Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/541 E. 2025/4471 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/541
- Karar No
- 2025/4471
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2129 E., 2024/1933 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/289 E., 2022/323 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 43 09... parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, 1/2 paya sahip olan davalının bu payı 02.07.2019 tarihinde 2.500.000,00 TL karşılığında satın aldığını fakat davacıya ön alım bildiriminin yapılmadığını, ön alım hakkının kullanılmasının engellenmesi için bedelin yüksek gösterildiğini beyanla ön alım sebebine dayanarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının satışın her aşamasından haberdar olduğunu, ayrıca dava konusu taşınmazda fiili taksim söz konusu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; taşınmazda fiili taksim bulunmadığı, bedelde muvazaa iddiasının ispat edilemediği ve ön alım bedelinin depo edildiği gerekçeleri ile davanın kabulüne karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Davacı taraf, bedelde muvazaa iddiasını ileri sürmesine rağmen Mahkemece bu konuda yeterli araştırma yapılmadığını, 2.Davacı tarafın satıştan haberdar olduğunu, bu hususun tanık beyanları ile ispatlandığını, bu nedenle davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, 3.Taşınmazda fiili taksim bulunduğunu, bilirkişi raporunda her ne kadar fiili taksim bulunmadığı belirtilmiş ise de, raporda taşınmazın bir kısmının otla kaplı olduğu, bir kısmının armut bahçesi olduğu, bir kısmında ise çakıl serilmiş olduğunun tespit edildiğini, davalının çakıl dökülü alanı satın aldığını, 4.Davacı tarafça 13.12.2021 tarihli dilekçe ekinde sunulan kira sözleşmesi ile davacının taşınmazın bir kısmını kiraya verdiğini, bu hususun fiili taksimi ispatladığını, 5.Bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden karar verilmesi gerektiğini, 6.Mahkemenin 30.06.2022 tarihli karar duruşmasına mazeret bildirmiş olmalarına rağmen Mahkemece yokluklarında duruşma yapılarak karar verildiğini, savunma hakkının kısıtlandığını beyanla hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ön alım hakkına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde adil yargılanma hakkı ayrıntılı yer almış olup, gerek Anayasa gerekse AİHS düzenlemelerine koşut olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde de hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesi; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz" hükmünü içermektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; a) "Hukuki dinlenilme hakkı" kenar başlıklı 27. maddesi: "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir." b)"Tarafların duruşmaya daveti" kenar başlıklı 147. maddesi; "(1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. (2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir." c)"Sözlü yargılama" kenar başlıklı 186. maddesi; "- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/20 md.) Şu kadar ki, 150. madde hükmü saklıdır." d)"Yargılama giderlerine hükmedilmesi" kenar başlıklı 332 inci maddesinin birinci fıkrası ise; "(1) Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir" şeklinde düzenlenmiştir. Bilindiği üzere; 6100 sayılı Kanun'un 147. maddesi ile ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların sadece tahkikat aşaması için değil sözlü yargılama aşaması için de duruşmaya davet edileceği, tahkikatın sona erdiği duruşmada kural olarak sözlü yargılamaya geçileceği, ancak hukukî dinlenilme hakkının zedelenmemesi için sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde usulüne uygun ihtarat yapılmış olması koşuluyla ayrıca taraflara davetiye gönderilmeyeceği, tarafların sözlü yargılama için belirlenen duruşmaya gelmemesi hâlinde yokluklarında hüküm verileceği hususlarının davetiyede ihtar edileceği hususu belirtilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.10.2022 tarihli ve 2020/1-333 Esas, 2022/1342 Karar sayılı kararı) Görüldüğü gibi Kanun koyucu 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde yer alan hukukî dinlenilme hakkının zedelenemeyeceğini özellikle vurgulamış ve bu yönde düzenlemeler yapmıştır. Buna göre; tarafların sözlü yargılama aşamasına geçildiğinde yokluklarında karar verilebileceği hususunda haberdar edilmeleri zorunludur. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve açıklanan ilkeler dosya içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde; davalı vekilinin 30.06.2022 tarihli celsede değerlendirilmek üzere mazeret dilekçesi sunduğu ve duruşmada hazır bulunmadığı, Mahkemece davanın geldiği aşama dikkate alınarak davalı vekilinin mazeret talebinin reddine karar verildiği ve yargılamaya devam edilerek aynı celsede tahkikat sona erdirilip sözlü yargılamaya geçilerek karar verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla; Mahkemece davalı vekilinin haklı mazeretinin reddine karar verilip aynı celsede karar verilmesi, 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırı olup bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.