Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5967 E. 2026/1506 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5967
Karar No
2026/1506
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/721 E., 2025/1137 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Siverek 2. Asliye Hukuk Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 27.03.2025 SAYISI : 2023/917 E., 2025/21 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının paydaş olduğu 1 05... parsel sayılı taşınmazda dava dışı pay malikinin yaptığı satış ile paydaş hâle gelen davalıya karşı yasal ön alım hakkı bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazda davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazı ihaleye katılarak satın aldığını, fiili taksim bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davanın kötüniyetle açıldığını, satış tarihi ile dava tarihi arasında uzunca bir süre geçmiş olup yüksek enflasyon nedeni ile taşınmazın fiyatında ciddi artışlar meydana geldiğini, ön alım bedelinin yeniden tespiti gerektiğini belirterek davanın davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yasal ön alım hakkı nedeniyle tapu iptal tescil şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazda davalı ... adına kayıtlı 6189387/28825304 hisseye ilişkin tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, depo edilen ön alım bedeli 251.940,00 TL miktarın varsa nemaları ile birlikte kararın kesinleşmesi ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2025 tarihli ek kararı ile gerekçeli kararın 4. bendinde bakiye karar ve ilâm harcının davalı tarafa yükletilmesi gerekirken sehven davacı taraftan tahsili ile Hazineye irat kaydına dair karar verildiği; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305. maddesi gereği hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa tavzih ile bu hususlarda düzeltme yapılabileceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği, bu nedenle somut olayda tavzih yolu ile düzeltme yapılamayacağı; yine 6100 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereği de tashih ile ancak hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer açık hatalar düzeltilebilecek olup, taraflara yüklenen hak ve borçlarda değişiklik yapılamayacağı gibi yukarıda atıf yapılan emsal içtihat doğrultusunda, tashih ile de düzeltme yapılamayacağından "davacı vekilinin talebinin REDDİNE" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili; 27.03.2025 tarihli ek kararına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, hükümde çelişkili fıkralar oluştuğundan tavzihine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde HMK m.305 hükmüne aykırı olacak şekilde tavzih isteminin reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi ek kararının kaldırılmasına, Siverek 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.01.2025 tarihli ve 2023/917 Esas, 2025/21 Karar sayılı kararının 4 numaralı "Karar tarihi itibari ile alınması gerekli 17.210,02 TL karar ve ilâm harcından davacı tarafından yatırılan (4.218,35 TL peşin harç ve 100,00 TL tamamlama harcı olmak üzere) toplam 4.318,35 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 12.891,67 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına" şeklindeki hükmünün "Karar tarihi itibari ile alınması gerekli 17.210,02 TL karar ve ilâm harcından davacı tarafından yatırılan (4.218,35 TL peşin harç ve 100,00 TL tamamlama harcı olmak üzere) toplam 4.318,35 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 12.891,67 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına" şeklinde tavzihine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının satışı wep tapudan öğrendiğini beyan ettiğini, wep tapunun log kayıtlarının araştırılarak ne zaman öğrendiğinin tespit edilmesi gerektiğini, taşınmazın değeri arttıktan sonra ön alım hakkının kötüniyetle kullanıldığını, taşınmazın değerinin yeniden tespit edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7571 sayılı Kanun) 36. maddesi ile değişik 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK'nin) "Kullanılması" kenar başlıklı 734. maddesinin ikinci fıkrası söyledir: "Dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir. Ön alım hakkı sahibi, belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini nemalandırmak üzere hâkim tarafından belirlenen yere verilen kesin süre içinde nakden yatırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, verilen kesin süre içinde yerine getirilmezse ön alım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilemez. Yatırılan bedel, hükmün kesinleşmesi üzerine nemalarıyla birlikte ilgilisine ödenir." 7571 sayılı Kanun ile TMK'ye eklenen geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası ise şöyledir: "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 4721 sayılı Kanunun 734. maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar hakkında da uygulanır." 7571 sayılı Kanun ile TMK'nin 734. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle ön alım bedelinin, ön alım hakkına konu payın hâkim tarafından belirlenecek rayiç bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerinden ibaret olduğu hüküm altına alınmış ve ön alım hakkı sahibine bu bedelin nemalandırılmak üzere hâkim tarafından belirlenen yere verilen kesin süre içinde nakden yatırılması yükümlülüğü getirilmiştir. Bununla birlikte; 7571 sayılı Kanun ile TMK'ye eklenen geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında, TMK'nin 734. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan bu değişikliğin, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda da uygulanacağı öngörülmüştür. Kanun koyucu anılan değişiklikte, ön alım davalarında ön alım hakkına konu payın rayiç değerinin hangi tarih esas alınarak belirleneceği hususunda bir düzenlemeye yer vermemiş, bu tarihin belirlenmesini uygulamaya bırakmıştır.

TMK'nin "Hukukun uygulanması ve kaynakları" kenar başlıklı 1. maddesinde, kanunun sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanacağı, kanunda uygulanabilir bir hüküm bulunmaması hâlinde, hâkimin örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vereceği ve hâkimin karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanacağı; "Hâkimin takdir yetkisi" kenar başlıklı 4. maddesinde ise, kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vermesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Buna göre; 7571 sayılı Kanun ile değişik 734/2. maddesi uyarınca ön alım davalarında ön alım hakkına konu payın rayiç değerinin belirleneceği tarihin tespitinde esas alınması gereken temel düzenleme olan Anayasanın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesine göre; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." Anayasa'nın 35. maddesiyle, bireyin mülkiyet hakkının korunması konusunda devlete atfedilebilen müdahalelere yönelik sınırlamalar getirilmiştir. Bununla birlikte; anılan maddenin, lafzında açık bir biçimde düzenlenmemiş ise de, bireyin mülkiyet hakkına üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı korumasız bırakılmaması için devlete birtakım pozitif yükümlülükler de yüklediği kabul edilmektedir. Pozitif yükümlülüklerin ortaya çıkmasının nedeni, mülkiyet hakkına gerçek anlamda koruma sağlama amacıdır. Özel kişilerin mülkiyet haklarının çatıştığı durumlarda, her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir sonuca da yol açmaması gerekir. Olayın bütün koşulları ve taraflara tanınan tüm imkânlar ile tarafların tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak menfaatlerin adil bir şekilde dengelenmesi sağlanmalıdır. Bu kapsamda, ön alım davalarında ön alım bedeli belirlenirken ön alım hakkı sahibi davacının edimi ile ön alım yükümlüsü davalının edimi arasındaki adil denge kurulmalı ve bu denge kurulurken ön alım hakkı sahibi davacıyı amaç dışında zenginleştirecek, ön alım yükümlüsü davalıyı ise fakirleştirecek yorum ve sonuçlardan kaçınılarak mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlük gerçekleştirmelidir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetildiğinde; 7571 sayılı Kanun ile değişik TMK'nin 734/2. maddesinde bir düzenleme yer almadığından, ön alım hakkına konu payın rayiç değerinin belirlenmesinde, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılacak davalar bakımından dava tarihinin, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve bu tarihte derdest davalar bakımından ise değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihin esas alınması kanunun amacına ve hukukun genel prensiplerine uygun olacaktır. Aksine bir uygulama, bir taraf lehine diğer taraf aleyhine hak dengesini zedeleyen ve ön alım hakkının asıl amacıyla çelişir adil olmayan sonuçlar doğuracaktır. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Bölge Adliye Mahkemesince, 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile TMK'nin 734/2. maddesinde yapılan değişiklikten önce yürürlükte bulunan kanun hükümleri uyarınca ön alım bedeli olarak tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu masrafları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmişse de, anılan değişiklikten önce açılan temyize konu davada, değişiklik doğrultusunda ön alım hakkı sahibi davacının bedele ilişkin yükümlülüğünün ön alım hakkına konu payın değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihteki rayiç değeri ile resmî senette alıcıya düşen tapu giderleri olduğu sonucuna varıldığından; ön alım hakkına konu payın rayiç değerinin, tarafların bu konudaki delilleri toplanarak, mahallinde yapılacak keşif ve taşınmazın vasfına uygun bilirkişi heyeti marifetiyle 25.12.2025 tarihi itibariyle tespit edilmesi, bu şekilde belirlenecek ön alım bedelinin daha önce depo edilen ve nemalandırılan bedelden fazla olması hâlinde daha önce depo edilen ve nemalandırılan toplam bedel, ön alım bedelinden mahsup edilerek bakiye bedelin nemalandırılmak üzere aynı hesaba depo ettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. VI KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/5967, K. 2026/1506, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-5967-e-2026-1506-k-1a9093510303