Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4740 E. 2026/3240 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4740
Karar No
2026/3240
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/494 E., 2025/1386 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/268 E., 2022/368 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının malik olduğu Muğla ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, 2 35... parsel sayılı taşınmaz ile davacının maliki olduğu 2 35... parsel sayılı taşınmazların bitişik olduğunu, taşınmazlar üzerinde birer kat bitişik nizam evlerinin mevcut olduğunu, daha sonra davalının davacıya ait parsele taşacak şekilde evine ek inşaat yaptığını ve ilk evin üzerine ikinci katı çıktığını, davaya konu taşınmazda taraflar malik olduklarında zeminde mevcut olan ve araziyi ortadan ikiye bölen yöresel adıyla an olduğunu, ancak davalının 2015 yılı öncesi hem eski evine bitişik yaptığı kaçak inşaat ile hem de bu anı zeminde düzleyerek kendi sınırını ileriye taşımak suretiyle tecavüzde bulunmaya başladığını, 2015 yılında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde davalı tarafından yapılan ek binanın sınırı ve devamında davalı tarafından ağaç dikilmek suretiyle ve önceden zeminde bulunan kadim an yok edilerek oluşturulan yeni sınır esas alınarak yanlış hesaplama ile davacı taşınmazın yüz ölçümünün 916,87 m² olarak hukuka aykırı bir şekilde belirlendiğini, 2015 tarihinde belirlenen sınır dışına taşkın olarak yapılmak suretiyle davalı tarafından gerçekleştirilen müdahalenin men'i ve taşkın inşaatın kâl'ine, davalı tarafından sınır boyunca dikilen ağaçların sökülerek kaldırılmasına ve davalının eski binaya ek olarak yaptığı yapılarda davacıya ait eve bakan yönde açtığı pencerelerin kapatılmasına karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafından 22-a uygulaması öncesinde dava konusu taşınmaz üzerine daha önce zeminde var olan evinin ikinci katını yaptığını, ikinci katı yapmadan önce her iki taşınmaz üzerinde birbirine dayalı vaziyette davacı ve davalıya ait birer ev olduğunu, birbirine bitişik nizam inşaat yapan davacının bu durumu kabul ederek yıllarca taşınmazını bu şekilde kullandığını, davalının evini 40 yıl önce yaptığını, 40 yıldan bu yana bulunan pencerenin kendisini rahatsız etmeyen davacının bugün neden böyle bir dava açtığını anlayamadığını, pencerenin davacıya bir zararının bulunmadığını, kâl'i istenilen ağaçların 30-40 yıl önce dikilen ağaçlar olduğunu, davacıya zararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın taşkın inşaat nedeni ile müdahalenin men'i ve kâl talebinin taşkınlık olmadığının tespiti nedeniyle reddine, dava konusu edilen ağaçların genel durumları itibari ile kök ve gövde kısımlarının davacıya ait taşınmaza taşkın olmadıkları, davalının taşınmazında bulunan ağaçların davacının taşınmazında bitkisel ürünlere olumsuzluğa neden olacak zararının mevcut olmadığının tespit edilmiş olması nedeniyle davacının ağaçların sökülerek kaldırılmasına ilişkin talebinin de reddine, davalının taşınmazında bulunan evin kendi taşınmazına bakan tüm pencerelerin kapatılması talep edilmiş ise de pencerelerden sadece "pencere 4, pencere 5 ve pencere 6" No.lu pencerelerin aile mahremiyetinin ihlali niteliğinde ve komşuyu olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlık olduğu gerekçesiyle "pencere 4, pencere 5 ve pencere 6" numaralı pencerelerin kapatılmasına, davacının "pencere 1, pencere 2, pencere 3" numaralı pencerelerin kapatılmasına ilişkin talebinin ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddi yönünden verilen karara itirazı olmadığını ancak pencerelerin kapatılmasına dair kabul kararının hatalı olduğunu, yaklaşık kırk yıldır evin ve pencerelerinin var olduğunu, mahremiyete ilişkin kanaat mahkemeye ait iken görevi olmayan bilirkişinin bu konuda kanaat bildirmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, komşuluk hukukundan kaynaklı el atmanın önlenmesi ve kâl istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4740, K. 2026/3240, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4740-e-2026-3240-k-66024cfa7551