Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4307 E. 2026/2073 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4307
Karar No
2026/2073
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2534 E., 2025/1401 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/626 E., 2023/245 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, 8 99... parsel sayılı taşınmazda tarafların malik olduğunu, davalıların taşınmazı kullandığını, davacının kullanımını engellediğini, noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, ihtarname tebliğ edilmesine karşın müdahalenin sona ermediğini, herhangi bir bedel ödenmediğini belirterek davalıların davacının payına yönelik müdahalesinin aynı oranda önlenmesine, şimdilik 500,00 TL ecrimisilin en yüksek faizi ile birlikte davalı taraftan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın muris babalarından intikal ettiğini, tarafların paydaş olduğunu, arsanın muris tarafından alındığını, üzerindeki binanın ... tarafından yapıldığını, yasal mirasçıların rızası ile paylaşım yapıldığını, taşınmazın 2. ve 3. katlarına davalıların yerleştiğini, 1. katta ise davacının oturduğunu, davacıya ...'deki arsanın tahsis edildiğini, fiili taksim anlaşması olduğunu, davalıların 30 yıldır aynı yerde oturduğunu, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralına aykırı davranıldığını, halihazırda tarafların 87 yaşındaki anneleri ...'e davalıların baktığını, davalılardan ...’nın vasi tayin edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın el atmanın önlenmesi talebi yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden kabulü ile, 3.479,37 TL’nin 01.01.2018 tarihinden, 4.945,05 TL’nin 01.01.2019 tarihinden, 6.365,25 TL’nin 01.01.2020 tarihinden, 5.216,34 TL’nin 16.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan yarıya alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin ecrimisile yönelik istinaf talebinin miktar nedeni ile usulden reddine, davalı vekilinin el atmanın önlenmesine yönelik istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile davanın el atmanın önlenmesi talebi yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden kabulü ile 3.479,37 TL’nin 01.01.2018 tarihinden, 4.945,05 TL’nin 01.01.2019 tarihinden, 6.365,25 TL’nin 01.01.2020 tarihinden, 5.216,34 TL’nin 16.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan yarı yarıya alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Dava açıldığı tarihte dava konusu dairede tarafların annesinin oturduğunu, bu nedenle haksız işgalin bulunduğunu, b. 2021 tarihli keşifte de bu hususun tespit edildiğini, c. Bu nedenle dava açıldığı tarihte davacının haklı olduğunu ve aleyhine vekalet ücreti hesabının yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğunu, d. Dava konusu daire boş olsa dahi, davalılar tarafından davacının kullanımının engellediğinin tanık beyanları ile sabit olduğunu, bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini ileri sürmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, paydaşlar arası men'i müdahale ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler ile temyiz edenin sıfatına ve temyiz nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4307, K. 2026/2073, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4307-e-2026-2073-k-f3d8c8137c9c