Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4395 E. 2026/2232 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4395
Karar No
2026/2232
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/608 E., 2025/825 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/258 E., 2024/328 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... adına kayıtlı davaya konu taşınmazın ...'ın icra borçları nedeni ile satılacakken ...'ın borçlarının davacı tarafından ödenmesi üzerine teminat amacıyla taşınmazın davacıya devri hususunda tarafların anlaştıklarını, ancak o dönemde davaya konu taşınmazın davacı üzerine tescil edilememesi nedeni ile geçici olarak davalı ... üzerine tescil edildiğini, davaya konu taşınmazın gerçek sahibinin davacı olduğunu ileri sürerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 16. maddesi gereğince taşınmazın davacı adına tescilini, mümkün olmaması hâlinde davaya konu taşınmazın bedelinin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan alınarak davacıya verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından icra dosyasına ödeme yapılmadığını, bunun ancak senetle ispat edilebileceğini, borcun davalı ... tarafından ödendiğini, ödeme davacı tarafından yapılsa bile bunun vekâletsiz iş görme olduğunu, ayni hakkı sağlamayacağını, davalı ...'le davacı arasında inanç ilişkisine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "taşınmaz satımın resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı, dosya kapsamından taşınmazın teminat olarak gösterildiğinin anlaşıldığı, fakat davacı tarafından buna ilişkin resmi bir belgenin ibraz edilemediği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, ödemelerin yapılması nedeni ile terditli açılan davada tazminata ilişkin davanın kabulüne, dava konusu olan taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 1.780,000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacı ile davalı ... veya tapu maliki davalı ... arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, sunulan Whatsapp yazışmalarında taşınmaz mülkiyetine dair davalıların bir beyanlarının bulunmadığı, yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir kanıt sunulamadığı, davacı tarafça davalılara yemin teklif etmeyeceğinin bildirildiği, davacı ile davalılar arasındaki inanç sözleşmesinin ispat edilemediğinden tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafça ikinci kademede taşınmazın rayiç değerinin tahsilinin talep edildiği, bu isteminin kabul edilebilmesi için taraflar arasındaki inanç sözleşmesinin kanıtlanmasının gerektiği, zira davacı tarafından davalılardan ödediği bedelin değil taşınmaz değerinin istendiği, taraflar arasındaki inanç sözleşmesi kanıtlanamadığından taleple bağlılık ilkesinin düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26.maddesi dikkate alınarak ve davacının davalılara karşı her zaman alacak davası açabileceği de gözetildiğinde davacı tazminat da isteyemeyeceğinden bu isteminde reddi gerektiği" gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmek üzere davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar arasındaki satışın gerçek bir satış olmadığını, davacı tarafından haciz gelmesin diye davaya konu taşınmazın davalı ... adına tescil edildiğini, her ne kadar delil başlangıcının olmadığı belirtilse de Whatsapp kayıtları, dekontlar, inançlı işlemi ortaya koyduğunu, bu sebeple tanıklarla inanç ilişkisinin ispat edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından öncelikli talep olan tescil yönünden inceleme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4395, K. 2026/2232, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4395-e-2026-2232-k-7daf69c4eeae