Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4735 E. 2026/2544 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4735
- Karar No
- 2026/2544
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/146 E., 2025/983 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ferizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/118 E., 2023/604 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, 2 31... parsel sayılı taşınmazın maliki ve hissedarı olduğunu, aynı yer 2 31... parsel sayılı taşınmazın kullanıcılarından davalının kendisine ait taşınmazı kullanarak işgal ettiğini ileri sürerek davaya konu taşınmaza müdahalenin men'ine, haksız işgal tazminatının davalıdan alınarak tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 13.04.1961 tarihinde davacının murisi ... adına tapuda kayıtlı olan dava konusu taşınmazın, müvekkilinin dedesi ... tarafından yaklaşık 1963 yılında bizzat ücreti ödenerek satın alındığını, dönem şartlarının zorlu olması sebebiyle tapu devir işlemlerinin zamanında gerçekleşmediğini, yine kayıtlardan anlaşılacağı üzere 20.08.1965 tarihinde ...'un vefat ettiğini, dava konusu alacağın likit olarak tespit edilebilecek bir alacak olduğunu, belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, müvekkilinin ailesi tarafından iyiniyetli olarak yıllarca ilgili taşınmazın tapu devri yapılacağını ve taşınmazın satın alındığı inancıyla tarım faaliyetini herhangi bir işgal durumu olmadan yaptıklarını, taraf teşkili sağlanmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 2 31... parselde kayıtlı taşınmazın fiili olarak davalının kullanımında olduğu, davacı ve davalının paylı mülkiyetinin söz konusu olmadığı ve bu suretle intifadan men koşulunun aranmayacağı, davacının hissedarı olduğu taşınmazın davalının kullanımında olmasının haklı bir sebebe dayanmadığının ve dava konusu taşınmazın kullanımının uzun süredir devam ettiğinin tanık anlatımlarıyla anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalı tarafça dava konusu taşınmazın haricen satın alındığı ancak tapuda devir işleminin yapılmadığı ileri sürülmüş ise de; dava konusu tapulu taşınmazda harici satışa değer verilemeyeceği, dava konusu taşınmazın kayden maliki olan davacının mülkiyet hakkı karşısında, davalı tarafın kullanımını üstün kılacak, kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir ayni ya da şahsi hakkı mevcut olmadığı, davacının hissesi uyarınca ecrimisilin hesaplandığı, Mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verildiği ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müvekkilinin dedesi tarafından satın alındığı 1963 yılından itibaren davalı ve ailesi tarafından iyi niyetli zilyet olarak kullanıldığını, müvekkiline karşı hiçbir yazılı ihtarda bulunulmadığını, zımni rızanın söz konusu olduğunu, dava konusu taşınmaz el birliği mülkiyeti hükümlerine tâbi olduğundan tüm hissedarların katılımı sağlanmadan veya temsilci atanmadan hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası ve tapu iptali ve tescil davası açılması için süre tanınmadığını, bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ecrimisil şartlarının oluşmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, ecrimisil talebinde intifadan men şartının ispatlaması gerektiğini, vekâlet ücretinin taşınmazın tamamının değeri üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.