Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5740 E. 2026/2478 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5740
- Karar No
- 2026/2478
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/992 E., 2025/975 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/117 E., 2020/168 K.
Taraflar arasında görülen asıl davada satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada satış vaadi sözleşmesinin iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince Dairemizin bozma ilâmına direnilerek asıl davanın reddine birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, direnme kararının davacı - birleştirilen davada davalı vekilinin tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı - birleştirilen davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davalı - birleştirilen davada davacı vekili Av... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı, Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...’nın müvekkiline .... Noterliğinin 12.12.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesiyle dava konusu 101 50... parsel sayılı taşınmazdaki 7931/9600 hissesini 260.000,00 TL bedel ile satmayı vadettiğini, satış bedelinin ödendiğini, sözleşmenim tapuya şerh edildiğini belirterek, dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı 7931/9600 hissesinin müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Konya ilinde yaşadığını ve Mersin ilinde adına kayıtlı bir çok gayrimenkul bulunduğunu, davacının akrabası olan ... ile bu gayrimenkulleri satın alacak kişiler bularak müvekkili ile komisyon karşılığında irtibat kurması hususunda anlaştıklarını ve müvekkilinin ...'ye .... Noterliği 20.11.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletname verdiğini, kısa bir süre sonra dava konusu 101 50... parsel sayılı taşınmazda davacı adına kayıtlı bulunan 7931/10150 hisseye ... ve davacının ortak arkadaşının tâlip olduğunu, tarafların satış değeri olarak 2.000.000,00 TL'ye anlaştıklarını, alıcının bu gayrimenkulü eşi ... adına alacağını söylediğini, birlikte notere gittiklerini, alıcı ...'nun paranın bankadan eşi tarafından çekilerek getirileceğini söyleyerek noter işlemlerinin başlamasını istediğini, bunun üzerine noter başkatibi tarafından satış vaadi sözleşmesinin düzenlenmeye başlandığını, tarafların ise imza için paranın gelmesini beklemeye başladıklarını, ancak sürekli oyalanmasına ve bir türlü istediği paranın gelmemesine sinirlenen müvekkilinin noteri terk ettiğini, müvekkilinin noteri terk etmesi üzerine ...'nün davalının daha önce kendisine verdiği vekâleti devreye sokarak ... ile satış vaadi sözleşmesi yaptığını; ..., ... ve noter başkatibinin birlikte hareket ederek çıkar gütmek maksadıyla hileli işlemlerle değerinin çok altında 260.000,00 TL’ye taşınmaz için satış vaadi sözleşmesi düzenlediklerini, müvekkilinin sözleşmenin imzalanması esnasında hazır olmadığı gibi noter sözleşmesinde imzasının dahi bulunmadığını, noter tarafından sözleşmenin sanki müvekkilinin beyanı alınmış gibi düzenlendiğini, dayanak vekaletnamede taşınmazların konusunun belirlenebilir olmadığını, davalının rızası dışında yapılan tüm bu işlemleri müvekkili aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davası ile öğrendiklerini ileri sürerek, .... Noterliğinin 12.12.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleştirilen davada davacı vekili 22.01.2018 tarihli ıslah dilekçesinde; ...’nün müvekkilinin dayısı olduğunu, teyzesinin eşi ...’in müvekkiline memur olması nedeniyle toplayacağı hisselerin müvekkili adına tescil edilmesi teklifinde bulunduğunu, hisse alımlarının 2000 yılında başlayıp 2014 yılına kadar devam ettiğini, müvekkilinin ...’e taşınmaz alım-satımı hususunda vekaletname verdiğini, ...’in ileride değerleneceğini söyleyerek müvekkilinin ailesini dava konusu hisseyi almaya ikna ettiğini ve müvekkilinin ailesinin birikimleriyle dava konusu hissenin satın alınarak müvekkili adına tescil edildiğini, dava dışı ...’in belediyede harita şefi olduğunu ve hisse alımı konusunda yardımcı olduğunu, ... ile ...’in daha sonra Konya ilinde şirket kurduklarını, müvekkilini bu şirkette işe aldıklarını, ...’in asıl dava davacısının eşi olduğunu, ...’in müvekkilinden aldığı vekaletname ile taşınmazı satışa çıkardığını, bunu duyunca müvekkilinin ...’i azlettiğini, bunun üzerine ...’in müvekkilini tekrar vekaletname vermesi için tehdit ettiğini ve ceza aldığını, daha sonra müvekkilinin dayısı ...’in müvekkili ile ...’in arasını bulmak ve ...’e ait taşınmazların devrini sağlamak için müvekkilinden vekâletname aldığını, müvekkilinin kendi adına aldığı hisseleri satmaya başlaması üzerine ...’in tehditlere devam ettiğini ve 09.07.2015 tarihinde kendisini işten çıkardığını, dava konusu taşınmazın müvekkiline ait olduğunun ..., ..., ... ve ... tarafından bilindiğini, satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı sırada müvekkilinin Konya ilinde olduğunu, sözleşmeyi kendisine vekâleten ...’in düzenlediğini, satış bedelinin gerçek değerinin çok altında olduğunu, müvekkiline ait diğer taşınmazın da aynı gün aynı noterde müvekkiline vekâleten ... tarafından ...’e satışının vadedildiğini, bu işlemlerin müvekkilinin onayı ve rızası dışında yapıldığını beyan ederek ıslah talebinin kabulü ile vekâletin kötüye kullanılması, hile ve muvazaa nedenleriyle satış vaadi sözleşmesinin iptaline ve tapudaki satış vaadi şerhinin terkinine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, birleştirilen davada dava dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle davanın reddini savunmuştur. 2. Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve yargılama sırasındaki beyanlarında, ... ile vekili ... arasında bir güven sorunu olmadığının anlaşıldığını, davacı tarafın anlattığı olayların kurguya dayalı olduğunu, hilenin söz konusu olmadığını, müvekkilinin vekil ... adına düzenlenen usul ve yasaya uygun vekâletnamesine güvenerek satış bedelini ödediğini, dava dilekçesi ile ıslah dilekçesindeki anlatılan olayların çelişkili olması ve ıslah dilekçesinde talep sonucunun yer almaması nedeniyle ıslahın geçerli olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve 2018/117 Esas, 2020/168 sayılı kararında asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli kararına karşı davalı birleştirilen davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı - birleştirilen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 27.09.2022 tarih ve 2021/2570 Esas, 2022/5518 Karar sayılı ilâmında özetle; "...dava konusu taşınmazın ...’ın ailesinin birikimleriyle ... adına satın alındığı ispatlanamamış ve dosyaya yansıyan olayların oluş şekline göre de ... tarafından vekil ...’e vekaletname verilmesinin nedeninin ... tarafından satın alınarak ... adına tescil edilen hisselerin ...’e iadesi olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesinin ... ile vekil ...’in birbirini tanıyor olması ve dava konusu taşınmazın satış tarihindeki rayiç değeri ile satış vaadi sözleşmesinde yazılı satış bedeli arasında fark olması nedeniyle vekalet görevinin kötüye kullanıldığının kabulüne yönelik gerekçesi somut olaya uygun ve yeterli görülmemiştir. Ayrıca, satış vaadi sözleşmesinin ... vekili ... ile ... arasında muvazaalı ve hileye dayalı olarak düzenlendiği de ispatlanamamıştır. Açıklanan nedenlerle; birleştirilen davada satış vaadi sözleşmesinin iptali isteminin reddine karar verilmesi, asıl davada ise satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi yönünden işin esası incelenerek bir hüküm kurulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince, değinilen yönler gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesince 23.01.2023 tarih ve 2023/29 Esas, 2023/139 Karar sayılı ilâmı ile direnme kararı verilmiştir. C. Direnme Kararı Üzerine Hukuk Genel Kurulu Kararı 1. Direnme kararı süresi içinde davacı - birleştirilen davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.04.2025 tarih, 2023/7-10 37... /235 Karar sayılı ilâmı ile direnme kararının Dairemizin bozma ilâmında belirtilen nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak asıl davanın kabulüne birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı - birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını, 2. Müvekkilinin satıştan gelir elde ettiğine dair hiçbir delil ve bulgu bulunmadığını, 3. Davacının dava konusu taşınması alacak maddi imkanı olmadığını, 4. İşlemi organize eden kişi olan davacının eşinin belediyede harita şefi olduğunu, hangi taşınmazın kıymetleneceğini bildiğini, 5. Taşınmazın hile ile bedelsiz devredildiğini, 6. Asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Asıl dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava vekâlet görevinin kötüye kullanılması, hile ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı satış vaadi sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. 2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.