Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1832 E. 2026/2599 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1832
Karar No
2026/2599
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2087 E., 2026/217 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/97 E., 2023/186 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin dava konusu 2 04... parsel sayılı taşınmazda el birliği mülkiyeti ile malik olduğunu, davalının taşınmaza el attığını ileri sürerek el atmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların yıkım talebi hakkında feragat nedeniyle davanın reddine, el atmanın önlenmesi talebi hakkında davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava değerinin hüküm tarihi olan 2023 yılı itibariyle HMK'nın 341/(2). maddesinde yazılı kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığı, bu miktara göre davalının istinaf talebinin kesin karara yönelik olduğu, İlk Derece Mahkemesince istinaf başvurusunun kesin karara karşı yapılması nedeniyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekirken bu yönde bir karar verilmediği, istinaf başvurusunun istinaf kesinlik sınırının altında kalmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesin karara ilişkin olması sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın 5.000,00 TL üzerinden açılmış ise de dava değerinin 35.067,63 TL olarak hesaplandığını, davacı her ne kadar kal taleplerinden feragat etmiş ve dava değeri yalnızca tecavüzlü alan bedeli olan 4.501,80 TL üzerinden devam etmişse de dosya içerisinde mevcut harç tamamlama makbuzu ile de sabit olduğu üzere davacı tarafça dava değerinin 35.067,63 TL olarak gösterildiğini, dava değerinin istinaf sınırının üzerinde olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Miktar veya değeri istinaf kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 344. maddesi uyarınca istinaf edilemez. İstinafa konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 352/1-(b) bendi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 3. 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir. 4. 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un Ek 1/2 hükmünde yer alan “hükmün verildiği” ibaresi “davanın açıldığı” şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanun'un Resmî Gazete’de yayım tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6100 sayılı Kanun'un “Zaman bakımından uygulanma” kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmü gereğince, parasal sınırlara ilişkin yapılan bu değişikliğin, kanunun yürürlük tarihinden itibaren uygulanacağı, tamamlanmış işlere ise uygulanma imkânının bulunmadığı kuşkusuzdur. 5. Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın 18.04.2023 tarihinde verildiği ve bu tarih itibarıyla usul işlemlerinin tamamlanarak, verildiği an itibarıyla kararın kesinleştiği, 7550 sayılı Kanun'la getirilen davanın açıldığı tarihteki parasal sınırların uygulanacağına ilişkin düzenlemenin ise 04.06.2025 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, yeni düzenlemenin eldeki davaya uygulanma imkânının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırının belirlenmesi gerekir. Davalı aleyhine hükmedilen 4.501,80 TL'nin, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 2023 yılı itibariyle istinaf kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığından Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun miktar itibariyle usulden reddine dair verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. 6. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun miktar itibarıyla usulden reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı, usul ve yasaya uygun olduğundan hükmün onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/1832, K. 2026/2599, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-1832-e-2026-2599-k-ab52b4ccbf94