Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4743 E. 2026/3055 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4743
- Karar No
- 2026/3055
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/109 E., 2025/1444 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/175 E., 2023/352 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Uşak ili, ... Mahallesi, 39 52... parselin bulunduğu taşınmaz ... vd. ait iken 22.01.1983 tarihinde 1 67... taşınmazın bu davalılar tarafından...'ya el senedi ile 100.000,00 TL'ye satıldığını, aynı taşınmazın... tarafından da davacıya satıldığını, davacının taşınmazın üzerine üç katlı bina yaparak mesken olarak kullandığını, taşınmazın bulunduğu arazide imar uygulaması yapıldığını ve 39 52... parsele dönüştüğünü, uygulamada 75/214 hissesinin davacı adına, geriye kalan alan 139/214 hissenin davalılardan ... adına tescil edildiğini, tüm ihtarlara rağmen tapunun davacıya devredilmediğini, davalılardan ...'nın imar uygulamasından sonra burada malik olduğunu, evveliyatında el senedi ile gayrimenkulü satan diğer davalıların malik olduğunu, davacının iyiniyetli olarak yaptığı ancak imar uygulaması ile davalı ... adına tescil edilen hissenin bedel mukabili iptali ile davacı adına tescilini, bu talebin mümkün olmaması hâlinde ise, davacının gayrimenkulü alırken verdiği bedelin tespiti ile diğer davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı konuyla ilgili Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2016/211 Esas sayılı dosyada davanın reddine karar verildiğini, davacının dayandığı hukuki sebebin İmar Kanunu'nun 18. maddesi ile oluşan parsellere birkaç istisna dışında uygulama imkan ve kabiliyetinin olmadığını, TMK 724. maddesinde hakkın kişisel bir hak olduğunu ancak arazi üzerine yapı yapıldığı sırada araziye malik olan kişilere karşı ileri sürülebileceğini, davacının hisseyi 1983 yılında aldığını, müvekkilinin bu tarihte taşınmazda hissedar olmadığını, 18. madde uygulaması ile 2004 yılında hissedar olduğunu, davacının inşaat yaptığı araziyi tapudan değil el senedi ile aldığını, iyiniyetli olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... cevap dilekçelerinde özetle; aynı konuda Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/211 Esas, 2017/202 Karar sayılı dosyası ile açılan davanın reddedildiğini, davayı kabul etmediklerini, daha önce imar uygulamasından dolayı kendilerine düşen hisseleri davacıya tapuda devrettiklerini ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; dava konusu 39 52... parsel sayılı taşınmazın ... haricindeki davalılarca 22.01.1983 tarihli harici satış senedi ile dava dışı...'ya satıldığı, harici satış senedinin arka sayfasında bulunan ''Ben..., arsayı aldığım şartlarda ...'a devrettim, hiçbir hakkım yoktur." şeklindeki açıklama ile davacıya devredildiği, sözleşmede tarih ve bedel bulunmadığı, dosya arasına alınan ve davacı tarafça sunulan abonelik ve benzeri kayıtlara göre taşınmazın davacının tasarrufunda olduğunun ve bina inşa ettiğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazda imar düzenlemesi yapılarak davalı ...'nın 15.07.2003 tarihinde malik olduğu, 26.05.2004 tarihinde tashih ile 75/214 hisse davalı ...'ye, 139/214 hissenin ise ...'ya ait olacak şekilde tescil edildiği, 11.04.2007 tarihinde de ...'nin hissesini davacıya devrettiği, kadastro tutanaklarına göre dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 24.07.1985 tarihinde yapılarak kesinleştiği, dolayısıyla harici satışın yapıldığı tarihte dava konusu taşınmazın tapusuz olduğu, tapusuz taşınmazların devrinin taşınır satışlarına ilişkin hükümlere tabi olduğu ve yapılan sözleşmenin geçerli olduğu ancak Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde 10 yıllık hak düşürücü süre öngörüldüğü, davacı tarafça da kadastro öncesi sebeplere ve bu kapsamda düzenlenen harici satış sözleşmesine dayanıldığı, kesinleşen kadastro tespitinin üzerinden 10 yıllık sürenin de geçtiği anlaşıldığından davacının tapu iptal ve tescil talebi yönünden açtığı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı ... haricindeki davalılara yönelik açılan ödenen satış bedelinin dava tarihi itibariyle güncellenen değerinin tahsili talebi yönünden ise; sözleşmenin bu davalılar ile dava dışı... arasında düzenlendiği, sözleşme bedeli olarak eski 10 milyon TL bedelin satışa esas alındığı ve sözleşme içeriğine göre satıcıların paralarının tamamını aldıklarını beyan ettikleri, aynı sözleşmenin arkasına yazılan ikinci bir anlaşmaya göre, dava dışı...'nın taşınmazı davacıya sattığının anlaşıldığı, dolayısıyla davacı ile davalılar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, taşınmazı davacıya satan kişinin davalılar olmayıp dava dışı... olduğu, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği davacının, ödediği satış bedelini davalılardan talep edemeyeceği, kaldı ki davalı ...'ye ait olan 75/214 hissenin de daha önce davacıya devredildiği hususları nazara alınarak bu davalılar yönünden açılan davanın ise husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; İmar Kanunu 18. maddesi uyarınca yapı bedeli ödenmedikçe ömrü tamamlanıncaya kadar yapının kullanılmaya devam edeceği, yapının kullanılmasına davalının engel olduğuna ilişkin bir iddia ve beyanda bulunulmadığı, davalı tarafından açılan el atmanın önlenmesi ve yıkıma yönelik bir dava bulunmadığı, taraflar arasında yapı bedellerine ilişkin bir anlaşma da bulunmadığından temliken tescil koşullarının oluşmadığı, taşınmazı davacıya satanın davada taraf olmayan... olduğu sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacının ödediği bedeli davalılardan talep edemeyeceği gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Yapının davacı tarafından yapıldığı konusunda bir ihtilaf bulunmadığını, b. İmar uygulamasından önce davacının bir kısım davalıdan paylarını devraldığını, ancak bir kısmının paylarını devretmediğini, imar uygulaması sonucunda dava konusu parselde davacı ile davalılardan ismail’e pay verildiğini, diğer davalılara ise farklı parsellerde pay verildiğini, c. Davacı ile bir takım davalılardan taşınmazı haricine satın alan... arasındaki işlemin alacağın devri işlemi olduğunu, davacının, dava dışı İsmal’in haklarına halef olduğunu bu nedenle ödenen bedelin tahsiline karar verilmesi gerektiğini, c. Taşınmazın değerinin arzın değerinden fazla olduğunu, davalı ...’nın hissesine düşen parayı depo etmeye hazır olduklarını, davalı ...’in taşınmazı kullanmadığını, taşınmazı davacının kullandığını, temliken tescil için tüm şartların mevcut olduğunu, taşınmazın davacı adına tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir . B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; harici satış sözleşmesine dayalı temliken tescil, terditli olarak tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.