Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4865 E. 2026/2862 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4865
- Karar No
- 2026/2862
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1730 E., 2025/894 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/76 E., 2022/247 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25 00... parsel sayılı taşınmazda müvekkili ile davalıların payının bulunduğunu, müvekkilinin bu taşınmazı üzerinde D:1, D:2, D:3, D:4 şeklinde dört adet bağımsız bölümden oluşan bina ile birlikte 09.05.2013 tarihinde satın aldığını, davalılardan ...nin 2019 yılında, ...'nin ise 2020 yılında açmış olduğu dava neticesinde müvekkile ait 1/6 payının davalılar adına tescil edildiğini, dava konusu edilen evlerin 4/6 payı müvekkile ait iken kalan payların eşit bir şekilde davalılara ait olduğunu, müvekkilin gerek tek başına malik olduğu gerekse davalılar ile birlikte malik olduğu dönemde dairlerin davalılar tarafından üçüncü kişilere kiraya verilerek haksız bir şekilde gelir elde edildiğini, davalıların elde ettiği gelirlerden dava tarihine kadar müvekkiline herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek, 25.02.2016 tarihinden dava tarihine kadar olan 5 yıllık dönem için müvekkilin hissesi oranında hak etmiş olduğu ecrimisil alacağına karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nın işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2021/76 Esas, 2022/247 Karar sayılı kararı ile "...ecrimisilin diğer bir deyişle işgal tazminatının, hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olmaka 08.03.1950 tarihli, 22/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin kiraya benzetilemeyeceği, haksız bir eylem sayılması gerektiği, bir zarar meydana gelirse bunun tazmin ettirileceği ile e, en azı kira geliri karşılığı zarar olduğu, bu durumda davalının haksız işgali nedeni ile davacı yönünden ecrimisil isteme koşulların oluştuğu, davacının hissedar olduğu dava konusu taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığının ve kiraya verildiğinin anlaşıldığı, davacıların taşınmazı muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası sonucu kazandıkları ve davacının iptal edilen hisselerinin kazanım tarihinde muvazaalı olduğunun anlaşıldığı, usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen ve hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporunda belirlenen toplam 134.837,48 TL üzerinden mahkemece re'sen hesaplanan ve davacı hissesine düşen 89.891,65 TL ecrimisil tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği...." gerekçesiyle "...davanın kısmen kabulü ile 89.891,65 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine ..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2025 tarihli ve 2024/1730 Esas, 2025/894 Karar sayılı kararı ile "...somut olayda, davacı tarafça paydaşlar hakkında ecrimisil istemli dava açıldığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın davalıların murislerinden kaldığı ancak murisin sağlığında muvazaalı olarak taşınmazı davacıya devrettiği iddiasıyla davalılardan Medine tarafından Gaziantep 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/429 Esas sayılı dosyasında muris muvazaasından dolayı tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davanın kabul ile sonuçlanarak 15.09.2020 tarihinde kesinleştiği; yine davalılardan ... tarafından Gaziantep 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/79 Esas sayılı dosyasında muris muvazaasından dolayı tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davanın kabul ile sonuçlanarak 29.05.2019 tarihinde kesinleştiği...davacısı hakkında açılan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davaları, şartlarının var olması hâlinde tescil davasının davacılara (dosyamız davalılarına) geriye dönük ecrimisil isteme hakkı verdiği...eldeki davanın davacısının, muris muvazasına dayalı tapu iptali ve tescil davalarının kesinleşmesine kadarki dönem için de sadece kendi üzerinde kalan hisse oranında davalılardan ecrimisil isteme hakkını haiz olacağı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarından dava konusu taşınmazda davalıların kira geliri elde ettiklerinin anlaşıldığı, bu durumda davalıların, kendi paylarını aşar şekilde gelir elde ettikleri, davacının kira geliri elde etmesinin önüne geçtikleri, kira geliri elde edilen yerlere dair intifadan men koşulu aranmayacağı, ilk derece mahkemesi tarafından davalının taşınmazdaki hisse payı olarak görülmekte olan 4/6 oranı üzerinden verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu...." gerekçesiyle "...istinaf başvurusunun esastan reddine...." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile çatı katının hiç kiraya verilmediğini ve tanık beyanlarında da bu durumun beyan edildiğini, çatı katının ecrimisil hesabına dahil edildiğini, ikinci katın da son iki yıldır kiraya verilmediğinin tanıklarca beyan edilmesine karşın bu kat yönünden beş yıllık hesaplama yapıldığını, davacının tanık olarak dinlettiği ...'in müvekkillerinin diğer eniştesi olduğunu ve müvekkilleriyle arasında husumet bulunduğunu, bu hususunun yanı sıra tanık ...'in müvekkillerinin kira aldığına yönelik bizzat görgüsünün bulunmadığını, intifadan men koşulunun aranması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, paydaşlar arasındaki ecrimisil istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, "iyiniyetli olmayan zilyet bakımından” kenar başlıklı 995. maddesi hükmüne göre; “malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” 2. 4721 sayılı Kanun'un, “mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683/2 hükmüne göre; “malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”
3. 4721 sayılı Kanun'un 693. maddesinde ise "paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Uyuşmazlık hâlinde yararlanma ve kullanma şeklini hâkim belirler. Bu belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibarıyla paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de olabilir. Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir." düzenlemeleri yer almaktadır. 4. Paylı mülkiyete konu bir taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. 5. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış birtakım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması hâlleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali hâlinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilâmı) Somut olayda; 07.02.2022 tarihli keşifte taşınmaz başında dinlenen davacı tanığı ... Kanuşağı'nın, davaya konu binanın hayatta olduğu dönemde kayın pederi tarafından kullanıldığını ancak tapudaki malikinin davacı ... olduğunu, kayın pederi öldükten sonra davalıların binada oturmaya devam ettiklerini, 2-3 ay kadar sonra buradan çıkarak yakın ev kiralayarak davaya konu yerin kiraya verdildiğini, en üst katta yer alan teras katının hiç kiraya verilmediğini, diğerlerinin kiralandığını beyan etmiş; davacı tanıklarından ... Boyraz ise kendisinin tarafların hissedar oldukları taşınmazda bulunan binanın 1. katı, 2 numaralı kısmında yaklaşık 5 yıldır oturduğunu, bu daireyi davalı ...'nun kiraya verdiğini, taşınmaza içinde bulunulan yıl için 600,00 TL, önceki yıl için 500,00 TL kira ödediğini, kirayı davalı ...'ye ödediğini, davalı ...'nin daha önceleri Medine ile birlikte geldiklerini, son zamanlarda ise sadece ...'nin geldiğini, üstündeki dairenin 2 senedir kiraya verildiğini, kendisinin buarayı kiraya verilirken aracı olduğunu, 2 sene öncesine kadar bu dairenin boş durduğunu, giriş kattaki dairenin ise binaya taşındığında dolu olduğunu, 2-3 ay süreyle boş kaldığını, buraya kiracı bulunmasını kendisinden ...'nin istediğini ve bu yerin kirasının bu yıl 600,00 TL, üst katın kirasının bu yıl 900,00 TL olarak belirlendiğini, en üstteki çatı katındaki odanın hiçbir zaman kiraya verilmediğini belirttiği anlaşılmaktadır. 03.03.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; parsel üzerinde bulunan dava konusu binada 4 adet mesken nitelikli dairenin bulunduğu, res'en yapılan araştırmada 25.02.2021 dava tarihinden 5 yıl önceki tarih olan 25.02.2016 tarihinde, zemin katta bulunan daire için 350,00 TL/ay kira bedeli, 1. ve 2. katta bulunan dairelerin her biri için 500,00 TL/ay kira bedeli, teras katta bulunan daire için ise 250,00 TL/ay kira bedelinin olabileceği, 25.02.2016 tarihi itibariyle davaya konu 4 katlı binanın aylık kira bedelinin toplamda 1.600,00 TL/Ay olarak tespit edilmiş, dava tarihine kadar olan yıllık dönem için her yıl ilgili tarihteki ÜFE oranları nispetinde arttırılarak hesaplanan 20 16... . yıl için 19.200,00 TL, 2. yıl için 22.149,00 TL, 3. yıl için 25.187,00 TL, 32.639,00 TL, 5. yıl için 35.661,00 TL olmak üzere toplam 134.836,00 TL ecrimisil bedeli hesaplanmıştır. Mahkemece bu bedel üzerinden davalıların muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası sonucu adlarına tescil edilen (her bir davalının 1/6 payı yönünden) toplam 2/6 pay karşılığı ecrimisil bedelinin mahsubu ile 89.891,65 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Mahkemece davalıların açtığı muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası sonucu muristen intikalen davalılar adına tescil edilen toplam 2/6 payın mahsubu ile taşınmazda hâlen 4/6 pay sahibi olan davacı lehine bu oranda ecrimisile hükmedilmesi doğru ise de; ecrimisil hesabının eksik incelemeye dayalı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu bağımsız bölümlerin davalılar tarafından kesintisiz bir biçimde toplam beş yıl boyunca gelir getirdiği esas alınarak hesaplama yapıldığı saptanmıştır. Bilirkişi raporunda 2016 yılı itibarıyla kira esasına göre aylık 250,00 TL gelir getirebileceği belirtilen çatı katının davacı tarafça dayanılan tanık beyanlarına göre hiç kiraya verilmediği, aylık 500,00 TL gelir edilebileceği belirtilen ve tanık ...'ın oturduğu dairenin üstünde yer alan dairenin son iki senedir kiraya verildiği belirtildiğine göre bu dönemlerin hesaplanan ecrimisil bedelinden mahsup edilmediği, öte yandan bu hususların kararın gerekçesinde Mahkemece de tartışılmadığı anlaşıldığından, dava tarihinden geriye kesintisiz şekilde 5 yıllık süre boyunca ecrimisil hesabı yapılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda (V.B) numaralı bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.