Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1730 E. 2026/1738 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1730
Karar No
2026/1738
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/142 E., 2025/681 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/251 E., 2023/308 K.

Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı adına kayıtlı olan 1 53... parsel, 1 69... ve 1 54... parsellerin davacının dedesinden intikal ettiğini, kök muris tarafından mirasçıları adına taksim edilen taşınmazların tümünün bütünlük oluşturduğunu, fakat ... tarafından 1 69... parselin 30.100,00 TL, 1 54... parselin ise 1.800,00 TL' ye davalıya satıldığını, satılan taşınmazların davacının maliki olduğu 1 53... parsele sınırdaş olduğunu ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 5403 sayılı Kanun kapsamına göre ön alım hakkı uyarınca davaya konu taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 5403 sayılı Kanun'daki ön alım hakkına esas Kanun maddesinin yürürlükten kaldırıldığını, aile malı ortaklığının 4721 sayılı Kanun'un 373. madde kapsamında kurulabileceğini, ancak böyle bir sözleşmenin resmî şekilde yapılması ve tüm ortakların imzasını taşıması gerektiğini, davaya konu taşınmazlar yönünden ise böyle bir sözleşmenin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "5403 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik sonrası sınırdaşlığın ön alım hakkı vermediği, şekil şartlarına uygun bir aile malları ortaklığı sözleşmesinin de dosyaya sunulmadığı gerekçeleriyle" davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu 1 54... parsel ile 1 69... parsel sayılı taşınmazların 02.12.2020 tarihinde davalı tarafından satış suretiyle edinildiği, satışın yapıldığı tarihte 5403 sayılı Kanun'un 8/İ maddesinin ikinci fıkrası hükmü 4 Kasım 2020 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı, bu tarihten sonra sınırdaş tarımsal arazi maliklerinin ön alım hakkını kullanma haklarının bulunmadığı, Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN EK KARARI Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2026 tarihli kararı ile, kesin kararın temyizine yönelik olan temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili ek kararın temyizi dilekçesinde; Mahkemelerce miras şirketinin varlığı, taşınmazların kadastro öncesi kullanım şekilleri araştırılmadan, keşif yapılmadan usulden reddinin hatalı olduğunu, sadece sınırdaş parselden dolayı önalım hakkının kullanılmadığını, aynı zamanda aile malları ortaklığı kapsamında ön alımın kullanıldığını, 3. şahısların aile bütünlüğünü bozacak olması ön alım davasına gerekçe yapıldığını, miras ortaklığı ve elbirliği mülkiyetten kaynaklı ön alım hakkının gözardı edildiğini, taşınmazın miras ortaklığına bağlı bir taşınmaz olduğunu, kararın kesin olmadığını belirterek ek kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunun'dan kaynaklı ön alım hakkında dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4721 sayılı Kanun'un “Kullanılması” kenar başlıklı 734. maddesinin ikinci fıkrası“Dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir. Ön alım hakkı sahibi, belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini nemalandırmak üzere hâkim tarafından belirlenen yere verilecek kesin süre içinde nakden yatırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, verilen kesin süre içinde yerine getirilmezse ön alım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilemez. Yatırılan bedel, hükmün kesinleşmesi üzerine nemalarıyla birlikte ilgilisine ödenir.” şeklinde değiştirilmiştir. Bununla birlikte; 7571 sayılı Kanun ile 4721 sayılı Kanun'a eklenen geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında, 4721 sayılı Kanun'un 34. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda da uygulanacağı belirtilmiştir. Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Bölge Adliye Mahkemesince 09.01.2026 tarihli ek kararı ile, harçlandırılan dava değeri dikkate alınarak kararın ''kesin'' olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de, yukarıda belirtilen Kanun değişikliği uyarınca dava değerinin bu aşamada belirli olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2026 tarihteki ek karar kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 09.01.2026 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/1730, K. 2026/1738, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-1730-e-2026-1738-k-6532c56c103c