Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4080 E. 2025/4266 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4080
Karar No
2025/4266
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/152 E., 2024/246 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar dâhili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın dava konusu 2168 (yeni 1 18... parsel) ve 2181 (yeni 1 18... parsel) sayılı taşınmazları bir kısım davalıların miras bırakanı ...'den 01.03.1978 tarihli köy senedi ile 2185 (yeni 1 18... parsel) sayılı taşınmazı bir kısım davalıların mirasbırakanı ...'dan 25.04.1973 tarihli köy senedi ile diğer müvekkili ...'in ise dava konusu 2093 (yeni 1 17... parsel) sayılı taşınmazı bir kısım davalıların mirasbırakanı ...'den 13.10.1995 tarihli köy senedi ile haricen satın aldığını, satış tarihlerinden itibaren taşınmazların müvekkillerinin zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazlarda davalılara ait tapu kayıtlarının iptali ile 2168, 21 81... parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına, 2093 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tapuya tapuya kayıt tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... ve ... yargılama aşamasındaki beyanlarında; dedeleri ...'nın sağlığında taşınmazları sattığını, herhangi bir hak taleplerinin olmadığını belirtmişlerdir. 2. Bir kısım davalılar yargılama aşamasındaki beyanlarında; davanın reddini savunmuşlardır. 3. Dâhili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların bir kısmını müvekkilinin ... mirasçısı ...'den tapuya güven ilkesine dayalı olarak satın alındığını, dava konusu taşınmazların müvekkiline satışı hakkında davacılar tarafından ileri sürülen muvazaa iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin davalılarla akrabalığının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece Dairemizin 23.05.2022 tarihli bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; 11.07.2023 tarihli ve 2022/288 Esas, 2023/223 Karar sayılı kararı ile "... tapuya kayıtlı olmayan ve haricen satın alınan dava konusu taşınmazlarda davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme şartlarının gerçekleştiği..." gerekçesiyle "...davanın kabulüne, 1 17... parsel sayılı taşınmazın ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 1 18... parsel, 1 18... parsel sayılı taşınmazın ... adına olan tapu kaydının iptali ve 1 18... parsel sayılı taşınmazın Seyit Çakıcı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline..." karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararının süresi içinde davalı ... vekili ve dâhili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.01.2024 tarihli ve 2023/5644 Esas, 2024/422 Karar sayılı kararı ile "...dava konusu 1 17... parsel, 1 18... parsel ve 1 18... parsel sayılı taşınmazlar davalı ... adına kayıtlı iken 29.01.2015 tarihinde ...’a satıldığı, bunun üzerine taraf teşkilinin sağlanması için temyiz merciine mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, davacılar vekili, ...’ın davaya dâhil edilmesi için dilekçe sunarak davanın bu taşınmazlar yönünden ...’a yöneltildiği, bu durumda yargılamanın ... yönünden yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece ... yönünden davanın kabulü ile tapu iptali ve tescil kararı verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda karar başlığında yer alan 11.06.2024 tarihli ve 2024/152 Esas, 2025/246 Karar sayılı karar ile "... davacıların dava konusu taşınmazları köy senetleri ile satın aldıktan sonra yaklaşık 40 yıl aralıksız arpa, buğday ekerek kullandıklarının anlaşıldığı, tapuya kayıtlı olmayan ve haricen satın alınan dava konusu taşınmazlarda davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme şartlarının gerçekleştiği..." gerekçesiyle "...davanın kabulüne..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Dâhili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde cevap dilekçesindeki nedenleri tekrarla; 1. Müvekkilin usul ve hukuka uygun bir şekilde devralmış olduğu taşınmazlar üzerinde davacıların hak iddiasında bulunmasının kötüniyetli olduğunu, 2. Bozma ilâmını içeren tebligatın müvekkiline tebliğ edildiği tarihe kadar maliki bulunduğu taşınmazların dava konusu edildiğinden haberinin olmadığını, müvekkilinin ileri sürdüğü iddia ve vakıaların Mahkemece dikkate alınmadığını ve gerekçeli kararda bu hususlara yer verilmediğini, 3. Mahkeme tarafından sadece şeklen müvekkilinin davaya dâhil edilmesine karar verildiğini, müvekkilin bildirdiği tanıkların dinlenmediğini, 4. Müvekkilinin dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek devraldığını, müvekkilinin dayandığı resmî kayıt ve belgelerin dosyada yer almadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1.Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkemede, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını, ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, .../ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472).Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yeralan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasanın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. (mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388.) maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinin (1086 sayılı Kanun'un 73. m) 2. bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi hükmü uyarınca; "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” Tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyiniyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. 3. Öte yandan, kayıt malikinin iyiniyetli olup olmadığının tespitinde 4721 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki karine ve bu konudaki 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen gerekçeden de yararlanılması gerekir. Şahsi hak sahibi üçüncü kişi ayni hak sahibi malike karşı kötüniyet iddiasını kanıtlarsa alacağın temliki işleminin onun tarafından bilindiği tapuda mülkiyet devrinin sözleşmeden doğan hakkının bertaraf edilmesi amacıyla ve kötüniyetle yapıldığı kabul edilir. Kötüniyet iddiası anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi Mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. 4. Somut olayda; dava konusu 1 17... parsel, 1 18... parsel ile 1 18... parsel sayılı taşınmazlarla ilgili yargılama sırasında bunları kayden edinen davalı ... hakkında açılan davanın Mahkemece kabul edilmesine karşın, hükmün gerekçesinde davanın kabulüne ilişkin sonuca nasıl varıldığı konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığı gibi, dâhili davalının kazanımında iyiniyetli olup olmadığı hususunda da Mahkemece yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme imkânı yoktur. Dâhili davalı ...'un taşınmazları edinmesinde 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesinde yer alan tapu siciline güven ilkesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağının 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında yer verilen ilkelere göre araştırılarak oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca, mahkeme kararında hukuki denetime elverişli bir gerekçe bulunmadığından usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün bozulması gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (V.B.1-2-3 ve 4.) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle dâhili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin yatırılan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/III-1. bendi gereği karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4080, K. 2025/4266, T. 13.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4080-e-2025-4266-k-13aee85172b5