırmadığını, yazı ve imzanın müteveffanın eli ürünü olmaması sebebiyle yazılı delil veya delil başlangıcı sayılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2022 tarih ve 2021/203 Esas, 2022/643 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın davalıların murisi tarafından 05.07.2011 tarihinde alındığı, sözleşmenin 10.12.2011 tarihinde yapıldığı, kredi ödeme tablosuna göre kredinin 01.07.2012 tarihinde çekildiği, kredinin dayanağının 04.07.2011 tarihli sözleşme olduğu, kredi sözleşmesinin davalılar murisi ile yapıldığı, inanç sözleşmenin ise taşınmazın devrinden sonra yapıldığı, sözleşmede taşınmazın ortak olarak alındığı belirtilse de davacının ilk başta bir bedel ödeyip ödemediğinin belli olmadığı, sözleşmede kredi borçlarının beraber ödeneceğinin belirtildiği, ödemenin de ispatlanamadığı, davacı ve davalıların murisi arasındaki sözleşmenin inançlı işlem niteliğinde olmadığı, yapıldığı iddia edilen ödemelerin tanık ile ispat edilemeyeceği, davacının, davalıların murisine yaptığı ödemeyi ispatlayamaması sebebi ile dava konusu taşınmazda bir hakkının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 28.05.2024 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 28.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "davacı ile davalıların murisi arasında yapılan ve tarafların imzasını taşıyan 10.12.2011 tarihli sözleşmenin inanç sözleşmesi olduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre sözleşmedeki imzanın davalılar murisine ait olduğu, sözleşme gereğince davalı tarafından çekilen kredi miktarının yarısına denk gelen miktarın davacı tarafından ödendiği de ekli ödeme belgelerinden anlaşıldığına göre Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle" hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacı ile davalıların murisi arasında yapılan ve tarafların imzasını taşıyan 10.12.2011 tarihli sözleşmenin inanç sözleşmesi olduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre sözleşmedeki imzanın davalılar murisine ait olduğu, sözleşme gereğince davalı tarafından çekilen kredi miktarının yarısına denk gelen miktarın davacı tarafından ödendiği de ekli ödeme belgelerinden anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ıslah dilekçesinde taşınmazın satış bedelinin yarısı olan 1.000.000,00 TL bedel için faiz istenmediğinden taleple bağlı kalınarak alacağa faiz işletilmemesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın dava dışı üçüncü bir kişiye devredildiği tarihteki değeri ile karar tarihine en yakın tarihteki değerine ilişkin hiçbir bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının, faize yönelik herhangi bir hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarla, somut olayda inançlı işlemin kurucu unsurlarının gerçekleşmediğini, ödeme belgeleri olduğu iddia edilen belgelerin müteveffanın imzasını, kaşesini veya el yazısını barındırmadığını, tanık beyanlarının kredi için yapılan ödemeyi ispat edemediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işlem sözleşmesine dayalı olarak dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin yarısının tahsili, terditli olarak davacı tarafça yapılan ödemelerin tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine, davacıdan onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2212, K. 2026/2624, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2212-e-2026-2624-k-0af290747e02