Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4323 E. 2026/1171 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4323
- Karar No
- 2026/1171
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2065 E., 2025/561 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/660 E., 2021/574 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 8 21... parselin müvekkili tarafından 1978 yılından beri nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığını, üzerinde 2 katlı evi olduğunu, Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/6 Esas sayılı dosyasına istinaden davalılar adına tapuda tescil gördüğünü fakat müvekkilinin bu davadan hiçbir şekilde 2018 yılının Ekim ayına kadar haberdar olmadığını, yapı kayıt belgesi harcını yatıracakken bu durumu öğrendiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesindeki şartların gerçekleştiğini, dava konusu yerin yollarını bizzat mahalleli ile birlikte kazma kürek kazarak yaptıklarını, mahalleyi imar ihya ettiklerini, müvekkilinin bunları yaparken iyiniyetli olduğunu, bu nedenle mahkemenin aksi kanaatte olması hâlinde ise 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesindeki şartların oluştuğunu belirterek dava konusu yerin 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, terditli olarak temliken tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri ayrı ayrı sunulan cevap dilekçelerinde; davacının talepleri arasında ekonomik ve hukuki tutarlılık olmadığını, bu şekilde terditli dava açılamayacağını, terditli olarak sunulan her iki talebin hukuki temelinin de tamamen birbiriyle zıt olduğunu, tapuda kayıt maliklerinin belli olduğunu, gaiplik kararı verilmesinin söz konusu olmadığını, ifrazı hukuken mümkün olmayan taşınmaz bölümleri için zilyetlikle iktisap davası da açılamayacağını, davacının Belediye ve Hazine taşınmazlarına kaçak inşaat yapan binlerce kişiden biri olduğunu, inşaat yaparken, arsanın kendi mülkiyetine ait olduğunu sanmasının inanılacak veya ciddiye alınacak bir iddia olamayacağını, tapulu taşınmaza ilişkin iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceğini, davacının aldığını beyan ettiği tapu tahsis belgesinin dahi taşınmazın kendisine ait olmadığını bildiği anlamına geldiğini, yapı değerlerinin zeminden az olduğunu, temliken tescil talebinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesine dayalı tescil talebi yönünden yapılan değerlendirmede, dava konusu parselin kadastroda Hazine adına tescil edildiği, 1960 yılında 7367 sayılı Hazineden Belediyelere Devredilecek Arazi ve Arsalar Hakkında Kanun uyarınca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredildiği, ancak (mülga) 2613 sayılı Kanun hükümlerine göre 10 yıllık hak düşürücü süre içinde, davalılar ve murisleri tarafından Belediye Başkanlığı aleyhinde Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 1978/163 Esas sayılı tapu iptali ve tescil davası açıldığı ve anılan mahkemece verilen 12.03.1980 tarihli ve 198/0/84 Karar sayılı karar ile davalıların murisleri adına tapuda tescil kararı verildiği, kararın 03.02.1984 tarihinde kesinleştiği, kararda, lehine tescil kararı verilen kişilerin sahip olacakları hisseler gösterilmediği için mahkeme kararı tapuya tescil edilemediği, mahkeme kararının kesinleşmesinden takriben 1 ay kadar sonra 23.03.1984 tarih ve 18350 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren KHK uyarınca dava konusu parselin tapu kayıt mülkiyetinin kendiliğinden Beykoz Belediye Başkanlığına intikal ettiği, Beykoz Belediye Başkanlığı tapuda taraf olmadığı için, mahkeme kararının, tapuya tescili imkânı tamamen ortadan kalktığı, bunun üzerine, tapuda kayıt maliki olarak gözüken Beykoz Belediye Başkanlığı aleyhine Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2015/6 Esas sayılı davada verilen 11.05.2015 tarihli ve 2015/95 Karar sayılı ilâm ile dava konusu parselin de arasında olduğu 9 adet parselin ... Başkanlığı adına olan tapu kaydının iptaline ve davalılar adına kayıt ve tesciline karar verildiği, kararın 10.05.2018 tarihinde kesinleştiği, davalılar adına 15.08.2018 tarihinde tapuya tescil edildiği, dava konusu taşınmazın 1960 yılında “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı” adına, 1984 yılında “... Başkanlığı” adına, 2018 yılında ise davalıların murisleri adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın tapusu için geçmiş olan bu safahat göz önünde bulundurulduğunda söz konusu taşınmazın tapusuz olmadığı, malikinin ölü olmadığı, tapu kayıtlarından malikinin anlaşılmaması gibi bir durumun bulunmadığı ve tapu malikleri için alınmış bir gaiplik kararı da olmadığı, dolayısı ile davacıların Medeni Kanun'un 713. maddesine dayalı tescil taleplerinin hukuki dayanağı kalmadığı, davacı tarafın diğer talebi olan temliken tescil talebi yönünden yapılan incelemede ise; 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesinde öngörülen temliken tescil hakkından yararlanabilmesi için iyiniyetli olunması gerektiği, taşınmazın tapuda kayıtlı taşınmaz olduğu, davacının iyiniyetli olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, ayrıca söz konusu taşınmaz için ifraz koşullarının da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazı müvekkilinin 30 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kullandığını, taşınmazı zilyedinden para ile satın aldığını, ayrıca ilgili taşınmaz için tapu tahsis belgesi aldığını, müvekkilinin dava konusu yere iyiniyetle ev yaptığını, vergilerini ödediğini, ayrıca taşlık olan mahalleyi de mahalleli ile imar ihya ettiklerini, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yapı değerinin eksik belirlendiğini, bilirkişi raporuna itirazının reddedildiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmü ile ilgili kazanma şartlarının müvekkili açısından oluştuğunu, ayrıca dava konusu yerin ... Başkanlığı adına (1984 yılında yürürlüğe giren KHK uyarınca) tescilinin geçersiz daha doğrusu "yolsuz tescil mahiyetinde" olduğunu, dava konusu yerde 1984 yılından 2018 yılına kadar tapudaki belirsizliğin devam ettiğinin açık olduğunu, temliken tescil talebi yönünden ise taşınmazın tapuda kayıtlı olmasının iyiniyetli olma durumunu etkilemeyeceğini, temliken tescil şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 713/1 hükmü ve 2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak temliken tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.