Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/129 E. 2026/1867 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/129
Karar No
2026/1867
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/349 E., 2025/1444 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/372 E., 2021/1152 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 20.07.1991 tarihinde yapılan genel kurulda alınan karar ile tasfiyesine karar verilen kooperatifin tasfiye aşamasına sokulmasına rağmen kooperatif yönetiminin değişmesinin akabinde kooperatifin tasfiye aşamasından kötü niyetli olarak çıkarıldığını, kooperatifin yaklaşık 30 senedir hiçbir gayesi kalmamasına rağmen elde edilen gelirler sebebiyle kooperatifin usulsüz olarak devam ettirildiğini, 1163 sayılı Kanununun 81. maddesi uyarınca ferdi mülkiyete geçilip yapıların ortaklar adına tescil edilmesiyle konut ve yapı kooperatiflerinin amacına ulaşmış sayılıp dağılacağının düzenlendiğini, TTK hükümlerine göre de kooperatifin ana sözleşmede gösterilen tüm işleri tamamlandığını ve ferdi mülkiyete geçilerek dükkânların ortaklar adına tescil edildiğinden bahisle amacının gerçekleşerek dağıldığını, davacının kooperatifin tasfiye olmaması sebebiyle yasal takibata uğramamak için hâlâ aidat ödemeye devam ettiğini, bu aidatların ise hangi amaçla toplandığı ve nerelere harcandığı bilgisinin verilmediğini, kanuni düzenlemeler gereği, yapı kooperatiflerinin denetlenmesi ile tasfiyesindeki görev ve yetkileri sebebiyle davanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na ihbar edilmesi gerektiğini belirterek ferdi mülkiyete geçen ve herhangi bir amacı ve işlevi kalmayan kooperatifin dağılmış olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;1991 yılında kooperatifin yönetim kurulu başkanı olan davacının kanunen intibak işlemlerini zamanında yerine getirmediği için kooperatifin münfesih duruma düştüğünü, kooperatif arsa tapusunun alınması ile yönetim kurulunca kooperatif arsasının ifraz ve parselasyon işleri ile proje tasdik ve ruhsat işlemlerini tamamlamasıyla 2002 yılından itibaren ortaklara şahsi tapularının verilmeye başlandığını, davalı kooperatife ait bazı taşınmazların dava dışı ... Sanayi Sitesi Eğitim Öğretim ve Kültür Hizmet Vakfı'na özgülendiğini, ilgili genel kurul kararının yapılan yargılama sonucu mutlak butlan gerekçe gösterilerek iptal edildiğini, iptal kararından sonra bazı ortakların vakfın iptali ve vakfa özgülenen malların iadesi için açılan davaların reddedilmesi üzerine 2020 yılı Mart ayında özgülenen bazı taşınmazların mülkiyetinin Vakıf adına tescil edildiğini, ayrıca davalı kooperatifin, vakfa özgülenen malların usulsüz tescil edildiği gerekçesi ile açılan davanın derdest olduğunu, taşınmazların vakfa özgülenmesine yönelik karar sebebiyle davalı kooperatifin beş ortağına dükkanlarını teslim edemediğini, bu ortaklardan dördü tarafından davalı kooperatif aleyhine açılan davaların da derdest olduğunu, diğer ortakla ilgili arabuluculuk sürecinde olunduğunu, ayrıca davacının seçtiği on kişi ile vakıf tadilini gerçekleştirerek tescil ettirdiğini, tescil kararının kaldırılması ve kayyım tayini için açılan davaların da derdest olduğunu, kooperatifin personel çalıştırdığını, genel kurullarda kooperatifin gelir ve giderlerinin her yıl düzenli olarak ortaklar tarafından incelendiğini, yönetim ve denetim kurullarının aklandığını, aidatların da genel kurulda üyeler tarafından tespit edildiğini, kooperatiflerin amacının ferdileşmeyi gerçekleştirmekle sınırlı olmadığını, kooperatifin tasfiyeye geçme aşamasında olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince, davalı kooperatifin ana sözleşmedeki tüm işlerini tamamladığı ve herhangi bir amaç ve işlevinin kalmadığından bahisle, Kooperatifler Kanununun 98. maddesi atfı ile TTK'nın 529. maddesi gereğince, dağılmış olduğunun tespitine karar verilmesini talep ettiği, oysa davalı kooperatif ana sözleşmesine göre, tüm ortaklara işyerlerinin devri kooperatifin kuruluş amacı olup dosyaya suretleri sunulan derdest tapu iptali ve tescil istemleri dikkate alındığında, tüm ortaklar yönünden bu amacın gerçekleşmediğinin tespit edildiği, davacı tarafça ileri sürülen iddianın sübut bulmadığı, bunun yanı sıra davalı kooperatifin davacısı ve davalısı bulunduğu derdest hukuk davalarının da bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece derdest davanın varlığı sebebiyle tasfiye yapılamayacağına dair kabulün Kooperatifler Kanunu 81/2 hükmüne aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı, eksik ve denetime elverişsiz olduğunu, bilirkişilerce tasfiyenin yanlış yorumlandığını, ferdi mülkiyete geçilmesine rağmen bazı ortaklara tapu devri yapılmadığı yönündeki gerekçenin somutlaştırmadığını, mahkemece kooperatifin kusurlu işlemlerinin ve müfettiş raporunun değerlendirilmediğini, kooperatif genel kurulunca alınan kanuna aykırı tasfiyeden dönme kararın mutlak butlan ile batıl olduğunu, önceki yargılamada tarafların ve taleplerin farklı olduğunu, kooperatifin amacına ulaştığına dair inceleme yapılmadığını, kooperatifin amacının gerçekleştiğini ve kooperatif tarafından yaratılan sorunların tasfiye engeli olarak ileri sürüldüğünü beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TTK’nın 529. maddesi gereğince davalı kooperatifin dağılmış olduğunun tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Fazla yatırılan harcın istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/129, K. 2026/1867, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-129-e-2026-1867-k-956127f3272e