Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/206 E. 2026/2083 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/206
Karar No
2026/2083
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/1 E., 2025/66 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen direnme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 5 11... parsel sayılı taşınmazın tamamı üzerinde, malik ... tarafından davacı lehine 22.09.2010 tarih ve 2294 yevmiye numarası ile 50 yıllığına intifa hakkı tesis edildiğini, davalıların intifa hakkı tesisinden itibaren davacının taşınmazı kullanmasına müsade etmediklerini iddia ederek 5 11... parsel sayılı taşımaza davalılar tarafından yapılan el atmanın önlenmesi, taşınmaz üzerindeki metruk binada işgalci konumunda oturan davalıların taşınmazdan tahliyesine, taşınmaz üzerindeki yapıların kâl'i ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden geriye doğru son 5 yıl için şimdilik 5.000,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile davalılardan müşterek müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, 22.03.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 1.075.558,33 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davanın görevli mahkemede açılmadığını, davacının intifa hakkı bedelini ödemediğini, davalıların taşınmazın olağan bakımını yapmakta olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın zamanaşımına uğradığını, davalının taşınmazda işgali olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeden sonra sözleşmenin geçersizliği üzerine karşılıklı davalar olduğunu, bu davalar nedeniyle davacının taşınmazı teslim almadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli kararı ile; dava konusu taşınmazın davalılar tarafından kullanıldığının tespit edildiği, taşınmaz üzerinde intifa hakkının kurulması ile mülkiyet hakkına konu olan mal üzerinde çıplak mülkiyet sahibinin yararlanma ve kullanma yetkisinin kalktığı bu nedenle intifa hakkı sahibi olan davacı Şirketin el atmanın önlenmesini isteme hakkının bulunduğu, ancak intifa hakkı kapsamında davacının taşınmaz üzerinde bulunan yapının kâl'ini talep etme yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile; kâl talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, el atmanın önlenmesi ve tahliye talebinin kabulü ile 5 11... parsel sayılı taşınmaza davalılar tarafından yapılan müdahalenin men'i ile tahliyelerine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 01.10.2024 tarihli ve 2023/3787 Esas, 2024/4181 Karar sayılı ilâmında; "....1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının kayden dava konusu 5 11... parsel sayılı taşınmazda intifa hakkı sahibi olduğu, kayıt maliki olan davalı ...'nin davalı ... ile birlikte taşınmazı haklı neden olmaksızın işgal ettikleri, davacının intifa hakkına bu şekilde müdahalede bulundukları kabul edilerek el atmanın önlenmesi davası yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalılar vekilinin ecrimisil davasına yönelik temyiz itirazlarına gelince, Somut olayda; dava konusu taşınmazın tapuda ''tarla'' vasfında olduğu, mahkemece ecrimisil bedelinin belirlenmesine yönelik alınan bilirkişi raporunda ''arsa'' vasfında değerlendirildiği göz önüne alındığında yukarıda belirtilen ilkelere göre taşınmazın niteliğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinden sonra, tarla vasfında kabul edilmesi durumunda zirai gelir metodu, arsa vasfında olduğunun kabul edilmesi durumunda ise benzer durumdaki emsaller araştırılarak tereddüte yol açmayacak şekilde ecrimisil hesaplanması gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 3. Davalıların kal davasına yönelik temyiz itirazların gelince, Somut olayda, davacının kâl talebinde bulunduğu, Mahkemece davacının kâl talebinin reddine karar verildiği anlaşılmakla davalılar lehine vekalet ücreti takdiri gerekirken bu konuda olumlu- olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına karşı özetle; "... 5 11... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki niteliğinin tarla olduğu, dosyaya ibraz edilen gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişi tarafından tanzim olunan 04.10.2021 havale tarihli raporda; davaya konu olan taşınmazın ... Belediyesi mücavir alan sınırlarında olup imar planı dahilinde kaldığı, dava dilekçesi eki ile sunulan imar durumları ile konu taşınmazın “Akaryakıt Bakım ve LPG İkmal İstasyonu” olarak ayrılan alanda kaldığı, yapılaşma şartlarının E: 0,70 ve Hmax: 7,50 m olduğu, taşınmazın Trabzon - ... - Rize çevre yoluna cepheli yolun kuzey kısmında ve yol ile sahil bandı arasında konumlandığı, ulaşım sorunu bulunmadığı, taşınmazın belediyenin yol, su, çöp ve temizlik gibi belediye hizmetlerinden yararlandığı, 1319 sayılı emlak vergisi kanunu ve 3194 sayılı İmar Kanunu gereği konu taşınmazın arsa vasfında olduğunun tespit edildiği, taşınmazın dava dilekçesine ekli ... Belediye Başkanlığı'nın 21.05.2018 tarihli yazı cevabına ekli krokiden taşınmazın 1/1000 ölçekli imar planı kapsamında kaldığından niteliğinin arsa olarak değerlendirilmesi gerektiği, kal istemine yönelik vekalet ücreti yönünden ise davalı ...'nun ... Noterliği'nin 05.01.2021 tarih ve 0024 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile Av. ... ...'i vekil olarak tayin ettiği, yine davalı ...'nun ... Noterliği'nin 29.12.2020 tarih ve 6179 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile ... ...'ı vekil olarak tayin ettiği, vekaletname kapsamında davalı ... vekili ... ...'ın ... Noterliği'nin 30.12.2020 tarih ve 6254 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile Av. ...'i davalı ... vekili olarak tayin ettiği, davalı ...'nun ... Noterliği'nin 23.11.2022 tarih ve 5389 yevmiye sayılı azilnamesi ile vekil olarak tayin ettiği Av. ... ...'i azlettiği, yine davalı ...'nun ... Noterliği'nin 26.12.2022 tarih ve 6178 yevmiye sayılı azilnamesi ile vekil olarak tayin ettiği Av. ... ... ve Av. ...'i azlettiği, mahkememizce dosyada 27.12.2022 tarihinde hüküm verildiği, davalıların hüküm tarihinden sonra ... Noterliği'nin 16.02.2023 tarih ve 0923 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile Av. ..., Av.... ve Av. ...'i vekil olarak tayin ettiği, mahkememizce verilen 27.12.2022 tarihli hüküm tarihinden önce davalı tarafın vekillerini azlettiğinden kal talebi yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği" gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Dava dilekçesinde davalıların metruk binada işgalci oldukları iddia edildiğinden taşınmazın tamamı yönünden davalılar aleyhine ecrimisil hükmedilmesinin doğru olmadığını, 2. El atmanın önlenmesi istemi yönünden taraflar arasında daha önce kesinleşen mahkeme kararı bulunduğundan yeniden el atmanın önlenmesini karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, 3. Ecrimisil hesaplamasının usule aykırı yapıldığını, 4. Taraflar arasında yapılan protokoller gereğince davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, davacı yararına aşırı yararlanma ve edimler arasında dengesizlik oluştuğunu, 5. Davacı Şirketin Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/237 Esas, 2013/224 Karar sayılı 30.04.2013 tarihli kararı ile eldeki davanın da konusu olan taşınmaza müvekkillerinin el atmasının önlenmesine ve ecrimisile hükmedilmesine rağmen davacının bu ilâmı icra takibine konu edip infazını sağlamadığını, bu nedenle zımnen muvafakat ettiğinin anlaşılması gerektiğini, 6. Kâl istemi yönünden davanın reddedilmesi nedeniyle davalılar yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu ücretin davayı kazanan taraf lehine yargılama gideri kapsamında olduğunu, 7. Direnme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek temiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava; el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. 2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. 6100 sayılı Kanun’un 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; 4. Dairenizin 01.10.2024 tarihli 2023/3787 Esas, 2024/4181 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazın tapuda ''tarla'' vasfında olduğu, mahkemece ecrimisil bedelinin belirlenmesine yönelik alınan bilirkişi raporunda ''arsa'' vasfında değerlendirildiği, taşınmazın niteliğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinden sonra, tarla vasfında kabul edilmesi durumunda zirai gelir metodu, arsa vasfında olduğunun kabul edilmesi durumunda ise benzer durumdaki emsaller araştırılarak tereddüte yol açmayacak şekilde ecrimisil hesaplanması gerektiği yönünden bozma yapılmış ise de taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kaldığı tarımsal arazi vasfından arsa vasfına dönüştüğünden buna yönelik bozma doğru değildir. 5. Diğer yandan İlk Derece Mahkemesince 27.12.2022 tarihli karar ile davacının kâl talebi reddedildiğinden davalılar yararına vekâlet ücretini hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bozma hükmü kurulmuş ise de davalı ...'nun ... Noterliğinin 23.11.2022 tarih ve 5389 yevmiye numaralı azilnamesi ile vekil olarak tayin ettiği Avukat ... ...'i azlettiği, davalı ...'nun ise ... Noterliğinin 26.12.2022 tarih ve 6178 yevmiye numaralı azilnamesi ile vekil olarak tayin ettiği Avukat ... ... ve Avukat ...'i azlettiği, karar tarihinde davalıların vekil ile temsil edilmediği anlaşılmıştır. Kâl talebi yönünden davalılar yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmüştür. Bu durumda Dairemizin her iki bozma sebebi yersiz olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının onanması gerekmiştir. 6. Temyizen incelenen Mahkeme kararı tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 ve 373/5 hükümleri uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/206, K. 2026/2083, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-206-e-2026-2083-k-ecd1cc1e28ca